İçinde aşmak olan 8 harfli 24 kelime var. İçerisinde AŞMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aşmak olan kelimeler listesine ya da sonu aşmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Aşmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A K M Ş
5 Harfli Kelimeler
AKŞAM, AŞMAK
4 Harfli Kelimeler
AKMA, AŞMA, KAMA, MAAŞ, MAŞA, ŞAKA, ŞAMA
3 Harfli Kelimeler
AKA, AMA, AŞK, KAM, KAŞ, MAŞ, ŞAK, ŞAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AŞ, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OYDAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Düşünce birliği içerisinde olmak
-
[nesnesiz]
Düşünce birliği içerisinde olmak
- OYLAŞMAK
-
-
[-i]
Müzakere etmek
-
[-i]
Müzakere etmek
- URLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Ur durumuna gelmek; tümörlenmek, tümörleşmek
-
[nesnesiz]
Ur durumuna gelmek; tümörlenmek, tümörleşmek
- ADLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Ad durumuna gelmek; isimleşmek
-
[nesnesiz]
Ad durumuna gelmek; isimleşmek
- SATAŞMAK
-
-
[-e]
Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak; bulaşmak, dahletmek
-
Sarkıntılık etmek
- "Ne münasebet, gider de komşunun hizmetçi kızına sataşırsın!"
-
[-e]
Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak; bulaşmak, dahletmek
- ALLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Kırmızı duruma gelmek
- "Yanakları allaşmış, yusyuvarlak, tostoparlak bir adam olmuş."
-
[nesnesiz]
Kırmızı duruma gelmek
- UĞRAŞMAK
-
-
[-le]
Bir iş üzerinde sürekli çalışmak
- "Muhacir kümeleri arasında, ekmek dağıtmakla uğraşan yaşlıca bir adama seslendi."
-
[-e]
Bir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek
- "Yeni düzenlemeler yapmaya uğraşıyorum durmadan, bir türlü olmuyor."
-
Zamanını bir işe verme durumunda kalmak
-
[eskimiş]
Savaşmak, mücadele etmek
- "Düşmanlarla uğraşmak için sonuna kadar çalışmaya azmettik."
-
[mecaz]
Birine kötü davranmak
- "Aman, siz de hep beybabamla uğraşırsınız!"
-
[-le]
Bir iş üzerinde sürekli çalışmak
- YARAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Yakışmak, uymak
- "Gözlerim koyu olduğu için kuyruklu sürme, bana pek yaraşır."
-
Yatkın olmak
- "Söylenen sözü anlıyor, eli hemen her işe yaraşıyordu."
-
[nesnesiz]
Yakışmak, uymak
- ANLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek; antant kalmak
- "Bakın böylesine bir dilimiz olmasaydı, nasıl anlaşacaktık şimdi?"
-
[-le]
Sözleşme imzalamak; kavletmek
-
[nesnesiz]
Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek; antant kalmak
- YANAŞMAK
-
-
[-e]
Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelmek
- "Usulca avluya indim, rafa doğru yanaştım."
-
Vapur, kayık vb. kıyıya varmak
- "Günün birinde kocaman bir motor Santa Maria'ya yanaştı, içinden çıkan bir subay muhafızlarla uzun uzun görüştü."
-
[mecaz]
Karışmak, ilgilenmek, istek göstermek
- "Ali Mehmet Bey, cihetlere yanaşacak kimselerden değildir."
-
[nesnesiz, mecaz]
İlişki kurmak
- "Vahşi ve utangaç olduğu için pek yanaşmaz."
-
[-e]
Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelmek
- BULAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir nesne üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek
- "Tabak bulaştı."
-
[-e]
Bir şey diğer bir şeyin üstüne sürülmek; sıvaşmak, sıvışmak
- "Yüzüne gözüne yer yer kepek bulaşmıştı."
-
[-e]
Hastalık geçmek, sirayet etmek, girmek
- "Erzurum’daki pek çok misyonere de tifüs bulaştı ama kurtuldular."
