İçinde arl olan 6 harfli 16 kelime var. İçerisinde ARL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında arl olan kelimeler listesine ya da sonu arl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Arl Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L R

2 Harfli Kelimeler

AL, AR, LA, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MARLEY

Kelime Kökeni: (Marley marka adından)

  1. [isim, mimarlık] Yapılarda döşeme gereci olarak kullanılan plastik madde
UYARLI

  1. [sıfat] Bakınız uyumlu
    • "Kötü beslenen toplumlarda ise insanlar aldıkları besinin miktar ve kalitesiyle uyarlı kalıplar içinde davranır, bundan dolayı güçsüz olurlar." (Osman Nuri Koçtürk)
BARLAM

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] İnce pullu, sırtı açık kahverengi, yanları ve karnı beyaz, ortalama 30-40 santimetre boyunda, Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir tür balık (Merluccius merluccius)
    • "Morina balığı, kömür balığı ve barlam balığı gibi dipte yaşayan balıklar, yağsız balık türlerindendir." (Ergün Demir)
VARLIK

  1. [isim] Var olma durumu; mevcudiyet
    • "Bir millet, varlığını, her şeyden çok dilinde yaşatır." (Orhan Veli Kanık)
  2. Var olan her şey
    • "Her varlık bir yaratıktır. Her yaratık da canlı." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. Paranın, mal mülkün tamamı
  4. Önemli, yararlı, değerli şey
    • "Devlet tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır." (Anayasa)
  5. Bir kimsenin iç dünyasının derinlikleri, kişinin manevi dünyası
    • "Bütün sevgileri atıp içimden / Varlığımı yalnız ona verdim ben" (Ahmet Kutsi Tecer)
  6. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı; popülasyon
  7. [felsefe] Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey
ATARLI

  1. [sıfat, argo] Birisine karşı veya bir olay karşısında korkusuzca güç gösterisinde bulunan
    • "Yirmi küsur yaşlarında görünen bu atarlı genç, tüm dişlerini sergileyecek şekilde sırıtarak bize bakıyordu." (Emine Can)
HARLAK

  1. [isim, ağızlardan] Harıltı ile akan su, çağlayan
AHARLI

  1. [sıfat] Üzerine ahar sürülmüş olan
    • "Bu aharlı kâğıtlar üzerinde kalem iyi kayar, mürekkep de kıvamında akardı." (Enver Behnan Şapolyo)
ONARLI

  1. [sıfat] Onar onar sıralanmış
  2. Her biri on birimden oluşan
KARLIK

  1. [isim] Bakınız kar kuyusu
    • "Sarayların ve parası yetenlerin ihtiyacı olan buzlar özellikle Uludağ ve Istıranca Dağlarında açılan karlık ve buzluklardan sağlanmaktaydı." (Gökhan Akçura)
  2. Dışı hasır örgüsüyle kaplı, içinde kar veya buz koymak için bölmesi bulunan, soğutucu olarak kullanılan büyük şişe
    • "Buz kâseme iyice buz doldurursun!.. Karlıklara da bir bakmayı unutma!.." (Abdülhak Şinasi Hisar)
AYARLI

  1. [sıfat] Ayarlanmış, doğru çalışması sağlanmış, düzeltilmiş (saat, makine vb.)
    • "Ayrıca saat vuruşlarında yukarı kısmında figürlerin görünüp dans ettikleri kule biçiminde ayarlı saat." (Necati Gültepe)
  2. Belirli bir ayarda olan (altın veya gümüş)
ÇARLIK

  1. [isim, tarih] Çar olma durumu
  2. Çarın yönetiminde bulunan devlet
    • "Rusya'da çarlık devrilmişti." (Tarık Buğra)
PARLAK

  1. [sıfat] Parlayan, ışıldayan, pırıltılı olan
    • "Siyah, çıplak dallarda henüz kuruyamayan su damlaları parlak, mavi birer boncuk gibi parlıyordu." (Halide Edip Adıvar)
  2. Temiz, berrak, aydınlık ve ışıklı; ışılak
    • "Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı / Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  3. [mecaz] Göze çarpacak kadar başarılı
    • "Birinci İnönü Harbi'ni parlak bir zaferle kazandık." (Aka Gündüz)
  4. [kaba konuşmada] Yüzü güzel (oğlan)
YARLIK

  1. [isim, tarih] Bakınız ferman
KARLUK

  1. [isim, tarih] Eski Türk boylarından biri
DARLIK

  1. [isim] Dar olma durumu; daraşlık
  2. [mecaz] Geçim zorluğu; müzayaka
  3. [mecaz] İç sıkıntısı
    • "Yüreği göğsünü yırtacak gibi hopluyor, boğazına bir darlık tıkanıyordu." (Ömer Seyfettin)
YARLİK

  1. [isim] Yâr olma durumu
    • "Uysal, belli belirsiz mahzun, böylece de analığıyla, yârlik ve eşliği ile noksansız bir kadınlık özlediğini sezdirten bir mizaç..." (Tarık Buğra)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü