İçinde ba olan 8 harfli 420 kelime var. İçerisinde BA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ba olan kelimeler listesine ya da sonu ba ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ba Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AB
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAKARSIN
-
-
"belli olmaz" anlamında kullanılan bir söz
-
"belli olmaz" anlamında kullanılan bir söz
- ABACILIK
-
-
[isim]
Abacının yaptığı iş
- "İstanbul'da abacılık, kürkçülük, arabacılık, bahçıvanlık, sütçülük ve fırıncılık gibi işler yapan Bulgarlar Galata'nın özellikle Tophane yönüne doğru yoğundular ve burada abacılık yaparlardı."
-
[isim]
Abacının yaptığı iş
- BÜYÜKBAŞ
-
-
[isim]
Eti, sütü ve derisinden yararlanılan sığır, manda vb. hayvanların genel adı; kocabaş
-
[mecaz]
Makam mevki sahibi kimse
- "Kim bilir yukarılarda hangi büyükbaşları tanıyor?"
-
[isim]
Eti, sütü ve derisinden yararlanılan sığır, manda vb. hayvanların genel adı; kocabaş
- BARLANMA
-
-
[isim, ağızlardan]
Barlanmak işi
-
[isim, ağızlardan]
Barlanmak işi
- AKZAMBAK
- ...
- İLKBAHAR
-
Kelime Kökeni: Türkçe ilk + Farsça bahār
-
[isim, gök bilimi]
Kuzey yarım kürede 21 Mart-21 Haziran arası, güney yarım kürede 24 Eylül-21 Aralık tarihleri arsındaki zaman dilimi, kışla yaz arasındaki mevsim; bahar, erken bahar, evvel bahar, ilkyaz, nevbahar
- "Bilmiyorum, bir ilkbahar, bundan altı sene evvel, şu mahalleden, şu evden, şu köşedeki mescitten, babamdan, annemden, birdenbire iğrendim."
-
[isim, gök bilimi]
Kuzey yarım kürede 21 Mart-21 Haziran arası, güney yarım kürede 24 Eylül-21 Aralık tarihleri arsındaki zaman dilimi, kışla yaz arasındaki mevsim; bahar, erken bahar, evvel bahar, ilkyaz, nevbahar
- BAŞKESİT
-
-
[isim]
Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey
-
[isim]
Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey
- BAŞBAKAN
-
-
[isim]
Hükûmetin ve bakanlar kurulunun başı, kabinenin başı; başvekil
-
[isim]
Hükûmetin ve bakanlar kurulunun başı, kabinenin başı; başvekil
- BASINÇLI
-
-
[sıfat]
Basınç yüklenmiş olan
-
[sıfat]
Basınç yüklenmiş olan
- MÜBAHASE
-
Kelime Kökeni: Arapça mubāḥas̱e
-
[isim, eskimiş]
Bir konu hakkında iki veya daha çok kişinin karşılıklı konuşması
- "Mübahasemizin sonuna doğru, tabaksız geniş bir fincanla bize taze kahve ikram ettiler."
-
[isim, eskimiş]
Bir konu hakkında iki veya daha çok kişinin karşılıklı konuşması
- BACAKLIK
-
-
[isim]
Hokey oyuncularının kullandığı, dizin üst kısmından patene kadar uzanan, deri veya sert plastikten yapılmış koruyucu
-
[isim]
Hokey oyuncularının kullandığı, dizin üst kısmından patene kadar uzanan, deri veya sert plastikten yapılmış koruyucu
- URBANİZM
-
Kelime Kökeni: İngilizce urbanism
-
[isim]
Bakınız şehircilik
-
[isim]
Bakınız şehircilik
- BAKİRLİK
-
-
[isim]
Bakınız kızlık
-
İşlenmemiş olma durumu
- "Gene de alanın bakirliği yazarın acemiliğini mazur göstermemelidir."
-
[isim]
Bakınız kızlık
- NİGAHBAN
-
Kelime Kökeni: Farsça nigāhbān
-
[isim]
Gözleyen kimse, bekçi
- "Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti / Cehennemler kudursa ölmez nigâhbanıyız"
-
[isim]
Gözleyen kimse, bekçi
- SİHİRBAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça siḥr + Farsça -bāz
-
[isim]
El çabukluğu ve hile ile seyredenleri olmayacak şeylere inandırmayı meslek edinen gösteri sanatçısı
- "Sihirbaz ise gözleri bağlı olduğu hâlde sorulara tek tek doğru cevabı yapıştırıveriyordu."
-
[isim]
El çabukluğu ve hile ile seyredenleri olmayacak şeylere inandırmayı meslek edinen gösteri sanatçısı
- LAMBADER
-
Kelime Kökeni: Fransızca lampadaire
-
[isim]
Odaların genellikle köşelerine konulan, ayaklı aydınlatma aracı
-
[isim]
Odaların genellikle köşelerine konulan, ayaklı aydınlatma aracı
- DİKBAŞLI
-
-
[sıfat, mecaz]
İnatçı, bildiğinden dönmeyen, başkasına boyun eğmeyen (kimse); dikkafalı
-
Bakınız kurumlu (II)
- "Dikbaşlı ve sözünü esirgemeyen bir insan olduğundan yükselmemişti."
-
[sıfat, mecaz]
İnatçı, bildiğinden dönmeyen, başkasına boyun eğmeyen (kimse); dikkafalı
- ÇARŞAMBA
-
Kelime Kökeni: Farsça çār + şenbe
-
[isim]
Salı ile perşembe arasındaki gün
-
[isim]
Salı ile perşembe arasındaki gün
- BARBARCA
-
-
[sıfat]
Barbara özgü
- "Hükûmet bu barbarca saldırıların önüne geçmemektedir."
-
[zarf]
Kaba ve kırıcı bir davranışla; barbarcasına
- "Bosna’da savaşın bütün şiddetiyle devam ettiği günlerdi; sadece insanlar katledilmiyor, Osmanlı mirası da barbarca yok ediliyordu."
-
[sıfat]
Barbara özgü
- İTİBARLI
-
-
[sıfat]
Bakınız saygın
- "Merhabalaşma bittikten sonra kahvenin en itibarlısı yabancıya döner."
-
Kredisi olan
-
Gözde olan, önemli sayılan
- "Köşedeki itibarlı masalardan birine karşılıklı oturduk."
-
[sıfat]
Bakınız saygın