İçinde bo olan 5 harfli 46 kelime var. İçerisinde BO bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bo olan kelimeler listesine ya da Sonu bo ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BOYAR

Kelime Kökeni : Rusça

  1. [isim] Tuna bölgesinde, Transilvanya'da, Rusya'da soylulara verilen unvan

BORUK

  1. [isim] Dağlarda yetişen, kokulu, süpürge ve yakacak olarak kullanılan bir ot türü

BODUR

  1. [sıfat] Enine göre boyu kısa ve tıknaz
    • "Bir av arıyormuş gibi tereddütlü adımlarla bodur böğürtlen dallarını hışırdatarak şoseye indi." (Ömer Seyfettin)
    • "Boyu bosu kötü toprağa düşmüş İdris ağacı gibi bodur kalmış." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

BOCCE
...
BOLCA

  1. [sıfat] Oldukça geniş
    • "Bolca bir pantolon."
  2. [zarf] Oldukça çok, çokça
    • "Bu yıl bolca yağmur düştü." (Memduh Şevket Esendal)

BOYUN

  1. [isim] Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi
    • "Ellerini bu defa, boynuna sıkıştırdığı beyaz peçeteye sildi." (Atilla İlhan)
    • "Para bulabilmek için ya bir tarafa boyun eğmeli ya öbür tarafla birleşmeli idik." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Eli göğsünde, boyun keserek dervişçe bir selamla alçak bir sedirin ucuna ilişti." (Haldun Taner)
    • "Hürrem Hakkı, Ferhunde'nin önünde boyun kırdı." (Mahmut Yesari)
  2. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım
    • "Nevin hayretle boynunu bükerken içeri Behiç girdi." (Peyami Safa)
  3. Sorumluluk
  4. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer
  5. Üzeri
    • "Günahı söyleyenlerin boynuna, derler ki bu iki genç birbirlerini küçükten beri sevmişler de öyle nişanlanmışlar." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

TURBO

  1. [sıfat] Havayı veya havaya katılmış bir karışımı, düzenli ve amaca uygun olarak üfleyen
    • "Turbo fırın. Turbo jet."

BOĞAK

  1. [isim] Anjin

LİMBO

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Irmaklarda, sığ sularda yük taşıyan bir tür tekne
  2. Bir ticaret gemisinin içindeki yükü, bordasına yanaşan başka bir gemiye aktarma işlemi

BOZUK

  1. [sıfat] Bozulmuş olan
    • "Daracık ve bozuk kaldırımlardan çamurlu sular akıyordu." (Tarık Buğra)
  2. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ)
    • "Ağzındaki birkaç bozuk dişten şüphe ettim." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [isim] Madenî para, bozuk para
    • "Hiç olmazsa birkaç kuruş bozuk ver!" (Memduh Şevket Esendal)
  4. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık
    • "Bozgun sırasında Ankara'da meclisin havası pek bozuktu." (Falih Rıfkı Atay)
  5. Kızgın, sıkıntılı
    • "Süleyman'ı adada yüzü o kadar bozuk ve korkunç buldu ki." (Halide Edip Adıvar)

BOCUK

Kelime Kökeni : Rusça

  1. [isim] Ortodokslarca kutlanan İsa'nın doğum yortusu

BOHEM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. Yarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan (kimse veya topluluk)
    • "Gecenin bu saatinde bohem arkadaşlarımın bulunabilecekleri büyük bir birahanenin kapısı önünde durdum." (Peyami Safa)

BOYCA

  1. [zarf] Boy bakımından
    • "Güçlü kuvvetli kız, boyca ondan en az iki karış yüksek." (Atilla İlhan)

BODUÇ

  1. [isim] Ağaç veya topraktan yapılmış küçük su kabı

BORİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bordan türeyen asit ve anhidrit

HIRBO

  1. [sıfat] İri yarı (kimse)
  2. Sersem, salak ve kaba saba

BOYOZ

  1. [isim] Kuş yuvası biçimi verilmiş milföy hamurunun içine kıyma, patates, peynir vb. malzemeler konulduktan sonra üzerine pudra şekeri veya tahin dökülerek hazırlanan bir çeşit börek

BOMBE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Şişkinlik, kabarıklık

BOĞUM

  1. [isim] Boğulmuş, sıkılmış yer
    • "Sağ elinin şehadet parmağının ilk boğumuyla tetiği çekti." (Ömer Seyfettin)
  2. Parmak, kamış, saz vb. bitkilerin şişkince bölümü
  3. İnce damarların veya sinirlerin yumak gibi toplandığı yer
    • "Lenf boğumları. Sinir boğumları."

BOZMA

  1. [isim] Bozmak işi
  2. [sıfat] Biçimi ve kullanılışı değiştirilmiş
    • "Büyükçe bir ahırdan bozma sinema salonu hâlâ gübre kokuyordu." (Erhan Bener)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü