İçinde ayı olan 5 harfli 27 kelime var. İçerisinde AYI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ayı olan kelimeler listesine ya da sonu ayı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ayı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I Y

3 Harfli Kelimeler

AYI

2 Harfli Kelimeler

AY, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MAYIN

Kelime Kökeni: İngilizce mine

  1. [isim, askerlik] Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde
    • "Mıknatıslı mayın."
MAYIS

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Yılın beşinci ayı
HAYIF

Kelime Kökeni: Arapça ḥayf

  1. [isim, eskimiş] Haksızlık yapma
  2. Yapılamayan bir şey için duyulan üzüntü
  3. [ünlem] "Vah, heyhat, yazık" anlamlarında kullanılan bir söz
TAYIN

Kelime Kökeni: Arapça taʿyīn

  1. [isim, askerlik] Asker azığı
    • "Tayın çizelgelerini düzenliyorum, ambar defterini işliyorum." (Erhan Bener)
  2. [askerlik] Asker ekmeği
  3. Savaş veya seferberlik dönemlerinde vatandaşlara karneyle dağıtılan ekmek
    • "Çok defa kahvaltı tayınım olan bir dilim kuru ekmekle bir topak tulum peynirini bile tıkınmaya imkân bulamıyordum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
HAYIT

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız ayıt
    • "Nerede bir yabanıl hayıt ya da başka çalı görürsem onun dibine bir avuç dolusu tohum dikerdim." (Halikarnas Balıkçısı)
HAYIR

Kelime Kökeni: Arapça ḫayr

  1. [isim] İyilik, karşılık beklenmeden yapılan yardım
  2. [sıfat] İyi, hayırlı, yararlı olan
    • "Hayır haberdir inşallah!"
LAYIK

Kelime Kökeni: Arapça lāyiḳ

  1. [sıfat] Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan; müstahak
    • "Sevilmeye o herkesten fazla layıktır." (Peyami Safa)
  2. Bir kimseye uygun olan, yaraşan
  3. Yaraşır olan, münasip görülen
HAYIZ

Kelime Kökeni: Arapça ḥayż

  1. [isim, eskimiş] Kadınlarda aybaşı hâli
ZAYIF

Kelime Kökeni: Arapça żaʿīf

  1. [sıfat] Eti, yağı az olan, şişman olmayan (insan veya hayvan); arık (II), ince, kavruk, nahif
    • "Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım." (Sermet Muhtar Alus)
  2. Görevini yapacak yeterli gücü olmayan
    • "Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf."
  3. [mecaz] Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan
    • "Zayıf bir yapı."
  4. [mecaz] Önemli, güvenilir olmayan
    • "Zayıf bir bilgi."
  5. [mecaz] Çok az
    • "Zayıf bir ihtimal."
  6. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan
    • "Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık."
  7. [isim] Ortanın altında olan not
  8. [mecaz] Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz
    • "Zayıf bir öğretmen."
  9. [mecaz] İradesi gereği kadar güçlü olmayan
    • "Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu." (Aka Gündüz)
AYIRT

  1. [isim] Bakınız fark
    • "Ününün, sinemamıza getirdiği özel duyarlığın ayırdında bile değildi." (Selim İleri)
ÇAYIR

  1. [isim] Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer
    • "O zaman güneşe bakan bu güzelim çayırlara oturup kurumayı bekliyorduk." (Ayla Kutlu)
  2. Böyle yerde biten ot
SAYIM

  1. [isim] Sayma işi; tadat
    • "Nüfus sayımı."
SAYIN

  1. [sıfat] Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz
SAYIŞ

  1. [isim] Saymak işi
    • "Gemideki ganimetin her sayışta neden eksik çıktığı da böylece anlaşılmış oldu." (İhsan Oktay Anar)
CAYIŞ

  1. [isim] Caymak işi
    • "Yüreğinde, gevşek bir isteksizlik, cayışa benzeyen tatsız bir gerileme vardı." (Cahit Uçuk)
KAYIŞ

  1. [isim] Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi
    • "Şapkası yere düşmüş, yakası yırtılmış, kılıcının kayışı kopmuştu." (Ömer Seyfettin)
  2. Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç
  3. Ustura bilenen cilalı kösele
AYICI

  1. [isim, eskimiş] Ayı oynatmayı iş edinen kimse
    • "Ayıcı sopasıyla ayısını sıçratır, dans ettirir." (Metin And)
KAYIT

Kelime Kökeni: Arapça ḳayd

  1. [isim] Bir yere mal ederek deftere geçirme
    • "Çocuğun kaydı bulunamadı."
  2. Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin veya kopyasının bir yerde yazılı bulunması
    • "Hafızama güvenmeyiniz. Kayıtlarınız daha sağlamdır." (Refik Halit Karay)
  3. Önem verme
  4. Resmî belge
  5. Sesi veya görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi
  6. [mecaz] Bakınız şart
    • "Kitabımı geri göndermek kaydıyla verebilirim."
  7. [mecaz] Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme
    • "Hiçbir kayıt ileri sürmeksizin."
KAYIP

Kelime Kökeni: Arapça ġayb

  1. [isim] Kaybolma, yitme durumu; yitim
  2. Kaybedilen şey
    • "Yarıştan kazançlı çıkmak için hasmının kayıplarına karşı duyarsız kalmak zorunludur." (İsmet Özel)
  3. [sıfat] Kaybolmuş olan; yitik, zayi
    • "Ben dünyadan bihaber bir çocuğum / Kayıp zıpzıplarımı arıyorum" (Cahit Sıtkı Tarancı)
YAYIŞ

  1. [isim] Yaymak işi
    • "Gazete ve kitabın az okunması, yayış ve satış işinin bozuk olmasından ileri geliyor." (Reşat Nuri Güntekin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü