İçinde bağ olan 8 harfli 34 kelime var. İçerisinde BAĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bağ olan kelimeler listesine ya da sonu bağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bağ Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A B Ğ
3 Harfli Kelimeler
BAĞ
2 Harfli Kelimeler
AB, AĞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAĞLANTI
-
-
[isim]
İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması; ilişki, irtibat, bağlanak
- "Kar yüzünden çevre ile bağlantı kesildi."
-
İki şey arasında ilişki sağlayan bağ; kontak
- "Bütün ulaştırma bağlantıları tahrip edilmiştir."
-
Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma; angajman
-
[bilişim]
Bilgi, haber, görüntü vb.nin bir yerden başka bir yere iletilmesini sağlayan ağ sistemi; ilişim, link (II)
-
[isim]
İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması; ilişki, irtibat, bağlanak
- BAĞIRSAK
-
-
[isim, anatomi]
Sindirim sisteminde mideden sonra gelen ve besinlerin kana karışmasını, artıkların dışarı atılmasını sağlayan organ
- "Dayım o kadar cimridir ki bağırsakları da sarfiyatı önlemek için düğümlenmiş, hatta kördüğüm olmuş olabilir."
-
[isim, anatomi]
Sindirim sisteminde mideden sonra gelen ve besinlerin kana karışmasını, artıkların dışarı atılmasını sağlayan organ
- BAĞCILIK
-
-
[isim]
Bağcının yaptığı iş
- "Batılı araştırmacılar Anadolu’nun bağcılığın ana vatanı olduğu tezinde birleşmişlerdir."
-
[isim]
Bağcının yaptığı iş
- BAĞLANAK
-
-
[isim]
Bakınız bağlantı
- "Bu kopuk kopuk, küçük yaşantıların ekseni, tek bağlanağı da kendisi."
-
[isim]
Bakınız bağlantı
- BAĞKESEN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız makaslı böcek
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız makaslı böcek
- BAĞDAMAK
-
-
[-i]
Birkaç şeyi birbirine geçirerek bağlamak
-
[mecaz]
İçinden çıkılmayacak bir duruma getirmek, kördüğüm etmek
-
[-i]
Birkaç şeyi birbirine geçirerek bağlamak
- BAĞRILMA
-
-
[isim]
Bağrılmak işi
-
[isim]
Bağrılmak işi
- BAĞLILIK
-
-
[isim]
Bağlı olma durumu; merbutiyet
- "Katılımın bir boyutu da derse bağlılık altında sınıf içi etkinliklere veya derse katılma olarak ifade edilmektedir."
-
[isim]
Bağlı olma durumu; merbutiyet
- BAĞBOĞAN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız küsküt otu
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız küsküt otu
- BAĞLANIŞ
-
-
[isim]
Bağlanmak işi veya durumu
- "İçimde Taş Devri'nde yaşayan dedelerimin toprağa, suya, ateşe ve kokuya, bağsız, doğrudan doğruya bağlanışlarının tohumları filizlendi gene."
-
[isim]
Bağlanmak işi veya durumu
- BAĞDAŞIK
-
-
[sıfat]
Birbirlerine benzer karakterlere veya yapıya sahip parça veya birimlerden oluşan (bütün veya topluluk); mütecanis, homojen
- "Kimlik ögeleri birbiriyle ne kadar uyumlu ve bağdaşık ise ulusal ve toplumsal kimlik de bugün ve gelecek için o kadar güven vericidir."
-
[sıfat]
Birbirlerine benzer karakterlere veya yapıya sahip parça veya birimlerden oluşan (bütün veya topluluk); mütecanis, homojen
- BAĞDAŞIM
-
-
[isim]
Bakınız insicam
- "Oysa tüm eğilimlerle iletişimde bulunmak, bağdaşım ve diyaloğu yeğlemek daha insani bir tutumdur"
-
[isim]
Bakınız insicam
- BAĞITSIZ
-
-
[sıfat]
Sözleşmesi olmayan
-
[sıfat]
Sözleşmesi olmayan
- BAĞLANIM
-
-
[isim]
Bağlanmak işi
-
Siyasal veya sosyal konularda yan tutma
-
[isim]
Bağlanmak işi
- BAĞCILAR
-
-
[isim]
İstanbul iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
İstanbul iline bağlı ilçelerden biri
- BAĞLAYIŞ
-
-
[isim]
Bağlamak işi
- "Eksiklik, sistemsizlik, biraz da gönülsüzlük ve oluruna bağlayış hâli ortadadır."
-
[isim]
Bağlamak işi
- BAĞLAÇLI
-
-
[sıfat]
Bağlacı olan
- "De bağlacı ile de bağlaçlı ikileme kurulabilir."
-
[sıfat]
Bağlacı olan
- BAĞLANMA
-
-
[isim]
Bağlanmak işi veya durumu; intisap, takayyüt
- "Tasavvuf ıstılahında ise arzu edilen makbul ve sevimli bir işin elde edilmesine kalbin bağlanmasıdır."
-
[isim]
Bağlanmak işi veya durumu; intisap, takayyüt
- BAĞIRMAK
-
-
[nesnesiz]
İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak; banlamak
- "Yaşasın hürriyet diye bağırsa ismi tarihe geçecekti."
-
[-e]
Yüksek sesle azarlamak
-
[mecaz]
Kendini belli etmek
- "Kitap buradayım diye bağırıyor, sen onu görmüyorsun."
-
[nesnesiz]
İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak; banlamak
- BAĞDAŞMA
-
-
[isim]
Bağdaşmak işi; imtizaç
- "Bu hesapların Türkiye’de fışkıran demokrasi ve hürriyet özlemi ile, hatta düpedüz Türkiye’nin kaderi ile bağdaşma, hatta uzlaşma imkânı ne olabilirdi?"
-
[isim]
Bağdaşmak işi; imtizaç