-
[-e]
Bakınız sataşmak
- "Atiye'nin ters ters yüzüne bakmasına aldırmadan yerde bir dirseğinin üstüne uzanmış keyifle yatan Seyit'e bulaştı."
-
[-e]
İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak
- "Seninle hiç alakası olmayan bu işe bulaşmak istemiyorsun."
-
[nesnesiz]
Bir nesne üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek
- DOLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız gezinmek
-
Doğru gitmeyip yolu uzatmak
- "Bu yoldan giderseniz çok dolaşırsınız."
-
Dönüp başka bir yönden gelmek
- "Dolaş da arka kapıdan gel."
-
Bir şey akmak
- "Damarlarında aynı kan dolaşıyor."
-
Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek; dolanmak
- "Saçları taranmamaktan dolaşmış."
-
[-i]
Bir yeri belli bir amaçla gezmek
- "Müzeleri dolaşmak."
-
Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek
-
Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek
-
[müzik]
Bakınız gezinmek
-
[mecaz]
Çok kimse tarafından söylenmek
-
[mecaz]
Kendini hissettirmek
- "Başında dolaşan bir tehlikeden bahsediyorum."
-
[nesnesiz]
Bakınız gezinmek
- KAMAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Ekşi bir şey sebebiyle dil, damak veya diş uyuşmak
-
[nesnesiz]
Ekşi bir şey sebebiyle dil, damak veya diş uyuşmak
- OYNAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Birbiriyle oynamak
- "Kardeşleri ile oynaşıyor, güreşiyor ve onları yeniyordu."
-
Karşılıklı sevişmek, sevgi gösterisinde bulunmak, cilveleşmek, âşıktaşlık etmek, korte etmek
- "Bu anlarda, en güzel bildiği birisiyle oynaşmak bile zevksizdir."
-
[nesnesiz, -le]
Birbiriyle oynamak
- UYLAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le, ağızlardan]
Bakınız uzlaşmak
-
[nesnesiz, -le, ağızlardan]
Bakınız uzlaşmak
- YAŞMAKLI
-
-
[sıfat]
Yaşmak örtünmüş
- "Muslin yaşmaklı sultanlar, yaldızlı arabalar Beyoğlu'nda piyasa ediyorlar."
-
[sıfat]
Yaşmak örtünmüş
- DALAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Köpekler boğuşup birbirini ısırmak
-
[mecaz]
Ağız kavgası etmek
- "Günün birinde hain bir kedi bir kuyruk parçasını kapıp kaçmış, o da bunun için günlerce karısıyla dalaşmış."
-
[nesnesiz, -le]
Köpekler boğuşup birbirini ısırmak
- UZLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak; uylaşmak
- "O vakit politika ile mücerret ilmi birbiriyle gayet kolay uzlaşır şeyler sanıyordum."
-
Bir iş, düşünce, görüş vb. üzerinde anlaşmaya varmak; uyuşmak (II), mutabık kalmak
-
[nesnesiz]
Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak; uylaşmak
- KUBAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le, ağızlardan]
İmece ile iş yapmak, yardımlaşmak
-
[nesnesiz, -le, ağızlardan]
İmece ile iş yapmak, yardımlaşmak
- SAVAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le, askerlik]
İki ve daha çok devlet silahlı mücadele etmek; cenkleşmek, muharebe etmek
- "Bu acımasız dünyada artık acımasızca savaşacaklardı."
-
[mecaz]
Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla mücadeleye girişmek
- "İkiyüzlülere, suretihaktan görünen sahte dindarlara karşı bütün gücümle savaşacağım."
-
[mecaz]
Bir şeyi elde etmek için çaba sarf etmek
-
[mecaz]
Bir güçlüğü yenmek için direnmek
-
[mecaz]
Bir davayı savunmak ve yaymak için gayret göstermek
-
[mecaz]
Bir düşünce veya görüşe şiddetle karşı koymak
-
[nesnesiz, -le, askerlik]
İki ve daha çok devlet silahlı mücadele etmek; cenkleşmek, muharebe etmek