İçinde aşmak olan 10 harfli 83 kelime var. İçerisinde AŞMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aşmak olan kelimeler listesine ya da sonu aşmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Aşmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A K M Ş
5 Harfli Kelimeler
AKŞAM, AŞMAK
4 Harfli Kelimeler
AKMA, AŞMA, KAMA, MAAŞ, MAŞA, ŞAKA, ŞAMA
3 Harfli Kelimeler
AKA, AMA, AŞK, KAM, KAŞ, MAŞ, ŞAK, ŞAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AŞ, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AYNALAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir şeyi ayna gibi yansıtmak
- "Bir milyon yıl aynı noktaya bakmaktan aynalaşmış bir yüzü var."
-
[nesnesiz]
Bir şeyi ayna gibi yansıtmak
- KURULAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Kuru duruma gelmek
-
[mecaz]
Özelliğini, gücünü, canlılığını yitirmek
- "Fakat sonradan yazılmayan, ancak yaşanan hadiseler geçmeye başlayınca mektuplarım, kendim de farkına varmadan kısaldı, kurulaştı ve Nihal’den şikâyetler yağmaya başladı."
-
[nesnesiz]
Kuru duruma gelmek
- BLOKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Blok durumuna gelmek
-
[nesnesiz]
Blok durumuna gelmek
- AÇIKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Açık duruma gelmek
- "Gitgide şekiller daha açıklaştı, renk ve mana almaya başladı."
-
Rengi açılmak
-
[nesnesiz]
Açık duruma gelmek
- ANIKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz, eskimiş]
Hazır durumda olmak
-
[nesnesiz, eskimiş]
Hazır durumda olmak
- YAPILAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Yapı durumuna gelmek
-
[nesnesiz]
Yapı durumuna gelmek
- AĞIRLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Ağır duruma gelmek
- "Önceleri tüy gibi gelen herif, yol aldıkça bir ağırlaştı, bir ağırlaştı. Ben diyeyim beş ton, siz deyin on beş ton."
-
Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak
-
Gökyüzü bulutlu, karanlık, iç karartıcı bir hâl almak
- "Büsbütün ağırlaşmış bir hava içinde nerelerden geçtiğimizi artık fark etmiyorduk."
-
Bakınız yavaşlamak
- "Artık yavaş yavaş göçüyor, boyu kısalıyor, teni sararıyor, hareketleri ağırlaşıyordu."
-
Yiyecek bozulmaya yüz tutmak
- "Bu et yarına kalırsa ağırlaşır."
-
Organ görevini yapamaz duruma gelmek
-
Göz kapakları kapanmak üzere olmak
- "Önündeki kâğıda bir iki satır yazdıktan sonra göz kapakları ağırlaşıyor, hiçbir şey düşünemez oluyordu."
-
[mecaz]
Artan, çoğalan
- "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."
-
[mecaz]
Gebe kadının doğurması yaklaşmak
- "Haziran ayı başında Mevhibe’nin hamileliği ağırlaştı."
-
[mecaz]
Ağırbaşlı hâle gelmek
-
[mecaz]
Bakınız güçleşmek
- "İşte bundan dolayı da gençliğin sorunları daha da ağırlaşıyor, büyüyor."
-
[mecaz]
Hasta tehlikeli duruma gelmek
- "Pek çok insan hastalıklarının başlangıcında komşuya, eczaneye, kırık çıkıkçıya, hocaya başvurmakta, olay önlenemez hâle gelip hasta ağırlaşınca hekime gelmektedir."
-
[nesnesiz]
Ağır duruma gelmek
- TUNÇLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Tunç rengini almak
-
[nesnesiz]
Tunç rengini almak
- MODALAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Moda değeri kazanmak
-
[nesnesiz]
Moda değeri kazanmak
- ORAKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Orak biçimini almak
- "Birdenbire başını şöyle bir çevirdi ve bir kaldırdı o şakağa doğru oraklaşan kaşını."
-
[nesnesiz]
Orak biçimini almak
- ANAÇLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Anaç duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Anaç duruma gelmek
- KOVALAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Birbirini kovalamak
- "Öfkeyle kuduran yüzü, güller arasında kuşlar gibi cıvıldaşarak ve kovalaşarak öptüğüm yüz değildi."
-
[nesnesiz]
Birbirini kovalamak
- KURTLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Kurt durumuna gelmek, kurt gibi olmak
- "Birkaç vurgun yaptın mı alışır, kurtlaşırsın."
-
[nesnesiz]
Kurt durumuna gelmek, kurt gibi olmak
- KAYALAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Kaya durumuna gelmek
-
[mecaz]
Donup kalmak
- "... Yordam’ın ötede duran kabullenmiş ve kayalaşmış kütlesi karşısında hayretlere düşüyordum."
-
[nesnesiz]
Kaya durumuna gelmek
- SULULAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Yersiz, yavan şakalar yapmak
- "Cins ve terbiye bakımından Fransız olan kadınlar içtikçe coşuyorlar, sululaşıyorlar."
-
Kadınlara tatsız iltifatlarda bulunmak
-
[nesnesiz]
Yersiz, yavan şakalar yapmak
- KOYULAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Koyu duruma gelmek; koyulmak
- "Sessiz oturduğu yerde soluk mavi gözleri koyulaşarak dinliyordu."
-
Bakınız kıvamlanmak
-
[mecaz]
Derinleşmek, hararetlenmek, aşırı duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Koyu duruma gelmek; koyulmak
- AĞIZLAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le, anatomi]
İki kan damarı birbiri içine açılmak
-
[nesnesiz, -le, anatomi]
İki kan damarı birbiri içine açılmak
- KALPLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir kimse çeviklik, doğruluk veya çalışkanlığını yitirmek
- "Bu işçi gittikçe kalplaşıyor."
-
[nesnesiz]
Bir kimse çeviklik, doğruluk veya çalışkanlığını yitirmek
- ALIKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Alık duruma gelmek
-
Bir şey karşısında aptallaşıp şaşırmak
- "Birdenbire alıklaşan yüzünü bir zafer gururuyla seyrediyordu."
-
[nesnesiz]
Alık duruma gelmek
- DOSTLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Dost durumuna gelmek, dost olmak
-
[nesnesiz]
Dost durumuna gelmek, dost olmak