İçinde ba olan 3 harfli 17 kelime var. İçerisinde BA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ba olan kelimeler listesine ya da sonu ba ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ba Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AB
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça bāc
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde gümrük vergisi
-
Bakınız haraç
- "Galata'da baç alınan evler bir gece içinde istiklallerini ilan ederek en meşhur hamilerini kovmuşlardı."
-
İskelelere gelen, derbent, köprü vb. yerlerden geçen taşıtların ödedikleri geçiş vergisi
-
Yayaların bir dönem Galata Köprüsü’nden geçmek için ödedikleri ücret
- "Sirkeci'de oh diye gözlerini açtı, şehrin ta göbeğinde baçını verdiği köprüyü yavaş yavaş geçti."
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde gümrük vergisi
- BAR
-
-
[isim]
Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu
- "Bahçesi var, bağı var, ayvası var, narı var / Atamızdan yadigâr bizde ata barı var"
-
[isim]
Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu
- BAS
-
Kelime Kökeni: Fransızca basse
-
[isim, müzik]
En kalın erkek sesi; basso
-
Sesi böyle olan sanatçı; basso
-
En kalın sesli orkestra çalgısı; basso
-
[isim, müzik]
En kalın erkek sesi; basso
- BAP
-
Kelime Kökeni: Arapça bāb
- BAV
-
-
[isim, eskimiş]
Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştırma işi
-
[isim, eskimiş]
Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştırma işi
- BAT
-
-
[isim, ağızlardan]
Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden yapılmış, ucu sivri bir takoz türü
-
[isim, ağızlardan]
Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden yapılmış, ucu sivri bir takoz türü
- BAZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca base
-
[sıfat]
Bakınız temel
- "Baz fiyat."
-
[isim, kimya]
Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde
-
[sıfat]
Bakınız temel
- BAY
-
-
[sıfat, eskimiş]
Parası, malı çok olan, zengin (kimse)
-
[sıfat, eskimiş]
Parası, malı çok olan, zengin (kimse)
- BAŞ
-
-
[isim, anatomi]
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm; kafa, kelle, ser (I)
- "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."
-
Bir topluluğu yöneten kimse
- "Cumhurbaşkanı devletin başıdır."
-
Bir şeyin başladığı zaman veya yer
- "Hafta başı. Ay başı. Yılbaşı. Satır başı."
-
Bir şeyin özü, temeli, kaynağı
- "Gücün, erdemliğin, bilimin, her şeyin başı paradır, para."
-
Arazide en yüksek nokta
- "Dağın başı. Tepenin başı."
-
Bir şeyin genellikle toparlakça ucu
- "Birçok mühür baskılarındaki tasvirlerde, toplu iğne başı gibi tomurcuklarla oluşturulmuş rozetler, hayat ağaçları ve daha başka ögeler görülür."
-
Bir şeyin uçlarından biri
- "Merdiven başında beni çağırdı."
-
Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet
- "Yirmi baş koyun. Üç baş soğan."
-
Bakınız sarraflık hakkı
-
Bir şeyin yakını veya çevresi
- "Güzel bir sonbahar havasında şair, havuz başına uzanır gibi oturmuş, güneşleniyordu."
-
"Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz
- "Başbakan, başçavuş, başhekim, başkent, başöğretmen, başpehlivan, başrol, başsavcı."
-
[spor]
Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden birincisi
- "Başa güreşmek."
-
[denizcilik]
Deniz teknelerinde ön taraf
-
[isim, anatomi]
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm; kafa, kelle, ser (I)
- BAD
-
Kelime Kökeni: Farsça bād
-
[isim, eskimiş]
Bakınız rüzgâr
- "Esme ey bad esme, canan uykuda."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız rüzgâr
- BAK
-
-
işte
- "Bak, bu söylediğin doğru!"
-
şaşma anlatan bir söz
- "Bak şu işe!"
-
küçümseme bildiren bir söz
- "Adamın aklına bak!"
-
işte
- BAN
-
Kelime Kökeni: Hırv.
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde Macaristan ve Hırvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen ünvan
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde Macaristan ve Hırvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen ünvan
- BAL
-
-
[isim]
Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde
- "… kekik kokulu balı, dünyanın en güzel balını bu küfelerin içine doldururlar."
-
Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı
-
Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu
-
[isim]
Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde
- BAM
-
Kelime Kökeni: Farsça bam
-
[sıfat, müzik]
Kalın, pes (ses)
-
[isim]
Bakınız bam teli
-
[sıfat, müzik]
Kalın, pes (ses)
- ABA
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿabā
-
[isim]
Yünün dövülmesiyle yapılan kalın ve kaba kumaş
- "Başında siperlikli şapkası, sırtında kalın kumaştan ceketi ve bacağında abadan yapılmış pantolonu vardı."
-
Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük
- "Otuz senedir omzunda keşkülü, sırtında abası, gönlünde tevekkülü nereye gittiğini bilmediği yollardan geçmiş, ismini öğrenmediği köylerde misafir kalmıştı."
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılan
- "Bundan beş sene evvel burada siyah kalpaklı, kolsuz aba hırkalı Acem kervancılar Zigana Dağları’ndan, Gümüşhane sırtlarından uzak İran’a götürecekleri sandıkları develere ağır ve kaygısız yüklerlerdi."
-
Bu kumaştan yapılan ve dervişlerce giyilen hırka
-
Bakınız kepenek (I)
-
[isim]
Yünün dövülmesiyle yapılan kalın ve kaba kumaş
- BAĞ
-
-
[isim]
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne; bent, rabıt (I), rabıta
- "Ayakkabının bağı çözüldü."
-
Bakınız sargı bezi
- "Yaramın bağını değiştireceğim."
-
Bakınız demet
- "Beş bağ ekin, iki bağ maydanoz."
-
[mecaz]
Bakınız ilişki
- "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür."
-
[anatomi]
Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti
- "Eklem bağı, asıcı bağ."
-
[denizcilik]
Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm
-
[müzik]
Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret
-
[isim]
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne; bent, rabıt (I), rabıta
- OBA
-
-
[isim]
Göçebelerin konak yeri
- "Yarın daha gün ışımadan kovduracağım onları obadan."
-
Bu yerde konaklayan göçebe halk veya aile; el (III)
- "Dayısı, amcası dâhil, obadan, oymaktan kimse dünür gitmeye gönüllü değildir."
-
Genellikle bölmeli göçebe çadırı
-
Altı veya sekiz kişiden oluşan en küçük izci birliği
-
[ağızlardan]
Çuldan yapılan çadır
-
[isim]
Göçebelerin konak yeri