İçinde bağ olan 7 harfli 14 kelime var. İçerisinde BAĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bağ olan kelimeler listesine ya da sonu bağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bağ Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A B Ğ
3 Harfli Kelimeler
BAĞ
2 Harfli Kelimeler
AB, AĞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAĞIŞIK
-
-
[sıfat]
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan
- "Görev yaptıkları sıradaki sözlü açıklama ve davranışlar bakımından yargısal kovuşturmalardan bağışık olacaklardır."
-
[tıp]
Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan; immün
- "Çiçek aşısı, çiçek hastalığına karşı insanı bağışık kılar."
-
[sıfat]
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan
- BAĞIŞÇI
-
-
[isim]
Bağış yapan kimse
- "Bir başka deyişle bu bağışçıların yapmış oldukları yardımlar bağış alan ülkelerin ihtiyaçlarına uygun şekilde dağıtılmaktadır."
-
[isim]
Bağış yapan kimse
- BAĞLAMA
-
-
[isim]
Bağlamak işi
- "Papyon bağlamayı öğrenmeye karar verdim."
-
Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş; putrel
-
[müzik]
Türk halk müziğinde kullanılan, gövdesi ağaçtan oyularak yapılmış, üç telli, uzun saplı çalgı; saz (II)
- "Bağlama ailesinin en kalın ses veren çalgısı ise divan sazıdır."
-
[dil bilgisi]
Bakınız ulama
-
[isim]
Bağlamak işi
- TOSBAĞA
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kaplumbağa
- "Çölde karıncalar tosbağaları taşır, bunlar nedir ki diye bir yalan uyduruyor, oğluna yutturuyordu."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kaplumbağa
- BAĞITLI
-
-
[sıfat]
Sözleşme ile bağlanmış olan
-
[sıfat]
Sözleşme ile bağlanmış olan
- BAĞIMLI
-
-
[sıfat]
Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan; tabi (I)
- "Ekonomide bağımlı, politikada bağımlı, elbet düşüncede de bağımlı olacak."
-
Bir kimseye veya şeye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan
-
Sigara, uyuşturucu madde vb. kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün; müptela
-
[sıfat]
Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan; tabi (I)
- BAĞDAMA
-
-
[isim]
Bağdamak işi
-
[isim]
Bağdamak işi
- BAĞITÇI
-
-
[sıfat]
Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, sözleşme yapan; âkit
- "Atatürk’ün büyük önem verdiği Balkan Antlaşması’na öteki bağıtçı devletler de aynı önem ve hevesle bağlanmışlardır."
-
[sıfat]
Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, sözleşme yapan; âkit
- BAĞDADİ
-
Kelime Kökeni: Arapça baġdādī
-
[sıfat]
Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılan (duvar veya tavan)
- "Eski bir deponun ön tarafında, depodan bağdadi bölmelerle ayrılmış harap bir odaydı, işe başladığım zaman yazıhanem."
-
[isim]
Yapılarda kullanılan çıta
-
[isim, eskimiş]
0,0501 gram olan ağırlık ölçü birimi
-
[sıfat]
Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılan (duvar veya tavan)
- BAĞINTI
-
-
[isim]
Bir nesne veya olayı bir başkası ile ilgili kılan bağ; bağlılaşım
- "Şairin şiirinde iç bağıntı vardır demek, şiire giren unsurlar, bir şiir mantığına göre birbirini tutar şekilde bağlanmışlardır demektir."
-
[biyoloji]
Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık; korelasyon
-
[jeoloji]
İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü; deneştirme, korelasyon
-
[felsefe]
Ancak bir arada düşünülebilen varlıklar arasındaki ilişki; görelik, izafet
-
[felsefe]
İki veya daha fazla değişken arasındaki ilişki
-
[felsefe]
Ancak bağlı bulunduğu temel kavramlarla birlikte düşünülebilen varlığın bu temel kavramla olan ilişkisinin niteliği; görelik, izafet
-
[matematik]
İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik
- "Bir dairenin “r” yarı çapı ile alanı arasında şöyle bir bağıntı vardır: S=? x r²."
-
[felsefe, mantık]
Bakınız ulam
-
[isim]
Bir nesne veya olayı bir başkası ile ilgili kılan bağ; bağlılaşım
- BAĞIRTI
-
-
[isim]
Bağırırken çıkarılan sesin adı
- "Bu sırada avluda çocukların bağırtısı duyuldu."
-
[isim]
Bağırırken çıkarılan sesin adı
- KURBAĞA
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan
-
[isim, hayvan bilimi]
Kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan
- BAĞIRIŞ
-
-
[isim]
Bağırmak işi
- "Arada sırada bağırışların arasında küfürler savruluyordu."
-
[isim]
Bağırmak işi
- BAĞIRMA
-
-
[isim]
Bağırmak işi
- "Gücünün yettiği kadar bağırmaya başladı."
-
[isim]
Bağırmak işi