İçinde ba olan 3 harfli 17 kelime var. İçerisinde BA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ba olan kelimeler listesine ya da sonu ba ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ba Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A B

2 Harfli Kelimeler

AB

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BAÇ

Kelime Kökeni: Farsça bāc

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti'nde gümrük vergisi
  2. Bakınız haraç
    • "Galata'da baç alınan evler bir gece içinde istiklallerini ilan ederek en meşhur hamilerini kovmuşlardı." (Ömer Seyfettin)
  3. İskelelere gelen, derbent, köprü vb. yerlerden geçen taşıtların ödedikleri geçiş vergisi
  4. Yayaların bir dönem Galata Köprüsü’nden geçmek için ödedikleri ücret
    • "Sirkeci'de oh diye gözlerini açtı, şehrin ta göbeğinde baçını verdiği köprüyü yavaş yavaş geçti." (Ömer Seyfettin)
BAR

  1. [isim] Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu
    • "Bahçesi var, bağı var, ayvası var, narı var / Atamızdan yadigâr bizde ata barı var" (Halk türküsü)
BAS

Kelime Kökeni: Fransızca basse

  1. [isim, müzik] En kalın erkek sesi; basso
  2. Sesi böyle olan sanatçı; basso
  3. En kalın sesli orkestra çalgısı; basso
BAP

Kelime Kökeni: Arapça bāb

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kapı
  2. Kitaplarda bölüm, başlık
  3. Bakınız konu
    • "Ben yine memnunum senden evladım / Sana ben bu bapta kusur bulmadım" (Enis Behiç Koryürek)
  4. [dil bilgisi] Arap dil bilgisinde mastar çeşitlerinden her biri
BAV

  1. [isim, eskimiş] Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştırma işi
BAT

  1. [isim, ağızlardan] Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden yapılmış, ucu sivri bir takoz türü
BAZ

Kelime Kökeni: Fransızca base

  1. [sıfat] Bakınız temel
    • "Baz fiyat."
  2. [isim, kimya] Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde
BAY

  1. [sıfat, eskimiş] Parası, malı çok olan, zengin (kimse)
BAŞ

  1. [isim, anatomi] İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm; kafa, kelle, ser (I)
    • "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı." (Necati Cumalı)
  2. Bir topluluğu yöneten kimse
    • "Cumhurbaşkanı devletin başıdır." (Anayasa)
  3. Bir şeyin başladığı zaman veya yer
    • "Hafta başı. Ay başı. Yılbaşı. Satır başı."
  4. Bir şeyin özü, temeli, kaynağı
    • "Gücün, erdemliğin, bilimin, her şeyin başı paradır, para." (Halide Edip Adıvar)
  5. Arazide en yüksek nokta
    • "Dağın başı. Tepenin başı."
  6. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu
    • "Birçok mühür baskılarındaki tasvirlerde, toplu iğne başı gibi tomurcuklarla oluşturulmuş rozetler, hayat ağaçları ve daha başka ögeler görülür." (Hasan Tahsin Uçankuş)
  7. Bir şeyin uçlarından biri
    • "Merdiven başında beni çağırdı." (Ayla Kutlu)
  8. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet
    • "Yirmi baş koyun. Üç baş soğan."
  9. Bakınız sarraflık hakkı
  10. Bir şeyin yakını veya çevresi
    • "Güzel bir sonbahar havasında şair, havuz başına uzanır gibi oturmuş, güneşleniyordu." (Ahmet Kabaklı)
  11. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz
    • "Başbakan, başçavuş, başhekim, başkent, başöğretmen, başpehlivan, başrol, başsavcı."
  12. [spor] Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden birincisi
    • "Başa güreşmek."
  13. [denizcilik] Deniz teknelerinde ön taraf
BAD

Kelime Kökeni: Farsça bād

  1. [isim, eskimiş] Bakınız rüzgâr
    • "Esme ey bad esme, canan uykuda." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
BAK

  1. işte
    • "Bak, bu söylediğin doğru!"
  2. şaşma anlatan bir söz
    • "Bak şu işe!"
  3. küçümseme bildiren bir söz
    • "Adamın aklına bak!"
BAN

Kelime Kökeni: Hırv.

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti'nde Macaristan ve Hırvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen ünvan
BAL

  1. [isim] Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde
    • "… kekik kokulu balı, dünyanın en güzel balını bu küfelerin içine doldururlar." (Ceyhun Atuf Kansu)
  2. Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı
  3. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu
BAM

Kelime Kökeni: Farsça bam

  1. [sıfat, müzik] Kalın, pes (ses)
  2. [isim] Bakınız bam teli
ABA

Kelime Kökeni: Arapça ʿabā

  1. [isim] Yünün dövülmesiyle yapılan kalın ve kaba kumaş
    • "Başında siperlikli şapkası, sırtında kalın kumaştan ceketi ve bacağında abadan yapılmış pantolonu vardı." (Necmi Duygulu)
  2. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük
    • "Otuz senedir omzunda keşkülü, sırtında abası, gönlünde tevekkülü nereye gittiğini bilmediği yollardan geçmiş, ismini öğrenmediği köylerde misafir kalmıştı." (Ömer Seyfettin)
  3. [sıfat] Bu kumaştan yapılan
    • "Bundan beş sene evvel burada siyah kalpaklı, kolsuz aba hırkalı Acem kervancılar Zigana Dağları’ndan, Gümüşhane sırtlarından uzak İran’a götürecekleri sandıkları develere ağır ve kaygısız yüklerlerdi." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  4. Bu kumaştan yapılan ve dervişlerce giyilen hırka
  5. Bakınız kepenek (I)
BAĞ

  1. [isim] Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne; bent, rabıt (I), rabıta
    • "Ayakkabının bağı çözüldü."
  2. Bakınız sargı bezi
    • "Yaramın bağını değiştireceğim."
  3. Bakınız demet
    • "Beş bağ ekin, iki bağ maydanoz."
  4. [mecaz] Bakınız ilişki
    • "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür." (Anayasa)
  5. [anatomi] Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti
    • "Eklem bağı, asıcı bağ."
  6. [denizcilik] Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm
  7. [müzik] Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret
OBA

  1. [isim] Göçebelerin konak yeri
    • "Yarın daha gün ışımadan kovduracağım onları obadan." (Yaşar Kemal)
  2. Bu yerde konaklayan göçebe halk veya aile; el (III)
    • "Dayısı, amcası dâhil, obadan, oymaktan kimse dünür gitmeye gönüllü değildir." (Tarık Buğra)
  3. Genellikle bölmeli göçebe çadırı
  4. Altı veya sekiz kişiden oluşan en küçük izci birliği
  5. [ağızlardan] Çuldan yapılan çadır
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü