İçinde ayan olan 8 harfli 8 kelime var. İçerisinde AYAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ayan olan kelimeler listesine ya da sonu ayan ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ayan Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A N Y

4 Harfli Kelimeler

AYAN, AYNA

3 Harfli Kelimeler

ANA, AYA, AYN, YAN

2 Harfli Kelimeler

AN, AY, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FAYANSÇI

  1. [isim] Fayans döşeyen veya satan kimse
PAYANSIZ

  1. [sıfat] Sonu olmayan; sonsuz
    • "Seyretmekteki payansız hazdan bahseden sıcak hatıralarla doluydu." (Peyami Safa)
DAYANMAK

  1. [-e] Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
    • "Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Temelde bir şeyle ilgili olmak
    • "Karşılıklı bilmece sormaya dayanan seyirlik oyunlar da vardır." (Metin And)
  3. [mecaz] Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek; gitmek
    • "Bu gemi fırtınaya iyi dayanır."
  4. [mecaz] Varmak, ulaşmak
    • "Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  5. [mecaz] Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak
    • "İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar." (Halikarnas Balıkçısı)
  6. [mecaz] Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak
    • "Bu proje sonunda bize dayanacak."
  7. [mecaz] Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek; istinat etmek
    • "Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız?" (Falih Rıfkı Atay)
  8. [nesnesiz, mecaz] Uzun süre kullanılmaya uygun olmak
    • "Bu kumaş çok dayandı."
  9. [nesnesiz, mecaz] Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak; mukavemet etmek
    • "Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler." (Necati Cumalı)
  10. [nesnesiz] Yetişmek, yeter olmak
  11. [nesnesiz, mecaz] Güç bir duruma katlanmak; sabretmek, tahammül etmek
    • "Kazılmış mezarın önüne geldiklerinde daha fazla dayanamayıp oracığa çöktü." (İhsan Oktay Anar)
ÇAĞLAYAN

  1. [isim] Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale; çağlar
    • "Yüksekten karşıda çağlayanın şırıltısı duyuluyordu." (Ömer Seyfettin)
TAMLAYAN

  1. [isim, dil bilgisi] Tamlamalarda temel olan bir adın anlamını açıklayan ad, zamir veya sıfat; belirten, tamlayıcı: Evin kapısı. Öğretmenin kitabı. Su yolu. Kırmızı defter gibi
BAŞBAYAN

  1. [isim] Bakınız başkadın
MALAYANİ

Kelime Kökeni: Arapça mālāyaʿnī

  1. [sıfat, eskimiş] Boş ve yararsız, saçma
    • "Malayani sözler."
BABAYANİ

Kelime Kökeni: Türkçe baba + Farsça -āne

  1. [sıfat] Gösterişi ve özentisi olmayan
    • "Padişah bakmış, babayani, hırpani bir derviş. Ne gelir ki böylesinin elinden?" (Elif Şafak)
  2. Olgun, babacan, hoşgörülü olan (kimse)
    • "Ne şen, ne babayani bir delikanlıydı." (Ömer Seyfettin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü