İçinde ast olan 9 harfli 37 kelime var. İçerisinde AST bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ast olan kelimeler listesine ya da Sonu ast ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A S T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

AST, TAS

2 Harfli Kelimeler

AS, AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

RASTLAYIŞ

  1. [isim] Rastlama işi veya biçimi

FANTASTİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Gerçekte var olmayan, gerçek olmayan, hayalî
    • "Fantastik hikâyeler."
  2. [isim] XVIII. yüzyıldan başlayarak Fransa'da gelişen bir edebî tür

KASTAMONU
...
RASTLANTI

  1. [isim] Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma, tesadüf
    • "Avlu kapısı önünde atından indiği sırada, iyi bir rastlantıyla, Hayrettin Ağa, oğlu ile avludaydı." (Necati Cumalı)

LÖKOPLAST

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bitki hücrelerinde veya bazı kamçılılarda sitoplazma içinde bulunan ve genellikle nişasta taneciğini oluşturan cisimcik

PASTÖRİZE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Pastörizasyon yoluyla 75 °C'ye kadar ısıtılıp birdenbire soğutulmak yoluyla, içindeki mikropları öldürülmüş olan (süt, bira, meyve suyu vb.)

ONOMASTİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Özel adlar ve özellikle kişi adları bilimi

MEGASTORE
...
ASTIRILMA

  1. [isim] Astırılmak işi

KATASTROF
...
JİMNASTİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Vücudu çevikleştirmek ve güçlendirmek için yapılan alıştırmaların tümü, idman, kültürfizik
    • "Bir jimnastik hareketiyle kollarını iki üç defa yana doğru açtı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Sabah kalkar, jimnastiğini yapar, duşunu alır, erkenden bürosuna gider." (Haldun Taner)
  2. Erkeklerde, yer alıştırmaları, barparalel, barfiks, halkalar ve kulplu beygir; kadınlarda yer alıştırmaları, eşit olmayan çubuklar, barfiks, denge kalası alıştırmalarını içeren yarışma disiplini

RASTLAŞMA

  1. [isim] Rastlaşmak işi

KASTETMEK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [-i] Amaçlamak, amaç olarak almak
    • "... ev deyince kasabada dört beş tane zengin evini kastediyorum." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Demek istemek
  3. [-e] Kötülük etmek, kıymak, zarar vermeyi istemek
    • "İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler." (Atatürk)

KEDİBASTI

  1. [isim] Bütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde, fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme işi

KASTIRMAK
...
SALMASTRA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Halat tellerinden saç gibi örülmüş olan ip
  2. Özellikle makinelerde birbirine sıkıca değen iki yüzey arasına yerleştirilerek bu yüzeyler arasına su, buhar veya yağların sızmasını önleyen urgan

BASTIRMAK

  1. [-i] Basma işini yaptırmak
    • "Çok güçlüydü, bastırdı, omuzlarını yatağa yapıştırdı âdeta." (Tarık Dursun K)
  2. Zararlı bir olayı önlemek
    • "Yangını bastırmak."
  3. Durdurmak
    • "İsyanı bastırmak."
  4. Üstünlüğünü göstermek
    • "Şişman, kısa boylu bir yüzbaşı usulsüzlükte, şarlatanlıkta, inatta hepimizi bastırıyor." (Ömer Seyfettin)
  5. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek
  6. Gidermek
    • "Heyecanını bir türlü bastıramıyor." (Nezihe Araz)
  7. Hemen söylemek
    • "Cevabı bastırdı."
  8. [nsz] Ansızın birinin yanına gitmek
    • "Ama bir evi tek başına çeviren, o evin düzeninden sorumlu kadınlar ansızın bastıran konuktan her zaman tedirgin olurlar." (Oktay Rifat)
  9. [nsz] Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek
    • "Tipi birdenbire bastırmış." (Sait Faik Abasıyanık)
  10. [-e] Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek
    • "Köyün ihtiyarları da Feyziye'nin babasına bastırmışlar, onları bağışlatmışlar." (Erhan Bener)
  11. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak

ASTROLOJİ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Yıldız falcılığı

GASTRONOM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Damak zevki olan, ağzının tadını bilen, iyi yemekten anlayan kimse

RASTLAMAK

  1. [-e] Bir kimse ile karşı karşıya gelmek, karşılaşmak, rast gelmek, tesadüf etmek
    • "Eskicizade'ye indiğim otelin kıraathanesinde rastladım." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Atılan şey hedefi bulmak, rast gelmek
    • "Taş cama rastladı."

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü