İçinde açı olan 7 harfli 21 kelime var. İçerisinde AÇI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında açı olan kelimeler listesine ya da sonu açı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Açı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I Ç

3 Harfli Kelimeler

AÇI

2 Harfli Kelimeler

AÇ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BİRKAÇI

  1. [zamir] Az sayıda olan kimse veya şey
    • "Şiirlerinin birkaçı erişilmez derecede güzel belki de şair olmaya özenmediği için eşsiz incilerdir." (Ahmet Kabaklı)
AÇIKTAN

  1. [zarf] Bir yerin uzağından
    • "Fakat yüksek rütbeli memurlar ve zülfüyâre dokunmaktan çekinenler sazın peşinde ve etrafında giden bu kayık ve sandalların aralarına girmezler de onları ancak kenarlarından ve biraz açıktan takip ederlerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak
  3. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın
  4. Açık olarak
    • "Yoksulluğun yüzerek sonsuz denizlerinde / Gördüğün her kıtaya açıktan diş bilersin" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  5. Sesli olarak, yüksek sesle
    • "Farz olan, kıraatin yerine gelecek şekilde Fatiha’nın ilk üç ayetinin gizli okunacak yerde açıktan, açıktan okunacak yerde gizli okunmasıdır." (Mehmed Paksu)
  6. [mecaz] Ayrıca, ek olarak
    • "Üstelik açıktan yol harçlığı falan da veriyor bana." (Muzaffer İzgü)
AÇIKGÖZ

  1. [sıfat, mecaz] Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
    • "Bu insanların alabildiğine açıkgöz ve çakır pençe olduklarını bir kere daha anlardık." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
KAÇIKÇA

  1. [sıfat] Kaçığa benzer, biraz deli gibi, deliye benzer
    • "Arkadaşımın, kaçıkçadır, sözü kadının bakışlarını ve davranışını açıklamaya yetiyordu." (Erhan Bener)
  2. [zarf] Biraz kaçık olarak
KAÇINMA

  1. [isim] Kaçınmak işi
KAÇINIŞ

  1. [isim] Kaçınma işi
AÇILAMA

  1. [isim, sinema, televizyon] Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması
KAÇIŞMA

  1. [isim] Kaçışmak işi
    • "Fena hâlde korkan küçükler beni dinlemeyerek kaçışmaya başladılar." (Reşat Nuri Güntekin)
SAÇINTI

  1. [isim] Saçılıp dağılan şey; döküntü
AÇINMAK

  1. [nesnesiz] Uyurken üzerindeki yorgan ve örtüyü atmak
  2. [biyoloji] Tohum çimlenme gelişimini tamamlamak
  3. [ağızlardan] Açık saçık giyinmek
KAÇINTI

  1. [isim, ağızlardan] Erken doğan kuzu
  2. Bakınız kaçak
    • "Çeşmenin yolunda kaçıntı var."
KAÇINIK

  1. [sıfat] Köşesine çekilmiş, insan içine çıkmak istemeyen (kimse); kapanık
    • "Kaçınık bir insandım ben... Topluma karışmaktan korkardım." (Reşat Enis Aygen)
KAÇINCI

  1. [sıfat] Kaç soru sıfatının sıra biçimi
    • "Kaçıncı katta oturuyorsunuz?"
  2. Çok kez, birçok kez
    • "Bu kaçıncı gelişim, evde bulamıyorum."
AÇILMAK

  1. [nesnesiz] Açık duruma gelmek veya getirilmek
  2. Renk daha açık bir tona gelmek
    • "Perdenin rengi açıldı."
  3. Kendine gelmek, biraz iyileşmek
    • "Ateşi düşünce hasta açıldı."
  4. [mecaz] Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak
  5. Kuruluş ilk kez veya yeniden işe başlamak
    • "Kasabada bir çırçır fabrikası açılmış." (Ahmet Ümit)
  6. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak
  7. Geniş bir duruma gelmek
    • "Ayakkabısı açıldı."
  8. Yırtık duruma gelmek
    • "Pantolonun dizleri açıldı."
  9. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek
    • "Belki hava açılıyor." (Refik Halit Karay)
  10. [mecaz] Gereken güce ulaşmak
    • "Araç uzun yolda açıldı, hızı arttı."
  11. [-den] Kıyıdan uzaklaşmak
    • "Ben yüzerken biraz fazla açıldım, kendimi Vardar'ın kuvvetli bir akıntısına kaptırdım." (Yahya Kemal Beyatlı)
  12. Kapı, yol vb. geçit vermek
    • "Yol açılmış, biriken vasıtalar sel hâlinde akmaya başlamıştı." (Haldun Taner)
  13. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak
  14. [-e, mecaz] Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine anlatmak
    • "Hiç kimseye açılmayarak yaşadığım bu altı ay beni bitirdi." (Peyami Safa)
  15. [-e, mecaz] Karşı cinse sevdiğini ilk kez dile getirmek
CİNSAÇI

  1. [isim] Bakınız küsküt otu
    • "Canavar otu, cinsaçı, küsküt otu tam parazit bitkiye örnektir." (Cumali Çiçek)
KAÇIRIŞ

  1. [isim] Kaçırma işi
AÇIKLIK

  1. [isim] Açık olma durumu
  2. İki yer arasındaki uzaklık
    • "O köprünün açıklığı da hemen hemen aynı açıklıkta bizim köprüyle." (Ayşe Kulin)
  3. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer
  4. Boş ve geniş yer; meydanlık
  5. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu
    • "Demokrasi bir açıklık rejimidir."
  6. [edebiyat] Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği; duruluk, vuzuh
    • "Onlar bu faaliyetleriyle övünedursunlar, konuşup yazmada açıklık erdemi yeter de artar bile gerçek aydınlara." (Nermi Uygur)
  7. [fizik] Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik
KAÇILMA

  1. [isim] Kaçılmak işi
SAÇILMA

  1. [isim] Saçılmak işi
KAÇIRMA

  1. [isim] Kaçırmak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü