İçinde aç olan 6 harfli 78 kelime var. İçerisinde AÇ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aç olan kelimeler listesine ya da Sonu aç ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BİİLAÇ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
İlaçsız, çaresiz
-
Umutsuz olarak
- "Kim bilir saat kaçlara kadar aç ve biilaç duracağız." (Sermet Muhtar Alus)
-
[sıfat]
İlaçsız, çaresiz
- PAÇACI
-
-
[isim]
Kasaplık hayvanların ayaklarını satan kimse
-
Paça, işkembe pişirilen dükkân
-
[isim]
Kasaplık hayvanların ayaklarını satan kimse
- AÇILIM
-
-
[isim]
Açılma
-
Bakış açısı
- "Bu gezi dış politikada yeni bir açılımı simgeliyor."
-
Sağ açıklık
- "Güneşin bir yıldaki açılımı -23 derece 27 dakikadan +23 derece 27 dakikaya kadar değişir."
-
Bir kısaltma veya formülün açık biçimi
-
[isim]
Açılma
- SMAÇÖR
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Voleybolda file üzerinde karşı alana doğru yukarıdan aşağıya topu sertçe yere vuran oyuncu, kütör
-
[isim]
Voleybolda file üzerinde karşı alana doğru yukarıdan aşağıya topu sertçe yere vuran oyuncu, kütör
- TOPLAÇ
-
-
[isim]
Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç, kolektör
-
[isim]
Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç, kolektör
- AKITAÇ
- ...
- HAMLAÇ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Üfleç
-
[isim]
Üfleç
- KARMAÇ
-
-
[isim]
Yapı işlerinde harcı karmaya yarayan alet
-
[isim]
Yapı işlerinde harcı karmaya yarayan alet
- KAÇGÖÇ
-
-
[isim]
Dinî bir anlayışla Müslüman kadınların erkeklere görünmemeleri, bir arada oturup konuşmaktan kaçınmaları
- "Kaçgöç zamanında bile o erkekten ürkmezdi." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Dinî bir anlayışla Müslüman kadınların erkeklere görünmemeleri, bir arada oturup konuşmaktan kaçınmaları
- ALAÇIK
-
-
[isim]
Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak
-
Keçeden yapılan çadır
-
[isim]
Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak
- KAYNAÇ
-
-
[isim]
Volkan bölgelerinde, belli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak, gayzer
-
[isim]
Volkan bölgelerinde, belli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak, gayzer
- AKAĞAÇ
-
-
[isim]
Gürgengillerin kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia)
-
[isim]
Gürgengillerin kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia)
- POĞAÇA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
İçine peynir, kıyma vb. konarak hazırlanan bir tür tuzlu çörek
- "İstersen öğleyin sana taze poğaça alır gelirim." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
İçine peynir, kıyma vb. konarak hazırlanan bir tür tuzlu çörek
- PAÇALI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir biçimde paçası olan
- "Boyanmış dar dizlik ahlak sayılıyor da sımsıkı bağlanmış paçalı don müstehcenleşiyor." (Falih Rıfkı Atay)
-
Tüyleri ayaklarına kadar uzanan (kuş veya kümes hayvanı)
- "Paçalı güvercin, paçalı tavuk."
-
[sıfat]
Herhangi bir biçimde paçası olan
- VURKAÇ
- ...
- KAÇMAK
-
-
[-e]
Hızla koşup bir yere saklanmak
- "Bir tehlike sezdiğin anda hemen eve kaçarsın." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
- "O adam onları aşağıladıkça utancından kaçacak delik arayan Âşık Ali'ye acıyordu." (Yahya Kemal)
-
[nsz]
Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek
- "Silahını hatta başındaki şapkasını bırakıp kaçıyor." (Ruşen Eşref Ünaydın)
-
[-den]
Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak
- "Alacaklıdan kaçmak."
-
[-den]
Kaçınmak
- "Ben zahmetten kaçmam."
-
[-den]
Gaz, sıvı vb. şeyler sızmak
- "Kazandan islim kaçıyor."
-
[nsz]
İpi kopmak
- "Çorabım kaçtı."
-
[-e]
Girmek
- "Kulağına su kaçmış."
-
Bir yana doğru kaymak
- "Odanın halısı biraz sağa kaçmış."
-
[nsz]
Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak
- "Belki sirayet eder diye korkacaklar ve kaçacaklar." (Burhan Felek)
-
[nsz]
Hızlı koşmak
- "Biletlerini memurun elinden kaptı, kaçar gibi gişeden uzaklaştı." (Necati Cumalı)
-
[nsz]
Yok olmak
- "Rahatı kaçmak."
- "Neşesi kaçmak."
-
Yaklaşmak, benzemek, andırmak
- "Bu mavi yeşile kaçıyor."
-
Kaçgöçe uymak
- "Gelin bir evde kayınbabasından kaçar, güveyi, baldızının yüzünü tanımazdı." (Refik Halit Karay)
-
[-den]
Kız veya kadın yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılmak
-
[-i]
Rengi ağarmak, uçmak
-
[-den]
Yarışçı diğerlerinden hızla ayrılıp arayı açmak
-
Futbol ve basketbolda engelleyen adamdan kurtulmak veya pas alabilmek için boş alana koşmak
-
[-e]
Hızla koşup bir yere saklanmak
- KAYKAÇ
- ...
- BAÇSIZ
- ...
- SÜTLAÇ
-
-
[isim]
Süt, şeker ve pirinçten yapılan bir tür tatlı, sütlü
-
[isim]
Süt, şeker ve pirinçten yapılan bir tür tatlı, sütlü
- KAVRAÇ
-
-
[isim]
Ağır taşları tutup kaldırmaya yarayan, iki tutaklı demir araç
-
[isim]
Ağır taşları tutup kaldırmaya yarayan, iki tutaklı demir araç