İçinde ara olan 9 harfli 181 kelime var. İçerisinde ARA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ara olan kelimeler listesine ya da sonu ara ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ara Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A R
3 Harfli Kelimeler
ARA
2 Harfli Kelimeler
AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAZARATAR
-
-
[isim]
Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi; kazmaç, ekskavatör
-
[isim]
Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi; kazmaç, ekskavatör
- KARALATMA
-
-
[isim]
Karalatmak işi
-
[isim]
Karalatmak işi
- SARAYDÜZÜ
-
-
[isim]
Sinop iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sinop iline bağlı ilçelerden biri
- KARARINDA
-
-
[zarf]
Bakınız yeterince
-
[zarf]
Bakınız yeterince
- ARATILMAK
-
-
[nesnesiz]
Aratma işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Aratma işine konu olmak
- PARAFİNLİ
-
-
[sıfat]
Birleşiminde parafin bulunan
-
Parafine batırılmış
-
[sıfat]
Birleşiminde parafin bulunan
- KARATAVUK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Karatavukgillerden, tüyleri kara, meyve ve böceklerle beslenen ötücü kuş (Turdus merula)
- "Hangisi karatavuk, hangisi bülbüldür, çok usta olacaksın seslerini ayırmak için."
-
[isim, hayvan bilimi]
Karatavukgillerden, tüyleri kara, meyve ve böceklerle beslenen ötücü kuş (Turdus merula)
- YARALANIŞ
-
-
[isim]
Yaralanmak işi
- "Hele Balkan Harbi hengâmında alnından yaralanışı, öldü sanılıp ... unutuluşu..."
-
[isim]
Yaralanmak işi
- ARAÇÇILIK
-
-
[isim, felsefe]
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü; enstrümantalizm
-
[isim, felsefe]
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü; enstrümantalizm
- PARALOJİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca paralogique
-
[sıfat, ruh bilimi]
Mantığa uymayan
-
Bakınız yanıltıcı
-
[sıfat, ruh bilimi]
Mantığa uymayan
- KARARINCA
-
-
[zarf]
Gerektiği ölçüde
-
Gerektiği gibi
-
[zarf]
Gerektiği ölçüde
- KARAYEMİŞ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız taflan
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız taflan
- VARABİLME
-
-
[isim]
Varabilmek işi
- "Vatandaşın bunu bilmesi, aydınlanıp belli bir konuda bir senteze varabilmesi açısından yarar sağlayabilir."
-
[isim]
Varabilmek işi
- VARAGELME
-
-
[isim]
Varagelmek işi
-
[isim]
Varagelmek işi
- KARASİNEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Çift kanatlılardan, insan ve evcil hayvanların kanını emen, gıda atıkları, hayvan yemi, dışkılar da dâhil olmak üzere her türlü yiyecekle beslenen, erişkinleri yaklaşık 5-8 mm olabilen, karnı sarı, dört dar şeritli göğsü gri renkli, tat organları küçük tüylerle kaplı, görünüşü ev sineğine benzeyen bir tür sinek (Stomoxys calcitrans)
-
[isim, hayvan bilimi]
Çift kanatlılardan, insan ve evcil hayvanların kanını emen, gıda atıkları, hayvan yemi, dışkılar da dâhil olmak üzere her türlü yiyecekle beslenen, erişkinleri yaklaşık 5-8 mm olabilen, karnı sarı, dört dar şeritli göğsü gri renkli, tat organları küçük tüylerle kaplı, görünüşü ev sineğine benzeyen bir tür sinek (Stomoxys calcitrans)
- VARAKPARE
-
Kelime Kökeni: Arapça varaḳ + Farsça pāre
-
[isim, eskimiş]
Kâğıt parçası
-
[mecaz]
Bakınız mektup
-
[isim, eskimiş]
Kâğıt parçası
- YARAŞIKLI
-
-
[sıfat]
Yaraşan, uygun, yakışır
-
[sıfat]
Yaraşan, uygun, yakışır
- KARARTMAK
-
-
[-i]
Rengini karaya çevirmek; yakmak
- "Güneş tenini karartmış."
-
Karanlık duruma getirmek
- "Perdeler odayı kararttı."
-
Işığı kısmak veya örtmek
-
[mecaz]
Kötü bir duruma getirmek
- "Seyahat onu yormuş ve karartmıştı."
-
[-i]
Rengini karaya çevirmek; yakmak
- KULAMPARA
-
Kelime Kökeni: Arapça ġulām + Farsça bāre
-
[isim, kaba konuşmada]
Bakınız oğlancı
- "Kahveci hem kulampara hem de azılı bir katil olarak şöhretli biri olduğundan bu mekâna ayak basan pek olmuyordu."
-
[isim, kaba konuşmada]
Bakınız oğlancı
- HARARETLİ
-
-
[sıfat]
Isısı, sıcaklığı fazla olan
-
[mecaz]
Bakınız coşkulu
- "Biraz evvelki sükûtu şimdi hararetli bir sohbet takip ediyordu."
-
[sıfat]
Isısı, sıcaklığı fazla olan