İçinde ast olan 9 harfli 37 kelime var. İçerisinde AST bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ast olan kelimeler listesine ya da Sonu ast ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A S T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
AST, TAS
2 Harfli Kelimeler
AS, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ASTIRILMA
-
-
[isim]
Astırılmak işi
-
[isim]
Astırılmak işi
- RASTLANTI
-
-
[isim]
Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma, tesadüf
- "Avlu kapısı önünde atından indiği sırada, iyi bir rastlantıyla, Hayrettin Ağa, oğlu ile avludaydı." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma, tesadüf
- BASTONSUZ
-
-
[sıfat]
Bastonu olmayan
- "İri yarı, bastonsuz, bir talebe reisi gibi yirmisinde görünen tasasızlığıyla bağırıyordu." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[sıfat]
Bastonu olmayan
- PASTÖRİZE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Pastörizasyon yoluyla 75 °C'ye kadar ısıtılıp birdenbire soğutulmak yoluyla, içindeki mikropları öldürülmüş olan (süt, bira, meyve suyu vb.)
-
[sıfat]
Pastörizasyon yoluyla 75 °C'ye kadar ısıtılıp birdenbire soğutulmak yoluyla, içindeki mikropları öldürülmüş olan (süt, bira, meyve suyu vb.)
- RASTLAMAK
-
-
[-e]
Bir kimse ile karşı karşıya gelmek, karşılaşmak, rast gelmek, tesadüf etmek
- "Eskicizade'ye indiğim otelin kıraathanesinde rastladım." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Atılan şey hedefi bulmak, rast gelmek
- "Taş cama rastladı."
-
[-e]
Bir kimse ile karşı karşıya gelmek, karşılaşmak, rast gelmek, tesadüf etmek
- GASTRONOM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Damak zevki olan, ağzının tadını bilen, iyi yemekten anlayan kimse
-
[isim]
Damak zevki olan, ağzının tadını bilen, iyi yemekten anlayan kimse
- RASTLAŞMA
-
-
[isim]
Rastlaşmak işi
-
[isim]
Rastlaşmak işi
- FANTASTİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Gerçekte var olmayan, gerçek olmayan, hayalî
- "Fantastik hikâyeler."
-
[isim]
XVIII. yüzyıldan başlayarak Fransa'da gelişen bir edebî tür
-
[sıfat]
Gerçekte var olmayan, gerçek olmayan, hayalî
- ASTRONOMİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Gök bilimi
-
[isim]
Gök bilimi
- LASTİKSİZ
-
-
[sıfat]
Lastiği olmayan
-
[sıfat]
Lastiği olmayan
- BASTIRTMA
- ...
- SKOLASTİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İnanç ve bilgiyi kiliseyle, özellikle Aristoteles'in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Orta Çağ felsefesi
-
[sıfat]
Bu felsefe ile ilgili olan
-
[sıfat]
Orta Çağ yöntemlerine uygun, eski
-
[isim]
İnanç ve bilgiyi kiliseyle, özellikle Aristoteles'in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Orta Çağ felsefesi
- ASTARLAMA
-
-
[isim]
Astarlamak işi
-
[isim]
Astarlamak işi
- SALMASTRA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Halat tellerinden saç gibi örülmüş olan ip
-
Özellikle makinelerde birbirine sıkıca değen iki yüzey arasına yerleştirilerek bu yüzeyler arasına su, buhar veya yağların sızmasını önleyen urgan
-
[isim]
Halat tellerinden saç gibi örülmüş olan ip
- BASTIRMAK
-
-
[-i]
Basma işini yaptırmak
- "Çok güçlüydü, bastırdı, omuzlarını yatağa yapıştırdı âdeta." (Tarık Dursun K)
-
Zararlı bir olayı önlemek
- "Yangını bastırmak."
-
Durdurmak
- "İsyanı bastırmak."
-
Üstünlüğünü göstermek
- "Şişman, kısa boylu bir yüzbaşı usulsüzlükte, şarlatanlıkta, inatta hepimizi bastırıyor." (Ömer Seyfettin)
-
Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek
-
Gidermek
- "Heyecanını bir türlü bastıramıyor." (Nezihe Araz)
-
Hemen söylemek
- "Cevabı bastırdı."
-
[nsz]
Ansızın birinin yanına gitmek
- "Ama bir evi tek başına çeviren, o evin düzeninden sorumlu kadınlar ansızın bastıran konuktan her zaman tedirgin olurlar." (Oktay Rifat)
-
[nsz]
Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek
- "Tipi birdenbire bastırmış." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[-e]
Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek
- "Köyün ihtiyarları da Feyziye'nin babasına bastırmışlar, onları bağışlatmışlar." (Erhan Bener)
-
Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak
-
[-i]
Basma işini yaptırmak
- PASTANECİ
-
-
[isim]
Pasta yapan veya satan kimse
-
[isim]
Pasta yapan veya satan kimse
- YASTIKÇIK
- ...
- RASTLAYIŞ
-
-
[isim]
Rastlama işi veya biçimi
-
[isim]
Rastlama işi veya biçimi
- KEDİBASTI
-
-
[isim]
Bütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde, fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme işi
-
[isim]
Bütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde, fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme işi
- KASTAMONU
- ...