İçinde ava olan 5 harfli 28 kelime var. İçerisinde AVA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ava olan kelimeler listesine ya da Sonu ava ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A A V Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

AV

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SAVAN

  1. [isim] Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim
  2. Yaygı, örtü

KAVAS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Elçilik veya konsolosluklarda görev yapan hizmetli
    • "Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam bulunuverse." (Refik Halit Karay)
  2. Banka, patrikhane, otel vb. yerlerde hizmetli veya koruma görevlisi
  3. Elçilik ve konsolosluklarda koruma görevlisi

DAVAR

  1. [isim] Koyun ve keçiye verilen ortak ad
    • "Davar güden, tarlaya bakan, odun kesmeye giden hep benim..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Koyun veya keçi sürüsü
    • "Çoban davarı yaymaya götürdü."

AVARE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] İşsiz, işsiz güçsüz, başıboş, aylak
    • "Avare insanlar."
    • "Aşkıyla avare olduğum komşu güzeli." (Cahit Sıtkı Tarancı)

LAVAŞ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Mayalı hamurdan tandırda pişirilerek yapılan ve yapıldığı yere göre büyüklüğü değişen ince ekmek türü
  2. Yufka inceliğinde açılmış uzun sade pide

KAVAK

  1. [isim] Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 m'ye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç (Populus)

AVAZE
...
AVANS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Öndelik
    • "Aldığım avansı olduğu gibi sana bırakıyorum." (Tarık Buğra)

AVANE
...
TAVAN

  1. [isim] Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey, taban karşıtı
    • "Başını kaldırdı, dumanı otobüsün tavanına üfledi." (Haldun Taner)
    • "Gelmeyecek mi? Neden gelmedi? diye sordukları vakit tavan başıma yıkılıyordu." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat
    • "Yükseköğrenim görmüş bir devlet memurunun tavanı birinci derecenin dördüncü basamağıdır."
  3. Çatı kiremidi

MAVAL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yalan, uydurma söz
    • "Bu sürgünlük mavalı neyin nesi? Aslı astarı var mı? Ya varsa ne yaparım ben?" (Atilla İlhan)

SAVAŞ

  1. [isim] Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk
  2. Uğraşma, kavga, mücadele
    • "Softalığa savaş açan ilk laikler orada toplanmıştır." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Hayvanların birbirleriyle yaptığı mücadele
    • "Kartallarla leyleklerin savaşı."
  4. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele
    • "Veremle savaş."

TAVAS
...
HAVAİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Hava ile ilgili, havada bulunan
  2. [isim] Açık mavi renk
  3. Bu renkte olan
    • "Havai gözlük camlarının arkasından insana tatlı tatlı bakan iri kara gözleri vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. Ciddi olmayan, ciddi işlerle uğraşmayan, ciddi işler yapmayan, dilediği gibi davranan, uçarı, hoppa, yeleme
  5. Değersiz, boş
    • "Ne yapıp yapmış bu havai konuşmayı bir röportaj şekline sokmak yolunu bulmuştu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

AVARA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma
    • "Güreş boyunca iki yazar kendi savında direnir ve avara kasnak dönüp durur." (Salâh Birsel)
  2. [ünlem] Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut
  3. Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması

HAVAS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Nitelikler, özellikler
  2. Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde bir çeşit ayrıcalık gören kimseler, avam karşıtı

SAVAK

  1. [isim] Suyu başka yöne akıtmak için yapılan düzenek
  2. Değirmen arkındaki fazla suyun akması için açılan ikinci su yolu
  3. Bir barajın fazla suyunu akıtmak için yapılan düzen

ŞAVAK
...
YAVAŞ

  1. [sıfat] Hızlı olmayan, çabuk karşıtı
    • "Yavaş bir yürüyüş."
  2. Yumuşak huylu, yumuşak başlı
    • "Yavaş adam. Yavaş at."
  3. Alçak, hafif
  4. [zarf] Alçak, hafif bir biçimde
    • "Yavaş tut, içinde kırılacak eşya var..." (Memduh Şevket Esendal)
  5. [zarf] Hızlı olmayarak
    • "Yavaş vurdu."

LAVAJ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir işlem sonrası, metal yüzeyleri su ile yıkama
    • "Nuruosmaniye Semti'ndeki kârgir evinden, hastalarına lavaj yaparken, siyah çarşafını taktırarak bir kupa arabasına bindirip acele gitmişlerdi." (Refik Halit Karay)
  2. Bir organı su vererek yıkayıp temizleme

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü