İçinde av olan 5 harfli 105 kelime var. İçerisinde AV bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında av olan kelimeler listesine ya da Sonu av ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAVAF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İslam dininde hac sırasında Kâbe'nin çevresini yedi kez dolaşma
- "Duvarlardaki mermer levhalara kazılı yazıları okuya okuya, kendi kendine, bütün mabedi tavaf etti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Bir şeyin çevresini dolaşma
-
Kutsal bir yeri ziyaret etme
-
[isim]
İslam dininde hac sırasında Kâbe'nin çevresini yedi kez dolaşma
- LAVAJ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir işlem sonrası, metal yüzeyleri su ile yıkama
- "Nuruosmaniye Semti'ndeki kârgir evinden, hastalarına lavaj yaparken, siyah çarşafını taktırarak bir kupa arabasına bindirip acele gitmişlerdi." (Refik Halit Karay)
-
Bir organı su vererek yıkayıp temizleme
-
[isim]
Bir işlem sonrası, metal yüzeyleri su ile yıkama
- KAVAS
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Elçilik veya konsolosluklarda görev yapan hizmetli
- "Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam bulunuverse." (Refik Halit Karay)
-
Banka, patrikhane, otel vb. yerlerde hizmetli veya koruma görevlisi
-
Elçilik ve konsolosluklarda koruma görevlisi
-
[isim]
Elçilik veya konsolosluklarda görev yapan hizmetli
- SAVAN
-
-
[isim]
Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim
-
Yaygı, örtü
-
[isim]
Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim
- HAVYA
-
-
[isim]
Madenlerle yapılan kaynak işlerinde lehimi eritmek için ateşle veya elektrikle kızdırılarak kullanılan, çoğunlukla çekiç biçiminde ucu bakır alet
-
[isim]
Madenlerle yapılan kaynak işlerinde lehimi eritmek için ateşle veya elektrikle kızdırılarak kullanılan, çoğunlukla çekiç biçiminde ucu bakır alet
- GAVUR
- ...
- KAVKI
-
-
[isim]
Kabuk
-
[isim]
Kabuk
- KAVAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Pezevenk
-
[isim]
Pezevenk
- HAVSA
- ...
- KAVGA
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa
- "Kavga olmadan evden fırlasak ne iyi olacak." (Halide Edip Adıvar)
- "Bir gün hiç yoktan kavga çıkarıp oğlanın ağzını burnunu bir güzel dağıtıverdiler." (Necati Cumalı)
- "Şehrin gürültü edilen, kavga çıkan biricik yeridir." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Softalar arasında kızıl bir kavga kopmuştu." (Falih Rıfkı Atay)
-
Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele
- "Ekmek kavgası."
-
Savaş
-
[isim]
Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa
- ÇAVMA
-
-
[isim]
Çavmak işi
-
[isim]
Çavmak işi
- ÇAVUN
-
-
[isim]
Hayvan derisinden veya çavdan yapılmış kırbaç
-
[isim]
Hayvan derisinden veya çavdan yapılmış kırbaç
- PİLAV
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Pirinçten, bulgurdan veya kuskustan yapılan bir yemek
- "Servis tabağını pilavla doldurdu, tepesine de kale burcu gibi etleri dikti." (Muammer İzgü)
-
[isim]
Pirinçten, bulgurdan veya kuskustan yapılan bir yemek
- SAVCA
-
-
[isim]
İddianame
-
[isim]
İddianame
- KAVAK
-
-
[isim]
Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 m'ye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç (Populus)
-
[isim]
Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 m'ye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç (Populus)
- AVARE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
İşsiz, işsiz güçsüz, başıboş, aylak
- "Avare insanlar."
- "Aşkıyla avare olduğum komşu güzeli." (Cahit Sıtkı Tarancı)
-
[sıfat]
İşsiz, işsiz güçsüz, başıboş, aylak
- TAVLI
-
-
[sıfat]
Tavlanmış, tavı olan, tav verilmiş
-
Semiz, şişman
-
[sıfat]
Tavlanmış, tavı olan, tav verilmiş
- KAVMİ
- ...
- HAVUZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton vb. şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genellikle üstü açık yer
- "Asıl binanın iki yanındaki kuru havuzlara ve havuzların hemen yanı başındaki kameriyelere doğru daha seyrek, daha bol çiçekli bitkiler yayılıyor." (Atilla İlhan)
-
Kum, asit vb. konulan çukur yer
- "Kum havuzu."
-
Büyük gemilerin onarılmak için çekildikleri yer
-
Bir amaç güdülerek farklı kaynaklardan gelen paranın ilgililere daha sonra paylaştırılmak üzere toplandığı belirli bir yer
-
[isim]
Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton vb. şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genellikle üstü açık yer
- YAVER
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Yardımcı
- "Şansımız yaver gidiyor."
-
Emir subayı
-
[isim]
Yardımcı