İçinde baş olan 8 harfli 81 kelime var. İçerisinde BAŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında baş olan kelimeler listesine ya da sonu baş ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Baş Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
BAŞ
2 Harfli Kelimeler
AB, AŞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BACABAŞI
-
-
[isim]
Bakınız baca kaşı
- "Bu arpayı da daha sonra evde bacabaşı denilen ocağın üzerine koyardı."
-
[isim]
Bakınız baca kaşı
- KUBAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le, ağızlardan]
İmece ile iş yapmak, yardımlaşmak
-
[nesnesiz, -le, ağızlardan]
İmece ile iş yapmak, yardımlaşmak
- BAŞKEŞİŞ
-
Kelime Kökeni: Türkçe + Farsça keşĮş
-
[isim]
Bakınız başrahip
-
[isim]
Bakınız başrahip
- BÜYÜKBAŞ
-
-
[isim]
Eti, sütü ve derisinden yararlanılan sığır, manda vb. hayvanların genel adı; kocabaş
-
[mecaz]
Makam mevki sahibi kimse
- "Kim bilir yukarılarda hangi büyükbaşları tanıyor?"
-
[isim]
Eti, sütü ve derisinden yararlanılan sığır, manda vb. hayvanların genel adı; kocabaş
- TEPEBAŞI
-
-
[isim, eskimiş]
Siyah pullarla işlenmiş kumaş veya giysi
-
[isim, eskimiş]
Siyah pullarla işlenmiş kumaş veya giysi
- BAŞBEKÇİ
-
-
[isim, eskimiş]
Bekçilik görevini yürüten en kıdemli ve yetkili bekçi
-
[isim, eskimiş]
Bekçilik görevini yürüten en kıdemli ve yetkili bekçi
- BAŞTARDA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca bastarda
-
[isim, denizcilik, tarih]
Osmanlı donanmasında yer alan kadırga cinsinden bir savaş gemisi
-
[isim, denizcilik, tarih]
Osmanlı donanmasında yer alan kadırga cinsinden bir savaş gemisi
- BAŞAKTÖR
-
Kelime Kökeni: Türkçe baş + Fransızca acteur
-
[isim, sinema, tiyatro]
Bakınız başoyuncu (erkek)
- "Servet Bey onun başaktörünü de kumpanyaya almayı düşünmektedir."
-
[isim, sinema, tiyatro]
Bakınız başoyuncu (erkek)
- BAŞMEMUR
-
Kelime Kökeni: Türkçe baş + Arapça me´mūr
-
[isim]
Memurluk görevini yürüten en kıdemli ve yetkili memur
- "Başmemur çantayı karakola götürdü."
-
[isim]
Memurluk görevini yürüten en kıdemli ve yetkili memur
- BAŞKADIN
-
-
[isim]
Devlet başkanı veya cumhurbaşkanının eşi; başbayan
-
[tarih]
Padişahın nikâhlı kadınlarından en eskisi
-
[isim]
Devlet başkanı veya cumhurbaşkanının eşi; başbayan
- BAŞARMAK
-
-
[-i]
Bir işi istenilen bir biçimde bitirmek; muvaffak olmak
- "Birçok şeyi unutabilmeyi istediğim çok zamanlarım oldu ama bunu bir türlü başaramadım."
-
[-i]
Bir işi istenilen bir biçimde bitirmek; muvaffak olmak
- BAŞBAKAN
-
-
[isim]
Hükûmetin ve bakanlar kurulunun başı, kabinenin başı; başvekil
-
[isim]
Hükûmetin ve bakanlar kurulunun başı, kabinenin başı; başvekil
- KÖŞEBAŞI
-
-
[isim]
Bir sokağın başka bir sokakla veya caddeyle kesiştiği yer
- "Felek benim kurulu yayım yastı / Her köşebaşında yolumu kesti"
-
[mecaz]
Önemli makam
-
[isim]
Bir sokağın başka bir sokakla veya caddeyle kesiştiği yer
- BAMBAŞKA
-
-
[sıfat]
Büsbütün başka; apayrı, farklı
- "İşte şimdi bambaşka bir konuya geçiyoruz."
-
[sıfat]
Büsbütün başka; apayrı, farklı
- BAŞSEDİR
-
Kelime Kökeni: Türkçe baş + Arapça ṣadr
-
[isim]
Geleneksel Türk evlerindeki odalarda saygın konuklar için ayrılmış sedir
-
[isim]
Geleneksel Türk evlerindeki odalarda saygın konuklar için ayrılmış sedir
- AYBAŞILI
-
-
[sıfat]
Âdet görmüş (kadın)
-
[sıfat]
Âdet görmüş (kadın)
- ALTINBAŞ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Genellikle Ege Bölgesi'nde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir tür kavun
-
[isim, bitki bilimi]
Genellikle Ege Bölgesi'nde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir tür kavun
- BAŞYAZAR
-
-
[isim]
Bir gazete veya derginin başyazılarını yazan kimse; başmuharrir, sermuharrir
- "Namık Kemal'in tek başına kalem oynattığı alanlarda başyazarlar, fıkra yazarları, sanat eleştiricileri yetişir."
-
[isim]
Bir gazete veya derginin başyazılarını yazan kimse; başmuharrir, sermuharrir
- MASABAŞI
-
-
[sıfat]
Kurum, kuruluş vb. yerlerde beden gücü gerektirmeyen, genellikle oturularak yapılan (iş, görev vb.)
-
[sıfat]
Kurum, kuruluş vb. yerlerde beden gücü gerektirmeyen, genellikle oturularak yapılan (iş, görev vb.)
- BAŞKESİT
-
-
[isim]
Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey
-
[isim]
Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey