İçinde bal olan 5 harfli 17 kelime var. İçerisinde BAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bal olan kelimeler listesine ya da sonu bal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Bal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A B L

3 Harfli Kelimeler

BAL

2 Harfli Kelimeler

AB, AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İKBAL

Kelime Kökeni: Arapça iḳbāl

  1. [isim] Baht açıklığı veya yüksek bir makama, duruma erişmiş olma durumu
    • "Aşk ile ikbal ile bahtiyar oldum diye / Hangi gafil sevinir, hangi şair yükselir?" (Enis Behiç Koryürek)
  2. [tarih] Bakınız odalık
  3. [eskimiş] İstek, arzu
    • "Çaya ikbal yok mu?"
ABALI

  1. [sıfat] Aba giymiş olan
    • "Şimdiye kadar ancak padişahlara yapılan bu alay, şu abalı Bektaşi babası için mi?" (Oğuz Özdeş)
  2. [mecaz] Hamisi, koruyucusu, destekçisi olmayan (kimse)
    • "Tesadüfen tökezlediysen vur abalıya, vur ki ayağa kalkamasın hergele, diye üstünde tepinip dururlar ölmen için." (Öztürk Serengil)
BALCI

  1. [isim] Arı yetiştirip bal elde eden veya satan kimse
  2. Bal satılan dükkân
    • "Yüzü bir ekşidi bir tatlandı, bir turşucuya girdi bir balcıya..." (Yusuf Ünal)
BALIK

  1. [isim, hayvan bilimi] Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı
    • "Balıklara yem attık, suyun içi birbirine karıştı." (Fikret Otyam)
BALİĞ

Kelime Kökeni: Arapça bāliġ

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız ergen
BALAR

Kelime Kökeni: Farsça bālār

  1. [isim, eskimiş] Bakınız pedavra
BALYA

Kelime Kökeni: İtalyanca balla

  1. [isim] Çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası
  2. Bakınız denk (I)
    • "Bir askeriye cemsesine son balyaları yüklüyorlardı hizmetkârlarla askerler." (Ömer Polat)
BALAT

Kelime Kökeni: Fransızca ballade

  1. [isim, edebiyat] Orta Çağ'da, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü
  2. [müzik] Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir şarkı türü
  3. [müzik] Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan veya şarkı olarak okunan eser
    • "Schubert'in balatları."
BALDO

Kelime Kökeni: İtalyanca baldo

  1. [isim] İri ve dolgun taneli pilavlık pirinç
BALTA

  1. [isim] Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç
    • "Öksüz delikanlı eyerli atını baltayla değişip iki torba ekmeği yüklenmiş giderken orak taşıyan birine rastlamış." (İbrahim Dilek)
BALKI

  1. [isim] Ağrı, sancı
  2. [sıfat, ağızlardan] Güzel, süslü, parlak
BALEN

Kelime Kökeni: İtalyanca balena'dan

  1. [isim] Dik ve düzgün durması için gömlek yakası, sütyen ve korse gibi giyeceklerde kullanılan, eskiden balina çubuğundan, şimdi ise plastik veya metalden yapılmış, esnek, yassı, dar, uzun çubuk; balena, balina
BALET

Kelime Kökeni: Fransızca ballete

  1. [isim] Bale yapan erkek sanatçı
    • "Kızlar bir halka çevirdiler ve yaşlı baletle genç, güzel karısı dans etmeye başladılar." (Nihal Yeğinobalı)
BALOZ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Gemici, işçi vb. kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili, danslı yer
    • "Baloz merdiveninden çıkar gibi çıkılmaz ki gemi merdiveninden!" (Zeyyat Selimoğlu)
BALON

Kelime Kökeni: Fransızca ballon

  1. [isim] Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç
    • "Kendi icadı olan sıcak havayla doldurulmuş balonuyla Çorlu taraflarına inmiş ve bir sonraki yıl iki uçuş daha..." (Süleyman Faruk Göncüoğlu)
  2. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılan çocuk oyuncağı
    • "Hatırlattı bana, bir bayram sabahı / Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp ağlayışımı" (Orhan Veli Kanık)
  3. Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap
  4. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak
  5. [denizcilik] Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken
  6. [mecaz] Bakınız palavra
    • "Son cereyan (gülümsedi ve tavana doğru bakarak) hesapla kitapla ‘Genç Kalemler’in Selanik'ten salıverdiği balondur." (Ruşen Eşref Ünaydın)
BALLI

  1. [sıfat] İçinde bal bulunan
  2. [mecaz] Bakınız şanslı
    • "Ufuk ballıydı. Sonraki günlerde mahallenin çocukları kendi niyet çekilişlerini düzenlemeye başladılar." (Atilla Atalay)
VEBAL

Kelime Kökeni: Arapça vebāl

  1. [isim] Günah doğuracak ve insanı ahiret azabına sürükleyecek olan ağır sorumluluk
    • "Bu işin vebali vardır."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü