İçinde arma olan 8 harfli 40 kelime var. İçerisinde ARMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında arma olan kelimeler listesine ya da Sonu arma ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A A M R Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

ARMA

3 Harfli Kelimeler

AMA, ARA, RAM

2 Harfli Kelimeler

AM, AR, MA, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YALVARMA

  1. [isim] Yalvarmak işi
    • "Sesin bu kadar yalvarmaya benzer, hüzne benzer perdesi olmasa..." (Halide Edip Adıvar)

HARMANCI

  1. [isim] Harman işi ile uğraşan kimse

SARMAŞIK

  1. [isim] Sarmaşıkgillerden, koyu yeşil renkli, değişik biçimli yaprakları olan, sap ve dallarından çıkan küçük ek köklerle dik, düz yerlere yapışarak tırmanan bitki (Hedera helix)
    • "Rüzgârın balkon sarmaşıklarında ıslıklar çaldığı bir akşamdı." (Atilla İlhan)

KARMALIK

  1. [isim] Karma olma durumu
    • "Meclisin bütün karmalığı bu yuvarlak sofranın etrafında idi." (Falih Rıfkı Atay)

SARMAŞMA

  1. [isim] Sarmaşmak işi

KABARMAK

  1. [nsz] Ağırlığı artmadan hacmi büyümek
    • "Ekmek iyi kabardı."
  2. Yağışlardan veya kaynamaktan taşmaya yüz tutmak
    • "Çay birdenbire kabararak şosenin rampalarını aşar ve epeyce zararlara sebep olur." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Niceliği artmak, büyümek
    • "Masraf kabardı."
  4. Şişmek, genişlemek
    • "İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi." (Peyami Safa)
  5. Hayvanların tüyleri dikilmek
  6. Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak
    • "Bu kumaş çabuk kabardı."
  7. Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak
    • "Masanın kaplaması kabardı."
    • "Dolabın boyası kabardı."
  8. Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak
  9. Bulanmak
  10. Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek
    • "Bu olayı duyunca delikanlının yüreği öç alma duygusuyla kabarır." (Necati Cumalı)
  11. [nsz] Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak
  12. Böbürlenmek, gururlanmak
    • "Kumandan, atını şahlandırarak hurra hurra diye kendisini alkışlayan keyifli halka boyun kırarak kabarıyordu." (Ömer Seyfettin)

KUBARMAK

  1. [nsz] Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak
  2. Çalımlı bir tavır takınmak

POLARMAK

  1. [-i] Polarma olayına uğratmak

SARARMAK

  1. [nsz] Sarı olmak, rengi sarıya dönmek
    • "Her sabah ağaçların sararan yapraklarıyla pek güzel olan karşıki dağlara bakarak uyanıyorum." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Sokakları dolduran sayılmaz şapkaların zalimce, kurnaz ve namussuz gölgelerinde sararmış solmuş." (Ömer Seyfettin)
  2. Korku, üzüntü, coşku vb. sebeplerle yüzün rengi solmak
    • "Malı mülkü varken, hiçbir sıkıntısı yokken üzüntüsünden zayıflıyor, sararıp soluyordu." (Ömer Seyfettin)

KAYTARMA

  1. [isim] Kaytarmak işi
    • "Kaytarmaya kalkıştım mı öfkeleniyor, çıkışıyor bana." (Tomris Uyar)

BAŞARMAK

  1. [-i] Bir işi istenilen biçimde bitirmek, muvaffak olmak
    • "Yüzünde zor bir işi başarmış adamın sevinci vardı." (Memduh Şevket Esendal)

KURTARMA

  1. [isim] Kurtarmak işi

AKTARMAK

  1. [-i] Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek
  2. [-i] Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek
  3. [-den] Bir dilden başka bir dile çevirmek, tercüme etmek
  4. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak
  5. Toprağı altı üstüne gelecek biçimde iyice bellemek
  6. İletmek, bildirmek
    • "Derdini size aktarıp arınmış, sizi zehirleyip bırakmıştır." (Haldun Taner)
  7. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak
  8. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak
  9. [-i] Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak
    • "Kiremitleri aktarmak."
  10. [-i] Alıntılamak
    • "Onun yerine Salah Birsel'in bir şiirini aktaracağız." (Salâh Birsel)

KANTARMA

  1. [isim] Azılı atları zapt etmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç
    • "Gururu okşanılan bir erkek ise ağzına kantarma geçirilmiş bir küheylan kadar âcizdi, elinizde esirdir." (Hüseyin Cahit Yalçın)

ZIBARMAK

  1. [nsz] Ölmek, gebermek
    • "Kulağından tutup atarız içeriye, zıbarana kadar kalır orada." (Tahsin Yücel)
  2. Uyumak, çok içip sızmak

PARMAKSI

  1. [sıfat] Elin parmaklarını andırır biçimde olan

KOPARMAK

  1. [-i] Kopmasını sağlamak, kopmasına yol açmak
    • "O koskoca lenduha gibi gövdenle ipi koparırsın da başımıza iş çıkarırsın!" (Osman Cemal Kaygılı)
  2. [nsz] Daldan, ağaçtan alıp toplamak
    • "Yorulunca omzuma çıkar, çiçek koparmak isterse beni çağırır." (Halide Edip Adıvar)
    • "Sana karşı içimde iki katlı bir ana yüreği var. İşte onu koparıp atamıyorum." (Ömer Seyfettin)
  3. [nsz] Birden ve güçlü bir biçimde başlamak veya başlatmak
    • "Zehra birdenbire iki avucunu da yüzüne kapadı, kısa ve keskin bir çığlık kopardı." (Peyami Safa)
  4. Zor kullanarak almak
  5. [-den] Güçlükle elde etmek
    • "Bir kızla buluşmuşken bir başkasından söz ya da telefon numarası kopardığı oluyordu." (Necati Cumalı)
  6. Birlikte koşan yarışçıyı üstün bir çaba ile hızlanıp geçmek

SARMAŞAN

  1. [sıfat] Sarılgan

SIRTARMA

  1. [isim] Sırtarmak işi

PARMAKLI

  1. [sıfat] Parmağı olan

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü