İçinde arl olan 9 harfli 71 kelime var. İçerisinde ARL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında arl olan kelimeler listesine ya da sonu arl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Arl Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A L R
2 Harfli Kelimeler
AL, AR, LA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PARLAKLIK
-
-
[isim]
Parlak olma durumu; revnak
- "Taşlarımız öyle güzel parlardı ki o parlaklığı görme uğruna bütün gün sürekli silmeyi bile düşündüğüm olurdu."
-
[mecaz]
İlgi ve dikkat çekici olma durumu
-
[gök bilimi]
Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki
-
[isim]
Parlak olma durumu; revnak
- KATARLAMA
-
-
[isim]
Katarlamak işi
-
[isim]
Katarlamak işi
- PARLATMAK
-
-
[-i]
Bir yüzeyi düzgün ve parlak duruma getirmek, parlamasını sağlamak
-
[nesnesiz, argo]
İçki içmek
- "Piyaz, köfte, yarım şişeyi parlatayım, dedim."
-
[nesnesiz, argo]
Güzel, etkili, alışılmamış söz söylemek
-
Birini gereğinden fazla övmek
-
[-i]
Bir yüzeyi düzgün ve parlak duruma getirmek, parlamasını sağlamak
- KANTARLIK
-
-
[sıfat]
Kantar ölçüsünde olan
- "İki kantarlık odun."
-
[sıfat]
Kantar ölçüsünde olan
- ÇARLİSTON
-
Kelime Kökeni: İngilizce charleston
-
[isim]
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaygınlaşan dans türü
-
Bu dansın müziği
- "Arkamızdan geliyor ve ıslıkla bir çarliston çalıyordu."
-
[bitki bilimi]
Sivri uçlu, uzun ve kalın, tatlı, yeşilimsi biber; çarliston biber
-
[sıfat]
İnce, uzun
- "Ben, bir hayalet kadar zayıf, on altı yaşında, çarliston pantolonlu, şık fesli bir mektepli efendiydim."
-
[isim]
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaygınlaşan dans türü
- MURDARLIK
-
-
[isim]
Murdar olma durumu
-
[isim]
Murdar olma durumu
- AYARLAMAK
-
-
[-i]
Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak
- "Saati radyoya göre ayarlamak."
-
Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek
- "Derken kamerayı bir başka sahneye ayarladık."
-
[mecaz]
İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek bir biçimde düzenlemek
-
[mecaz]
Bir şeyi, bir işi amaca uygun şekilde düzenlemek
- "Kanunlar, vatandaşın hareket tarzını ayarlayan kaidelerden ibarettir."
-
[mecaz]
Birisini isteklerini kabule razı etmek
- "Babamı ayarlarsam sinemaya gideceğim."
-
[mecaz]
Bir şeyi temin etmek
- "Madem öyle bende duraktan taksi ayarlarım, böylece seni olacak işinden alıkoymam."
-
[-i]
Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak
- MANTARLIK
-
-
[isim]
Yenilebilen mantarların yetiştirildiği yer
-
İncelenmek amacıyla mantar kültürlerinin saklandığı yer
-
[isim]
Yenilebilen mantarların yetiştirildiği yer
- AZARLATMA
-
-
[isim]
Azarlatmak işi
-
[isim]
Azarlatmak işi
- DARLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız daralmak
- "Herkeste darlaştıkça bizim evimizde kahve, un, şeker bollaştı."
-
[nesnesiz]
Bakınız daralmak
- UYARLILIK
-
-
[isim]
Bakınız uyumluluk
- "Her türlü kuruluşlarda Ruslarla birlikte Kazakların bulunması, böylece sosyalist yapıda yer alacak organlara büyük bir esneklik ve uyarlılık kazandırılması gerektiği belirtildi."
-
[isim]
Bakınız uyumluluk
- ISMARLAMA
-
-
[isim]
Ismarlamak işi; sipariş
-
[sıfat]
Ismarlanarak yaptırılan, sipariş edilen, hazır karşıtı
- "Ismarlama ayakkabı."
-
[sıfat, mecaz]
İçten olmayan, baştan savma
-
[isim]
Ismarlamak işi; sipariş
- CERRARLIK
-
-
[isim]
Cerrar olma durumu
- "Seyit Rıza'nın serveti bu cerrarlık gelirinden daha ziyade avanesinin çapullarda vurduğu mallarla meydana gelmişti."
-
[isim]
Cerrar olma durumu
- HARLATMAK
-
-
[-i]
Ateşi kuvvetlendirmek; harlandırmak
- "Şerefimize sobaya bir iki odunla bir kucak çalı atıp harlattılar."
-
[mecaz]
Coşkunluk vermek, canlandırmak
- "Millî Mücadele'de aç ve çıplak insanlarımızın yüreğinde alevler harlatmak için tek bir kıvılcım yetmişti."
-
[-i]
Ateşi kuvvetlendirmek; harlandırmak
- VARLIKSIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız yoksul
-
[sıfat]
Bakınız yoksul
- DOKUZARLI
-
-
[sıfat]
Dokuzar dokuzar sıralanmış
-
Her biri dokuz birimden oluşan
-
[sıfat]
Dokuzar dokuzar sıralanmış
- HUNHARLIK
-
-
[isim]
Hunhar olma durumu
- "Geçmişinin o acı dolu günleri bütün hunharlığıyla geri dönmüştü."
-
[mecaz]
Bakınız kasaplık
-
[isim]
Hunhar olma durumu
- MANTARLAR
-
-
[isim, bitki bilimi]
Sap, yaprak, çiçek vb. organlar yerine dallı veya düz iplikler görünüşünde emeçlerden oluşan, klorofilsiz, çiçeksiz, ilkel canlılar
-
[isim, bitki bilimi]
Sap, yaprak, çiçek vb. organlar yerine dallı veya düz iplikler görünüşünde emeçlerden oluşan, klorofilsiz, çiçeksiz, ilkel canlılar
- AHARLAMAK
-
-
[-i]
Ahar sürmek
- "Kâğıtlarını kendi eliyle aharlayıp terbiye etmek itiyadında idi."
-
[-i]
Ahar sürmek
- TIMARLAMA
-
-
[isim]
Tımarlamak işi
-
[isim]
Tımarlamak işi