İçinde ba olan 5 harfli 213 kelime var. İçerisinde BA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ba olan kelimeler listesine ya da sonu ba ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ba Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AB
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TEBAA
-
Kelime Kökeni: Arapça tebaʿa
-
[isim, eskimiş, hukuk]
Bakınız uyruk
- "Şüphesiz tebaasını mesut eden, koruyan bir kral da değerli bir insandır."
-
[isim, eskimiş, hukuk]
Bakınız uyruk
- BALEN
-
Kelime Kökeni: İtalyanca balena'dan
-
[isim]
Dik ve düzgün durması için gömlek yakası, sütyen ve korse gibi giyeceklerde kullanılan, eskiden balina çubuğundan, şimdi ise plastik veya metalden yapılmış, esnek, yassı, dar, uzun çubuk; balena, balina
-
[isim]
Dik ve düzgün durması için gömlek yakası, sütyen ve korse gibi giyeceklerde kullanılan, eskiden balina çubuğundan, şimdi ise plastik veya metalden yapılmış, esnek, yassı, dar, uzun çubuk; balena, balina
- BALON
-
Kelime Kökeni: Fransızca ballon
-
[isim]
Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç
- "Kendi icadı olan sıcak havayla doldurulmuş balonuyla Çorlu taraflarına inmiş ve bir sonraki yıl iki uçuş daha..."
-
Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılan çocuk oyuncağı
- "Hatırlattı bana, bir bayram sabahı / Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp ağlayışımı"
-
Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap
-
Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak
-
[denizcilik]
Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken
-
[mecaz]
Bakınız palavra
- "Son cereyan (gülümsedi ve tavana doğru bakarak) hesapla kitapla ‘Genç Kalemler’in Selanik'ten salıverdiği balondur."
-
[isim]
Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç
- BALKI
-
-
[isim]
Ağrı, sancı
-
[sıfat, ağızlardan]
Güzel, süslü, parlak
-
[isim]
Ağrı, sancı
- BAGAJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca bagage
-
[isim]
Yolcunun beraberinde götürdüğü giyim vb. eşya
- "Bagaj ile ilgili parametreler, bagaj ağırlıkları ve sayıları ile sınırlandırılmıştır."
-
Yolcu taşıtlarında yüklerin konulduğu yer
-
Otomobillerin yük konulabilen, genellikle arkada olan bölümleri
- "Arabanın bagajında pek de ağır olmayan birkaç valiz bulunmaktaydı."
-
[isim]
Yolcunun beraberinde götürdüğü giyim vb. eşya
- BAGET
-
Kelime Kökeni: Fransızca baguette
-
[isim]
Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk
- "Oturanların ortasında siyah pantolon giymiş olan kişi bando şefi, elinde bir baget tutuyor."
-
Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş
-
Düşük gramajlı ince, uzun ekmek
- "Sıcak baget ekmeğinin içinde eriyen tereyağı o kadar iştah açıcı bir koku saçıyordu ki çocuklar tok oldukları hâlde onlar da kendilerine o sandviçlerden ısmarladılar."
-
Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm
-
Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik
-
[isim]
Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk
- MABAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mābaʿd
-
[isim, eskimiş]
Bitmemiş yazı, roman vb.nde arka, devam
-
[mecaz]
Bakınız kıç
-
[isim, eskimiş]
Bitmemiş yazı, roman vb.nde arka, devam
- ÇOBAN
-
Kelime Kökeni: Farsça çūbān, şūbān
-
[isim]
Koyun ve keçi sürülerini otlatan kimse
- "Çoban kaval çaldı sordu bülbüle / Sürülerim hani, ovam nerede?"
-
[isim]
Koyun ve keçi sürülerini otlatan kimse
- BACAK
-
-
[isim, anatomi]
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü
- "Yorgun vücudunu zahmetle taşıyan ince bacakları üstünde doğruldu."
-
[anatomi]
Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ
-
Bakınız ayak
- "İpleri sedirlerin bacaklarına doladılar."
-
İskambil kâğıtları içinde üzerinde genç erkek resmi olan kâğıt; oğlan, vale
-
[isim, anatomi]
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü
- BANAZ
-
-
[isim]
Uşak iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Uşak iline bağlı ilçelerden biri
- BAKAÇ
-
- BANKA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca banca
-
[isim]
Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş
-
Bankacılık işleminin yapıldığı yapı
- "Hâlbuki o sabah daha bankanın kapısı açılmadan sökün etti."
-
[isim]
Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş
- NEBAT
-
Kelime Kökeni: Arapça nebāt
-
[isim, eskimiş, bitki bilimi]
Bakınız bitki
- "Hepsi kır nebatları gibi gelişigüzel, bu mevsim burada, öbür mevsim orada doğup yaşıyorlar."
-
[isim, eskimiş, bitki bilimi]
Bakınız bitki
- BABAÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı
- "Bir yıllanmış ağaca anaç derler, babaç demezler."
-
[sıfat]
İri yarı ve gösterişli (kimse)
- "Pazar günleri tek başına yedi okka şarap içebilen babaç sarhoşlar burasını dolduruyor; gece yarılarına, sabahlara kadar gayda sesleriyle, hora gürültüleriyle bizi uyutmuyorlardı."
-
[isim, ağızlardan]
Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı
- BANAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Ekmek parçası
-
[isim, ağızlardan]
Ekmek parçası
- ARABA
-
-
[isim]
Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı
- "Türk olduğumu aklına getirmeden boyuna söylenip duruyordu arabanın arka koltuğunda."
-
[sıfat]
Bu taşıtın aldığı miktarda olan
- "İki araba saman. Bir araba kömür."
-
[isim]
Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı
- İLBAY
-
-
[isim, eskimiş]
Bakınız vali
-
[isim, eskimiş]
Bakınız vali
- KİBAR
-
Kelime Kökeni: Arapça kibār
-
[sıfat]
Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan (kimse)
- "İşte senin bu kibar, bu efendi hâllerine bayılıyorum."
-
Soylu, köklü (kimse, aile)
- "Telefona giderek kibar ve varlıklı insanlara has bir şive ile köşkten otomobili istetti."
-
[isim, eskimiş]
Büyükler, ulular
-
[sıfat]
Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan (kimse)
- BANAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca banal
-
[sıfat]
Herkesçe kullanılan, anlaşılan
-
[mecaz]
Bakınız sıradan
- "Sana abla demek istemiyorum ama hanım demek de çok banal geliyor."
-
[sıfat]
Herkesçe kullanılan, anlaşılan
- BASEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca bassin
-
[isim]
Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü
- "Tüm vücudunu yukarıdan aşağıya sararak inmiş, basenden aşağıya hafif bir kabarıklık verilmiş uzun kuyruklu gelinliği yanıp sönen ışıklar altında üzerine aralıklarla serpilmiş taşlı işlemeler nedeniyle pırıl pırıl parlıyordu."
-
Kıtasal uzantıdan okyanus ortası sırtlarına kadar devam eden ve 4.000-5.000 metre derinliği olan deniz dibi
- "Göllenmiş suyla kaplı kısımlar basenden taranan kumla doldurulacak."
-
[isim]
Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü