İçinde beli olan 8 harfli 14 kelime var. İçerisinde BELİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında beli olan kelimeler listesine ya da sonu beli ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Beli Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

B E L İ

4 Harfli Kelimeler

BELİ, BİLE

3 Harfli Kelimeler

BEL, İLE, LEB

2 Harfli Kelimeler

BE, EL, İL, LE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BELİRTME

  1. [isim] Açık söyleme, belirli kılma, görüş bildirme; tasrih
    • "Ama her birinde durumu tam olarak belirtmeye kalkarsam uzayacak." (Nermi Uygur)
PEMBELİK

  1. [isim] Pembe renginde olma
    • "Hatice'nin yüzü o leylak rengine çalan pembeliği ile dalgalanıverdi." (Tarık Buğra)
BELİRTEN

  1. [isim, dil bilgisi] Bakınız tamlayan
BELİRTİŞ

  1. [isim] Belirtmek işi
BELİRGİN

  1. [sıfat] Belirmiş durumda olan, göze çarpan; bariz, sarih
    • "Sesindeki meydan okuyuş öyle belirgin ki ona iyi davrandığıma pişman olacağım neredeyse." (Ahmet Ümit)
  2. [zarf] Açık bir biçimde
    • "Kamaranın kapısı daha belirgin tıklatılıyor şimdi." (Adalet Ağaoğlu)
BELİRTKE

  1. [isim] Bakınız amblem
  2. Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü
    • "Yalın bir söyleyişin altında hemen hep çözümsüz kalan birtakım belirtkeler göze çarpıyor." (Selim İleri)
  3. [dil bilimi] Bakınız gösterge
BELİRTİK

  1. [sıfat] Belli olan.
UCUBELİK

  1. [isim] Ucube olma durumu
    • "Rakım’ın sevincinden, zaferinin arkasındaki mana -cücelik, ucubelik- Rabia’nın içine dokunmuştu." (Halide Edip Adıvar)
CAZİBELİ

  1. [sıfat] Bakınız çekici
    • "Sesi mat, yavaş, tatlı ve cazibeli idi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [mecaz] İlgiyi, dikkati üzerinde toplayan
    • "Zamanın en ciddi, en cazibeli bir meselesini konuşabilmek için oraya kapanmışlar ve kendilerini unutmuşlardı." (Reşat Nuri Güntekin)
BELİRMEK

  1. [nesnesiz] Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak; tezahür etmek
    • "Yarı yola yaklaştığında, köprünün karşı ucunda, ona doğru gelen bir karaltı belirdi." (Ayşe Kulin)
  2. Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak; tebellür etmek
    • "Kafasında günden güne çeşitli düşünceler, çeşitli kaygılar beliriyordu." (Orhan Hançerlioğlu)
  3. İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak; tebarüz etmek
    • "Bunun akabince bir toz belirdi kim ne benzer evvelkine!" (Vasfi Mahir Kocatürk)
BELİRTEÇ

  1. [isim, dil bilgisi] Bakınız zarf
  2. [kimya] Bakınız ayıraç
BELİTKEN

  1. [isim, mantık] Belitler sistemi
ENGEBELİ

  1. [sıfat] Engebesi olan, engebesi çok olan; arızalı
    • "Keşfedilmiş Amerika'yı yeniden keşfetmek üzere çıktığım uzun, engebeli, uykusuz yolculuklarımda Halim'in gözleri sulandı." (Adalet Ağaoğlu)
BELİRSİZ

  1. [sıfat] Belirli olmayan; belgisiz, gayrimuayyen, vuzuhsuz
    • "Şimdi galiba belirsiz bir yerde bir esere çalışıyor." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen; müphem
    • "Bir ayağın yerlere sürtünmesinden çıkan, silik ve belirsiz sesi işitti." (Peyami Safa)
  3. Kim veya ne olduğu anlaşılamayan
    • "Küçük bir ekmek parçası üstüne konmuş, ne olduğu belirsiz yeşilliklerle yapılmış salata kendisine uzatılıyormuş." (Ayla Kutlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü