İçinde bağ olan 13 harfli 17 kelime var. İçerisinde BAĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bağ olan kelimeler listesine ya da sonu bağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Bağ Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A B Ğ

3 Harfli Kelimeler

BAĞ

2 Harfli Kelimeler

AB, AĞ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BAĞIMSIZLAŞMA

  1. [isim] Bağımsızlaşmak işi
    • "Bundan sonra kendi başına bir şey yapamaz hâle getirilmiş Volkan’ın Nesrin’in yol göstermesiyle bağımsızlaşma çabaları başlar." (Ayfer Ünal)
BAĞRIŞABİLMEK

  1. [nesnesiz, -le] Bağrışma ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "O öyle, bu böyle dedi ve biz milletçe bir türlü bağrışamadıydık ama artık bağrışabiliriz: Oldu da bitti maşallah, iyi olur inşallah!" (İlhami Soysal)
BAĞLAYIVERMEK

  1. [-e, -i] Çabucak bağlamak
    • "Hüseyin Ağa, sağlam konuşmasıyla sarsılan gönülleri kendine bağlayıverdi." (Kemal Bilbaşar)
BAĞLATABİLMEK

  1. [-i] Bağlatma ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Onu, herhangi bir vali, bir emniyet amiri bir polise, bir jandarmaya tutturup ellerini bağlatabilir." (Tahsin Demiray)
  2. Bağlatmaya gücü yetmek
    • "İsteyen müracaat ederek kok kömüründen elde edilen hava gazını evine bağlatabilir ve böylece evinde gaz ocağı kullanmaktan kurtulurdu." (Ertuğrul Erol Ergir)
BAĞLAYABİLMEK

  1. [-e, -i] Bağlama ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Büyük bir sevinç içinde olan Mevlâna, artık onu muhitine bağlayabilmek için bir çare düşünmüştü." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Bağlamaya gücü yetmek
    • "O gün lakayıt gibi bir şey olmuş idiyse de bugün mektupları helecanından tıkana tıkana, bayılmaya ramak kalmak bir hâlde olarak bağlayabildi." (Ahmet Midhat Efendi)
BAĞDAŞABİLMEK

  1. [nesnesiz, -le] Bağdaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Öyle ya, akşama kadar sokak sokak dolaşıp şehrin çerini çöpünü ve pisliğini atma işinde, Türkler dururken bu süfli hizmetlerde Alman vatandaşını kullanmak memleketin millî gururuyla bağdaşabilir mi?" (Sâmiha Ayverdi)
BAĞIMLILAŞMAK

  1. [-e, nesnesiz] Bağımlı duruma gelmek
    • "Arjantin hükûmeti İngiliz kapitaliyle öylesine bağımlılaşmıştı ki altıncı dominyon diye anılıyordu yüzyılımızın başında." (Necip Alsan)
BAĞLANTILILIK

  1. [isim] Bağlantılı olma durumu; irtibatlılık
BAĞDAŞIKLAŞMA

  1. [isim] Bağdaşıklaşmak durumu; homojenleşme
BAĞIŞLATILMAK

  1. [nesnesiz] Bağışlatma işine konu olmak
BAĞDAŞTIRMACI

  1. [sıfat] Bağdaştırmacılık yanlısı olan
    • "Böyle olduğu içindir ki Aleviliğin teolojisi, İslam içinde meydana gelen diğer bütün heterodoks yorumlar gibi bağdaştırmacı bir teolojidir." (İsmail Engin)
KAPLUMBAĞALAR

  1. [isim, hayvan bilimi] Sürüngenlerden, kara ve deniz kaplumbağalarının türlü cinslerini içine alan takım
BAĞLANIVERMEK

  1. [-e, nesnesiz] Çabucak bağlanmak
    • "Önüme düşenler, benden önce baş salladılar ve iş de kaşla göz arasında iyi bir sonuca bağlanıverdi." (Süleyman Edip Balkır)
BAĞLANABİLMEK

  1. [-e, nesnesiz] Bağlanma ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Denize öyle bağlıdırlar ki ancak bir ülkü adamı ülküsüne böyle bağlanabilir." (Nâzım Hikmet)
BAĞIRTABİLMEK

  1. [-i] Bağırtma ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Minibüs şoförü, yolcularını zerrece kale almadan radyosunu avaz avaz bağırtabilir ve tek bir yolcu da sesini çıkaramaz." (Nejat Muallimoğlu)
  2. Bağırtma becerisi bulunmak
BAĞDAŞTIRILMA

  1. [isim] Bağdaştırılmak işi
    • "Aslında dış görünüş itibarıyla birbirinin tamamen aksi gibi görünen bu iki içeriğin bağdaştırılma çalışmalarının bir iki yıllık mazisi hatırlanırsa Türk sineması için normal bir gelişimdir." (Salih Gökmen)
BAĞLATTIRILMA

  1. [isim] Bağlattırılmak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü