İçinde açı olan 7 harfli 21 kelime var. İçerisinde AÇI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında açı olan kelimeler listesine ya da sonu açı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Açı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A I Ç
3 Harfli Kelimeler
AÇI
2 Harfli Kelimeler
AÇ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BİRKAÇI
-
-
[zamir]
Az sayıda olan kimse veya şey
- "Şiirlerinin birkaçı erişilmez derecede güzel belki de şair olmaya özenmediği için eşsiz incilerdir."
-
[zamir]
Az sayıda olan kimse veya şey
- AÇIKTAN
-
-
[zarf]
Bir yerin uzağından
- "Fakat yüksek rütbeli memurlar ve zülfüyâre dokunmaktan çekinenler sazın peşinde ve etrafında giden bu kayık ve sandalların aralarına girmezler de onları ancak kenarlarından ve biraz açıktan takip ederlerdi."
-
Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak
-
Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın
-
Açık olarak
- "Yoksulluğun yüzerek sonsuz denizlerinde / Gördüğün her kıtaya açıktan diş bilersin"
-
Sesli olarak, yüksek sesle
- "Farz olan, kıraatin yerine gelecek şekilde Fatiha’nın ilk üç ayetinin gizli okunacak yerde açıktan, açıktan okunacak yerde gizli okunmasıdır."
-
[mecaz]
Ayrıca, ek olarak
- "Üstelik açıktan yol harçlığı falan da veriyor bana."
-
[zarf]
Bir yerin uzağından
- AÇIKGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
- "Bu insanların alabildiğine açıkgöz ve çakır pençe olduklarını bir kere daha anlardık."
-
[sıfat, mecaz]
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
- KAÇIKÇA
-
-
[sıfat]
Kaçığa benzer, biraz deli gibi, deliye benzer
- "Arkadaşımın, kaçıkçadır, sözü kadının bakışlarını ve davranışını açıklamaya yetiyordu."
-
[zarf]
Biraz kaçık olarak
-
[sıfat]
Kaçığa benzer, biraz deli gibi, deliye benzer
- KAÇINMA
-
-
[isim]
Kaçınmak işi
-
[isim]
Kaçınmak işi
- KAÇINIŞ
-
-
[isim]
Kaçınma işi
-
[isim]
Kaçınma işi
- AÇILAMA
-
-
[isim, sinema, televizyon]
Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması
-
[isim, sinema, televizyon]
Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması
- KAÇIŞMA
-
-
[isim]
Kaçışmak işi
- "Fena hâlde korkan küçükler beni dinlemeyerek kaçışmaya başladılar."
-
[isim]
Kaçışmak işi
- SAÇINTI
-
-
[isim]
Saçılıp dağılan şey; döküntü
-
[isim]
Saçılıp dağılan şey; döküntü
- AÇINMAK
-
-
[nesnesiz]
Uyurken üzerindeki yorgan ve örtüyü atmak
-
[biyoloji]
Tohum çimlenme gelişimini tamamlamak
-
[ağızlardan]
Açık saçık giyinmek
-
[nesnesiz]
Uyurken üzerindeki yorgan ve örtüyü atmak
- KAÇINTI
-
-
[isim, ağızlardan]
Erken doğan kuzu
-
Bakınız kaçak
- "Çeşmenin yolunda kaçıntı var."
-
[isim, ağızlardan]
Erken doğan kuzu
- KAÇINIK
-
-
[sıfat]
Köşesine çekilmiş, insan içine çıkmak istemeyen (kimse); kapanık
- "Kaçınık bir insandım ben... Topluma karışmaktan korkardım."
-
[sıfat]
Köşesine çekilmiş, insan içine çıkmak istemeyen (kimse); kapanık
- KAÇINCI
-
-
[sıfat]
Kaç soru sıfatının sıra biçimi
- "Kaçıncı katta oturuyorsunuz?"
-
Çok kez, birçok kez
- "Bu kaçıncı gelişim, evde bulamıyorum."
-
[sıfat]
Kaç soru sıfatının sıra biçimi
- AÇILMAK
-
-
[nesnesiz]
Açık duruma gelmek veya getirilmek
-
Renk daha açık bir tona gelmek
- "Perdenin rengi açıldı."
-
Kendine gelmek, biraz iyileşmek
- "Ateşi düşünce hasta açıldı."
-
[mecaz]
Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak
-
Kuruluş ilk kez veya yeniden işe başlamak
- "Kasabada bir çırçır fabrikası açılmış."
-
İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak
-
Geniş bir duruma gelmek
- "Ayakkabısı açıldı."
-
Yırtık duruma gelmek
- "Pantolonun dizleri açıldı."
-
Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek
- "Belki hava açılıyor."
-
[mecaz]
Gereken güce ulaşmak
- "Araç uzun yolda açıldı, hızı arttı."
-
[-den]
Kıyıdan uzaklaşmak
- "Ben yüzerken biraz fazla açıldım, kendimi Vardar'ın kuvvetli bir akıntısına kaptırdım."
-
Kapı, yol vb. geçit vermek
- "Yol açılmış, biriken vasıtalar sel hâlinde akmaya başlamıştı."
-
Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak
-
[-e, mecaz]
Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine anlatmak
- "Hiç kimseye açılmayarak yaşadığım bu altı ay beni bitirdi."
-
[-e, mecaz]
Karşı cinse sevdiğini ilk kez dile getirmek
-
[nesnesiz]
Açık duruma gelmek veya getirilmek
- CİNSAÇI
-
-
[isim]
Bakınız küsküt otu
- "Canavar otu, cinsaçı, küsküt otu tam parazit bitkiye örnektir."
-
[isim]
Bakınız küsküt otu
- KAÇIRIŞ
-
-
[isim]
Kaçırma işi
-
[isim]
Kaçırma işi
- AÇIKLIK
-
-
[isim]
Açık olma durumu
-
İki yer arasındaki uzaklık
- "O köprünün açıklığı da hemen hemen aynı açıklıkta bizim köprüyle."
-
Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer
-
Boş ve geniş yer; meydanlık
-
Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu
- "Demokrasi bir açıklık rejimidir."
-
[edebiyat]
Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği; duruluk, vuzuh
- "Onlar bu faaliyetleriyle övünedursunlar, konuşup yazmada açıklık erdemi yeter de artar bile gerçek aydınlara."
-
[fizik]
Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik
-
[isim]
Açık olma durumu
- KAÇILMA
-
-
[isim]
Kaçılmak işi
-
[isim]
Kaçılmak işi
- SAÇILMA
-
-
[isim]
Saçılmak işi
-
[isim]
Saçılmak işi
- KAÇIRMA
-
-
[isim]
Kaçırmak işi
-
[isim]
Kaçırmak işi