İçinde ara olan 7 harfli 164 kelime var. İçerisinde ARA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ara olan kelimeler listesine ya da sonu ara ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ara Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A R

3 Harfli Kelimeler

ARA

2 Harfli Kelimeler

AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AKSARAY

  1. [isim] Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
YARARCI

  1. [sıfat, felsefe] Yarar peşinde koşan; faydacı, pragmatik
ÇAYKARA

  1. [isim, ağızlardan] Çay kenarında çıkan göze; kaynak, pınar
    • "Çaykaraların suyu o kadar soğuktur ki dişlerini tıkırdatır." (Yaşar Kemal)
DARALMA

  1. [isim] Daralmak işi; darlaşma
    • "Yeni bir aşkın eşiğindeymiş gibi bir daralma vardı yüreğinde." (Necati Cumalı)
PARAVAN

Kelime Kökeni: Fransızca paravent

  1. [isim] Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde; paravana
    • "Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm." (Aka Gündüz)
  2. [sıfat, mecaz] Adından, yetkisinden, gücünden kendisine belli etmeden yararlanılan (kişi veya kuruluş)
TARAMAK

  1. [-i] Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek
    • "Anası sabaha kadar saçlarını tarıyor, düşünüyor, ürküyordu." (Yaşar Kemal)
  2. Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak
    • "Birdenbire uzun bir ışık sol tarafımızdaki sırtları taradı." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak, taraktan geçirmek; taraklamak
  4. Taşın yüzünü dişli çelik kalemle işlemek
  5. Makineli tüfek vb. ateşli silahlarla sürekli olarak bir yere ateş etmek
  6. [-de] Kafasından geçirmek, belli belirsiz düşünmek
    • "Belleğimde taradığım yazarların yarısına yakını hastalıklı idiler." (Haldun Taner)
  7. [mecaz] Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçirmek veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit etmek
    • "Dergileri taramak."
  8. [mecaz] Dikkatle bakmak, gözden geçirmek; süzmek
  9. [bilişim] Tarayıcı aracılığıyla kâğıt üzerindeki resimleri veya yazıları sayısal ortama aktarmak
  10. [tıp] Hastalıkların kişiler arasındaki seyrini takip edebilmek amacıyla düzenli aralıklarla yapılan inceleme
  11. Bir resmin bir bölümü üzerine çizgilerle koyuluk vermek
ARAYICI

  1. [isim] Bir şeyi aramayı iş edinen kimse
    • "Define arayıcısı."
  2. [gök bilimi] İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlanmış, görüş alanı geniş olan küçük teleskop
YARAYIŞ

  1. [isim] Yaramak işi
ARAZBAR

Kelime Kökeni: Arapça ʿaraż + Farsça bār

  1. [isim, müzik] Türk müziğinde neva perdesi üzerindeki bayati makamı dizisi, çargâh üzerindeki rast beşlisi ve uşşak dörtlüsünden meydana gelen birleşik bir makam
HONİARA

  1. [isim] Solomon Adaları'nın başkenti
PARAFİN

Kelime Kökeni: Fransızca paraffine

  1. [isim, kimya] Katran, petrol, neft vb. maddelerden çıkarılan, katı, beyaz, yarı saydam, buharı parlak bir alevle yanan, kimyasal etkenlere karşı ilgisiz, katı hidrokarbon; alkan
ŞARAPLI

  1. [sıfat] İçinde şarap bulunan
  2. Şaraba batırılmış, şarap bulaşmış
KAPKARA

  1. [sıfat] Çok kara, her yanı kara; simsiyah
    • "Düşündükçe kapkara, korkunç bir hayalet gözlerimi kapladı, başımın içi alev alev yandı." (Etem İzzet Benice)
  2. [zarf] Her yanı karalara bürünmüş bir biçimde
    • "Dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyorlardı." (Tarık Buğra)
  3. [mecaz] Sıkıntılı, zor olan
    • "Nerede kaldı bunlar? Sel olup aktılar mı? / Kapkara bir günümde beni bıraktılar mı?" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
TARATMA

  1. [isim] Taratmak işi
HARAÇLI

  1. [sıfat] Haraca bağlanmış, vergi ödeyen
KARARMA

  1. [isim] Kararmak işi
    • "Hava kararmaya yüz tutunca, içine bir daralma geliyor çocuğun." (Ayşe Kulin)
  2. [sinema, televizyon] Görüntülerin gittikçe kararıp görünmez duruma geçmesine dayanan bir noktalama türü
TARAKÇI

  1. [isim] Tarak yapan veya satan kimse
  2. Taraklama işi yapan kimse
ÇALPARA

Kelime Kökeni: Farsça çār + pāre

  1. [isim] Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç
    • "Bet beniz solmuş, gözler büyümüş, kansız dudaklar aralık, alt üst dişler çalpara gibi birbirine vuruyor." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [hayvan bilimi] Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber)
  3. [denizcilik] Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak
KARALTI

  1. [isim] Bakınız karartı
    • "Az sonra dört atlının karaltısını seçtiler." (Nezihe Araz)
  2. Hafif karanlık
GUARANİ

Kelime Kökeni: Fransızca guarani

  1. [isim] Paraguay'ın para birimi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü