İçinde ayı olan 5 harfli 27 kelime var. İçerisinde AYI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ayı olan kelimeler listesine ya da sonu ayı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ayı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
AYI
2 Harfli Kelimeler
AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MAYIN
-
Kelime Kökeni: İngilizce mine
-
[isim, askerlik]
Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde
- "Mıknatıslı mayın."
-
[isim, askerlik]
Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde
- MAYIS
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Yılın beşinci ayı
-
[isim]
Yılın beşinci ayı
- HAYIF
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥayf
-
[isim, eskimiş]
Haksızlık yapma
-
Yapılamayan bir şey için duyulan üzüntü
-
[ünlem]
"Vah, heyhat, yazık" anlamlarında kullanılan bir söz
-
[isim, eskimiş]
Haksızlık yapma
- TAYIN
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿyīn
-
[isim, askerlik]
Asker azığı
- "Tayın çizelgelerini düzenliyorum, ambar defterini işliyorum."
-
[askerlik]
Asker ekmeği
-
Savaş veya seferberlik dönemlerinde vatandaşlara karneyle dağıtılan ekmek
- "Çok defa kahvaltı tayınım olan bir dilim kuru ekmekle bir topak tulum peynirini bile tıkınmaya imkân bulamıyordum."
-
[isim, askerlik]
Asker azığı
- HAYIT
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız ayıt
- "Nerede bir yabanıl hayıt ya da başka çalı görürsem onun dibine bir avuç dolusu tohum dikerdim."
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız ayıt
- HAYIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫayr
-
[isim]
İyilik, karşılık beklenmeden yapılan yardım
-
[sıfat]
İyi, hayırlı, yararlı olan
- "Hayır haberdir inşallah!"
-
[isim]
İyilik, karşılık beklenmeden yapılan yardım
- LAYIK
-
Kelime Kökeni: Arapça lāyiḳ
-
[sıfat]
Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan; müstahak
- "Sevilmeye o herkesten fazla layıktır."
-
Bir kimseye uygun olan, yaraşan
-
Yaraşır olan, münasip görülen
-
[sıfat]
Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan; müstahak
- HAYIZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥayż
-
[isim, eskimiş]
Kadınlarda aybaşı hâli
-
[isim, eskimiş]
Kadınlarda aybaşı hâli
- ZAYIF
-
Kelime Kökeni: Arapça żaʿīf
-
[sıfat]
Eti, yağı az olan, şişman olmayan (insan veya hayvan); arık (II), ince, kavruk, nahif
- "Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım."
-
Görevini yapacak yeterli gücü olmayan
- "Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf."
-
[mecaz]
Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan
- "Zayıf bir yapı."
-
[mecaz]
Önemli, güvenilir olmayan
- "Zayıf bir bilgi."
-
[mecaz]
Çok az
- "Zayıf bir ihtimal."
-
Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan
- "Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık."
-
[isim]
Ortanın altında olan not
-
[mecaz]
Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz
- "Zayıf bir öğretmen."
-
[mecaz]
İradesi gereği kadar güçlü olmayan
- "Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu."
-
[sıfat]
Eti, yağı az olan, şişman olmayan (insan veya hayvan); arık (II), ince, kavruk, nahif
- AYIRT
-
-
[isim]
Bakınız fark
- "Ününün, sinemamıza getirdiği özel duyarlığın ayırdında bile değildi."
-
[isim]
Bakınız fark
- ÇAYIR
-
-
[isim]
Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer
- "O zaman güneşe bakan bu güzelim çayırlara oturup kurumayı bekliyorduk."
-
Böyle yerde biten ot
-
[isim]
Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer
- SAYIM
-
-
[isim]
Sayma işi; tadat
- "Nüfus sayımı."
-
[isim]
Sayma işi; tadat
- SAYIN
-
-
[sıfat]
Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz
-
[sıfat]
Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz
- SAYIŞ
-
-
[isim]
Saymak işi
- "Gemideki ganimetin her sayışta neden eksik çıktığı da böylece anlaşılmış oldu."
-
[isim]
Saymak işi
- CAYIŞ
-
-
[isim]
Caymak işi
- "Yüreğinde, gevşek bir isteksizlik, cayışa benzeyen tatsız bir gerileme vardı."
-
[isim]
Caymak işi
- KAYIŞ
-
-
[isim]
Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi
- "Şapkası yere düşmüş, yakası yırtılmış, kılıcının kayışı kopmuştu."
-
Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç
-
Ustura bilenen cilalı kösele
-
[isim]
Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi
- AYICI
-
-
[isim, eskimiş]
Ayı oynatmayı iş edinen kimse
- "Ayıcı sopasıyla ayısını sıçratır, dans ettirir."
-
[isim, eskimiş]
Ayı oynatmayı iş edinen kimse
- KAYIT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳayd
-
[isim]
Bir yere mal ederek deftere geçirme
- "Çocuğun kaydı bulunamadı."
-
Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin veya kopyasının bir yerde yazılı bulunması
- "Hafızama güvenmeyiniz. Kayıtlarınız daha sağlamdır."
-
Önem verme
-
Resmî belge
-
Sesi veya görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi
-
[mecaz]
Bakınız şart
- "Kitabımı geri göndermek kaydıyla verebilirim."
-
[mecaz]
Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme
- "Hiçbir kayıt ileri sürmeksizin."
-
[isim]
Bir yere mal ederek deftere geçirme
- KAYIP
-
Kelime Kökeni: Arapça ġayb
-
[isim]
Kaybolma, yitme durumu; yitim
-
Kaybedilen şey
- "Yarıştan kazançlı çıkmak için hasmının kayıplarına karşı duyarsız kalmak zorunludur."
-
[sıfat]
Kaybolmuş olan; yitik, zayi
- "Ben dünyadan bihaber bir çocuğum / Kayıp zıpzıplarımı arıyorum"
-
[isim]
Kaybolma, yitme durumu; yitim
- YAYIŞ
-
-
[isim]
Yaymak işi
- "Gazete ve kitabın az okunması, yayış ve satış işinin bozuk olmasından ileri geliyor."
-
[isim]
Yaymak işi