İçinde bi olan 5 harfli 98 kelime var. İçerisinde Bİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bi olan kelimeler listesine ya da sonu bi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- RAGBİ
-
Kelime Kökeni: İngilizce rugby
-
[isim]
On beşer kişilik iki takım arasında oval bir topla oynanan oyun
-
[isim]
On beşer kişilik iki takım arasında oval bir topla oynanan oyun
- SABİT
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱ābit
-
[sıfat]
Yerinden oynamayan, yerini değiştirmeyen; durağan
-
Gerçekliği tespit edilmiş, kanıtlanmış olan
- "Bir amaç uğruna göze alınacak sıkıntı ve zorlukların sabit sembolleri işimize yaramayabilir."
-
[mecaz]
Değişmeyen, hep aynı kalan, önceden ayarlanmış
- "Sabit gelir."
-
[sıfat]
Yerinden oynamayan, yerini değiştirmeyen; durağan
- TIBBİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭibbī
-
[sıfat]
Tıpla ilgili, hekimlikle ilgili
- "Lokantalarda mikroplu çatal kaşıkları kullandığımız hâlde yaşayabilmemiz bir tıbbi harikadır."
-
[sıfat]
Tıpla ilgili, hekimlikle ilgili
- BİLYE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca biglia
-
[isim]
Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam vb.nden yapılmış küçük yuvarlak nesne; misket (II), cıncık, zıpzıp
- "Taş oyunları kümesine gülle ya da bilye, boncuk, düğme, çekirdek, ceviz, fındık gibi gereçlerle yapılan oyunları da alabiliriz."
-
Motorlu taşıtlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak, aşınmayı ve enerji yitimini önlemek için göbeklerdeki yataklara yerleştirilen, çoğunlukla çelikten, küçük yuvarlak
-
[isim]
Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam vb.nden yapılmış küçük yuvarlak nesne; misket (II), cıncık, zıpzıp
- BOBİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca bobine
-
[isim]
Bakınız makara
- "Ortada bir türlü içeriye sokulamayan bir kâğıt bobini vardı."
-
Fotoğraf filmi rulosu
- "Ama bobin bittiği için kamera kendisini bile görüntüleyememiştir."
-
Tampon silindiri veya mihver boru etrafına sarılmış kâğıt veya kartonun sürekli uzunluğu
-
[fizik]
İçinden elektrik akımı geçebilen yalıtılmış tel ile bu telin sarılı bulunduğu silindirden oluşan aygıt
-
[isim]
Bakınız makara
- TABİP
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabīb
-
[isim]
Bakınız hekim
- "Bir hamlede atıldım. Evvela tabibin elinden defteri kaparak fırlattım."
-
[isim]
Bakınız hekim
- TABİR
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿbīr
- BİLEK
-
-
[isim, anatomi]
Elle kolun, ayakla bacağın birleştiği bölüm
- "Kadın, ağır takılarla yüklü sol bileğini yeşil abajurun altına doğru uzatmış."
-
[mecaz]
Fiziksel güç
-
[isim, anatomi]
Elle kolun, ayakla bacağın birleştiği bölüm
- HARBİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarbī
-
[isim]
Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk; harbe
-
[sıfat, argo]
Doğru sözlü, mert
- "Camiada onu pek ciddiye almazlar ama ben severim, harbi kızdır."
-
[sıfat, argo]
Temiz, hilesiz
-
[isim]
Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk; harbe
- BİLET
-
Kelime Kökeni: Fransızca billet
-
[isim]
Para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro, müze, spor müsabakası vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme veya bir talih oyununa katılma imkânını veren belge
- "Biletini alıncaya kadar vapur da geldi."
-
[isim]
Para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro, müze, spor müsabakası vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme veya bir talih oyununa katılma imkânını veren belge
- BİYEL
-
Kelime Kökeni: Fransızca bielle
-
[isim]
Makinelerde, bir ucu pistona, öbür ucu volanı çeviren kaldıraca geçirilmiş, pistonun doğrusal hareketini krankta dairesel harekete çeviren, hareketli kol
-
[isim]
Makinelerde, bir ucu pistona, öbür ucu volanı çeviren kaldıraca geçirilmiş, pistonun doğrusal hareketini krankta dairesel harekete çeviren, hareketli kol
- MOBİL
-
Kelime Kökeni: Fransızca mobile
-
[sıfat]
Hareketli olan, taşınabilir olan
- "Bir elini duvara dayamış bekleyen kapıcının diğer elinde mobil pos cihazını görünce şaşırdı Halit Sırlı."
-
[isim]
Parçalar hâlinde yapılmış olup hava hareketleriyle kımıldayan heykel
-
[sıfat]
Hareketli olan, taşınabilir olan
- GOBİT
- ...
- BİÇKİ
-
-
[isim]
Dikilecek kumaşı belli bir modele ve ölçüye göre kesme işi
- "Onlar biçkiyi, provayı öğrenme aşamasına gelmişlerdi."
-
[isim]
Dikilecek kumaşı belli bir modele ve ölçüye göre kesme işi
- BİRER
-
-
[sıfat]
Bir sayısının üleştirme sayı sıfatı
-
Her birine bir tane
- "Birer kalp bıraktılar bize kırık / Ömrümüzce gözyaşı döktürecek"
-
[sıfat]
Bir sayısının üleştirme sayı sıfatı
- HASBİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥasbī
-
[sıfat, eskimiş]
Gönüllü ve karşılıksız yapılan
- "Gösterilen bu teveccüh tamamen hasbi mi idi?"
-
[zarf, mecaz]
Sebepsiz yere
- "Hasbi azar işitti."
-
[sıfat, eskimiş]
Gönüllü ve karşılıksız yapılan
- BİNME
-
-
[isim]
Binmek işi
- "Önünde bel verip binicisinin binmesini kolaylaştırırdı."
-
[isim]
Binmek işi
- BİREY
-
-
[isim]
Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık; fert
-
Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri
-
[mantık]
Bir türün kapsamı içine giren somut varlık
-
[ruh bilimi]
İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can; fert
- "Matbaanın bulunması sanat ve kültür olaylarından tüm bireylerin nasiplenmesi yolunu açtı."
-
[toplum bilimi]
Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri; fert
- "Her birey duygusal açıdan olsun, bilişsel açıdan olsun, en çok yüz yüz elli dolayında başka bireyle ilişki kurabilir."
-
[isim]
Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık; fert
- BİLME
-
-
[isim]
Bilmek işi
- "Bir cemiyetin ilerlemesi, neyin ehemmiyetli olduğunu bilmeye bağlıdır."
-
[felsefe]
Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma
-
[felsefe]
Bilgi edinmenin gaye ve sonucu
-
[isim]
Bilmek işi
- BİRİM
-
-
[isim]
Bir kümenin her elemanı
-
Bir kümenin her elemanı veya bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri; ünite
-
Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça; vahit
- "Uzunluk ölçüsü birimi metredir."
-
Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri
-
[isim]
Bir kümenin her elemanı