İçinde aşmak olan 8 harfli 24 kelime var. İçerisinde AŞMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aşmak olan kelimeler listesine ya da sonu aşmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Aşmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A K M Ş

5 Harfli Kelimeler

AKŞAM, AŞMAK

4 Harfli Kelimeler

AKMA, AŞMA, KAMA, MAAŞ, MAŞA, ŞAKA, ŞAMA

3 Harfli Kelimeler

AKA, AMA, AŞK, KAM, KAŞ, MAŞ, ŞAK, ŞAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, AŞ, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OYDAŞMAK

  1. [nesnesiz] Düşünce birliği içerisinde olmak
OYLAŞMAK

  1. [-i] Müzakere etmek
URLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Ur durumuna gelmek; tümörlenmek, tümörleşmek
ADLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Ad durumuna gelmek; isimleşmek
SATAŞMAK

  1. [-e] Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak; bulaşmak, dahletmek
  2. Sarkıntılık etmek
    • "Ne münasebet, gider de komşunun hizmetçi kızına sataşırsın!" (Memduh Şevket Esendal)
ALLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Kırmızı duruma gelmek
    • "Yanakları allaşmış, yusyuvarlak, tostoparlak bir adam olmuş." (Ercüment Ekrem Talu)
UĞRAŞMAK

  1. [-le] Bir iş üzerinde sürekli çalışmak
    • "Muhacir kümeleri arasında, ekmek dağıtmakla uğraşan yaşlıca bir adama seslendi." (Peyami Safa)
  2. [-e] Bir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek
    • "Yeni düzenlemeler yapmaya uğraşıyorum durmadan, bir türlü olmuyor." (İnci Aral)
  3. Zamanını bir işe verme durumunda kalmak
  4. [eskimiş] Savaşmak, mücadele etmek
    • "Düşmanlarla uğraşmak için sonuna kadar çalışmaya azmettik." (Atatürk)
  5. [mecaz] Birine kötü davranmak
    • "Aman, siz de hep beybabamla uğraşırsınız!" (Ömer Seyfettin)
YARAŞMAK

  1. [nesnesiz] Yakışmak, uymak
    • "Gözlerim koyu olduğu için kuyruklu sürme, bana pek yaraşır." (Sermet Muhtar Alus)
  2. Yatkın olmak
    • "Söylenen sözü anlıyor, eli hemen her işe yaraşıyordu." (Ercüment Ekrem Talu)
ANLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek; antant kalmak
    • "Bakın böylesine bir dilimiz olmasaydı, nasıl anlaşacaktık şimdi?" (Nermi Uygur)
  2. [-le] Sözleşme imzalamak; kavletmek
YANAŞMAK

  1. [-e] Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelmek
    • "Usulca avluya indim, rafa doğru yanaştım." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Vapur, kayık vb. kıyıya varmak
    • "Günün birinde kocaman bir motor Santa Maria'ya yanaştı, içinden çıkan bir subay muhafızlarla uzun uzun görüştü." (Refik Halit Karay)
  3. [mecaz] Karışmak, ilgilenmek, istek göstermek
    • "Ali Mehmet Bey, cihetlere yanaşacak kimselerden değildir." (Sermet Muhtar Alus)
  4. [nesnesiz, mecaz] İlişki kurmak
    • "Vahşi ve utangaç olduğu için pek yanaşmaz." (Reşat Nuri Güntekin)
BULAŞMAK

  1. [nesnesiz] Bir nesne üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek
    • "Tabak bulaştı."
  2. [-e] Bir şey diğer bir şeyin üstüne sürülmek; sıvaşmak, sıvışmak
    • "Yüzüne gözüne yer yer kepek bulaşmıştı." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [-e] Hastalık geçmek, sirayet etmek, girmek
    • "Erzurum’daki pek çok misyonere de tifüs bulaştı ama kurtuldular." (Hüseyin Özdemir)
  4. [-e] Bakınız sataşmak
    • "Atiye'nin ters ters yüzüne bakmasına aldırmadan yerde bir dirseğinin üstüne uzanmış keyifle yatan Seyit'e bulaştı." (Lâtife Tekin)
  5. [-e] İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak
    • "Seninle hiç alakası olmayan bu işe bulaşmak istemiyorsun." (Ahmet Ümit)
DOLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız gezinmek
  2. Doğru gitmeyip yolu uzatmak
    • "Bu yoldan giderseniz çok dolaşırsınız."
  3. Dönüp başka bir yönden gelmek
    • "Dolaş da arka kapıdan gel."
  4. Bir şey akmak
    • "Damarlarında aynı kan dolaşıyor."
  5. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek; dolanmak
    • "Saçları taranmamaktan dolaşmış."
  6. [-i] Bir yeri belli bir amaçla gezmek
    • "Müzeleri dolaşmak."
  7. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek
  8. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek
  9. [müzik] Bakınız gezinmek
  10. [mecaz] Çok kimse tarafından söylenmek
  11. [mecaz] Kendini hissettirmek
    • "Başında dolaşan bir tehlikeden bahsediyorum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
KAMAŞMAK

  1. [nesnesiz] Ekşi bir şey sebebiyle dil, damak veya diş uyuşmak
OYNAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le] Birbiriyle oynamak
    • "Kardeşleri ile oynaşıyor, güreşiyor ve onları yeniyordu." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. Karşılıklı sevişmek, sevgi gösterisinde bulunmak, cilveleşmek, âşıktaşlık etmek, korte etmek
    • "Bu anlarda, en güzel bildiği birisiyle oynaşmak bile zevksizdir." (Sait Faik Abasıyanık)
UYLAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le, ağızlardan] Bakınız uzlaşmak
YAŞMAKLI

  1. [sıfat] Yaşmak örtünmüş
    • "Muslin yaşmaklı sultanlar, yaldızlı arabalar Beyoğlu'nda piyasa ediyorlar." (Aka Gündüz)
DALAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le] Köpekler boğuşup birbirini ısırmak
  2. [mecaz] Ağız kavgası etmek
    • "Günün birinde hain bir kedi bir kuyruk parçasını kapıp kaçmış, o da bunun için günlerce karısıyla dalaşmış." (Reşat Nuri Güntekin)
UZLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak; uylaşmak
    • "O vakit politika ile mücerret ilmi birbiriyle gayet kolay uzlaşır şeyler sanıyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bir iş, düşünce, görüş vb. üzerinde anlaşmaya varmak; uyuşmak (II), mutabık kalmak
KUBAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le, ağızlardan] İmece ile iş yapmak, yardımlaşmak
SAVAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le, askerlik] İki ve daha çok devlet silahlı mücadele etmek; cenkleşmek, muharebe etmek
    • "Bu acımasız dünyada artık acımasızca savaşacaklardı." (İhsan Oktay Anar)
  2. [mecaz] Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla mücadeleye girişmek
    • "İkiyüzlülere, suretihaktan görünen sahte dindarlara karşı bütün gücümle savaşacağım." (Nâzım Hikmet)
  3. [mecaz] Bir şeyi elde etmek için çaba sarf etmek
  4. [mecaz] Bir güçlüğü yenmek için direnmek
  5. [mecaz] Bir davayı savunmak ve yaymak için gayret göstermek
  6. [mecaz] Bir düşünce veya görüşe şiddetle karşı koymak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü