İçinde ayan olan 8 harfli 8 kelime var. İçerisinde AYAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ayan olan kelimeler listesine ya da sonu ayan ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ayan Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A N Y
4 Harfli Kelimeler
AYAN, AYNA
3 Harfli Kelimeler
ANA, AYA, AYN, YAN
2 Harfli Kelimeler
AN, AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FAYANSÇI
-
-
[isim]
Fayans döşeyen veya satan kimse
-
[isim]
Fayans döşeyen veya satan kimse
- PAYANSIZ
-
-
[sıfat]
Sonu olmayan; sonsuz
- "Seyretmekteki payansız hazdan bahseden sıcak hatıralarla doluydu."
-
[sıfat]
Sonu olmayan; sonsuz
- DAYANMAK
-
-
[-e]
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
- "Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor."
-
Temelde bir şeyle ilgili olmak
- "Karşılıklı bilmece sormaya dayanan seyirlik oyunlar da vardır."
-
[mecaz]
Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek; gitmek
- "Bu gemi fırtınaya iyi dayanır."
-
[mecaz]
Varmak, ulaşmak
- "Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor."
-
[mecaz]
Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak
- "İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar."
-
[mecaz]
Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak
- "Bu proje sonunda bize dayanacak."
-
[mecaz]
Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek; istinat etmek
- "Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?"
-
[nesnesiz, mecaz]
Uzun süre kullanılmaya uygun olmak
- "Bu kumaş çok dayandı."
-
[nesnesiz, mecaz]
Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak; mukavemet etmek
- "Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler."
-
[nesnesiz]
Yetişmek, yeter olmak
-
[nesnesiz, mecaz]
Güç bir duruma katlanmak; sabretmek, tahammül etmek
- "Kazılmış mezarın önüne geldiklerinde daha fazla dayanamayıp oracığa çöktü."
-
[-e]
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
- ÇAĞLAYAN
-
-
[isim]
Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale; çağlar
- "Yüksekten karşıda çağlayanın şırıltısı duyuluyordu."
-
[isim]
Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale; çağlar
- TAMLAYAN
-
-
[isim, dil bilgisi]
Tamlamalarda temel olan bir adın anlamını açıklayan ad, zamir veya sıfat; belirten, tamlayıcı: Evin kapısı. Öğretmenin kitabı. Su yolu. Kırmızı defter gibi
-
[isim, dil bilgisi]
Tamlamalarda temel olan bir adın anlamını açıklayan ad, zamir veya sıfat; belirten, tamlayıcı: Evin kapısı. Öğretmenin kitabı. Su yolu. Kırmızı defter gibi
- BAŞBAYAN
-
-
[isim]
Bakınız başkadın
-
[isim]
Bakınız başkadın
- MALAYANİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mālāyaʿnī
-
[sıfat, eskimiş]
Boş ve yararsız, saçma
- "Malayani sözler."
-
[sıfat, eskimiş]
Boş ve yararsız, saçma
- BABAYANİ
-
Kelime Kökeni: Türkçe baba + Farsça -āne
-
[sıfat]
Gösterişi ve özentisi olmayan
- "Padişah bakmış, babayani, hırpani bir derviş. Ne gelir ki böylesinin elinden?"
-
Olgun, babacan, hoşgörülü olan (kimse)
- "Ne şen, ne babayani bir delikanlıydı."
-
[sıfat]
Gösterişi ve özentisi olmayan