İçinde ara olan 7 harfli 164 kelime var. İçerisinde ARA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ara olan kelimeler listesine ya da sonu ara ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ara Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A R
3 Harfli Kelimeler
ARA
2 Harfli Kelimeler
AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AKSARAY
-
-
[isim]
Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
-
[isim]
Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
- YARARCI
-
-
[sıfat, felsefe]
Yarar peşinde koşan; faydacı, pragmatik
-
[sıfat, felsefe]
Yarar peşinde koşan; faydacı, pragmatik
- ÇAYKARA
-
-
[isim, ağızlardan]
Çay kenarında çıkan göze; kaynak, pınar
- "Çaykaraların suyu o kadar soğuktur ki dişlerini tıkırdatır."
-
[isim, ağızlardan]
Çay kenarında çıkan göze; kaynak, pınar
- DARALMA
-
-
[isim]
Daralmak işi; darlaşma
- "Yeni bir aşkın eşiğindeymiş gibi bir daralma vardı yüreğinde."
-
[isim]
Daralmak işi; darlaşma
- PARAVAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca paravent
-
[isim]
Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde; paravana
- "Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm."
-
[sıfat, mecaz]
Adından, yetkisinden, gücünden kendisine belli etmeden yararlanılan (kişi veya kuruluş)
-
[isim]
Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde; paravana
- TARAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek
- "Anası sabaha kadar saçlarını tarıyor, düşünüyor, ürküyordu."
-
Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak
- "Birdenbire uzun bir ışık sol tarafımızdaki sırtları taradı."
-
Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak, taraktan geçirmek; taraklamak
-
Taşın yüzünü dişli çelik kalemle işlemek
-
Makineli tüfek vb. ateşli silahlarla sürekli olarak bir yere ateş etmek
-
[-de]
Kafasından geçirmek, belli belirsiz düşünmek
- "Belleğimde taradığım yazarların yarısına yakını hastalıklı idiler."
-
[mecaz]
Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçirmek veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit etmek
- "Dergileri taramak."
-
[mecaz]
Dikkatle bakmak, gözden geçirmek; süzmek
-
[bilişim]
Tarayıcı aracılığıyla kâğıt üzerindeki resimleri veya yazıları sayısal ortama aktarmak
-
[tıp]
Hastalıkların kişiler arasındaki seyrini takip edebilmek amacıyla düzenli aralıklarla yapılan inceleme
-
Bir resmin bir bölümü üzerine çizgilerle koyuluk vermek
-
[-i]
Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek
- ARAYICI
-
-
[isim]
Bir şeyi aramayı iş edinen kimse
- "Define arayıcısı."
-
[gök bilimi]
İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlanmış, görüş alanı geniş olan küçük teleskop
-
[isim]
Bir şeyi aramayı iş edinen kimse
- YARAYIŞ
-
-
[isim]
Yaramak işi
-
[isim]
Yaramak işi
- ARAZBAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaraż + Farsça bār
-
[isim, müzik]
Türk müziğinde neva perdesi üzerindeki bayati makamı dizisi, çargâh üzerindeki rast beşlisi ve uşşak dörtlüsünden meydana gelen birleşik bir makam
-
[isim, müzik]
Türk müziğinde neva perdesi üzerindeki bayati makamı dizisi, çargâh üzerindeki rast beşlisi ve uşşak dörtlüsünden meydana gelen birleşik bir makam
- HONİARA
-
-
[isim]
Solomon Adaları'nın başkenti
-
[isim]
Solomon Adaları'nın başkenti
- PARAFİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca paraffine
-
[isim, kimya]
Katran, petrol, neft vb. maddelerden çıkarılan, katı, beyaz, yarı saydam, buharı parlak bir alevle yanan, kimyasal etkenlere karşı ilgisiz, katı hidrokarbon; alkan
-
[isim, kimya]
Katran, petrol, neft vb. maddelerden çıkarılan, katı, beyaz, yarı saydam, buharı parlak bir alevle yanan, kimyasal etkenlere karşı ilgisiz, katı hidrokarbon; alkan
- ŞARAPLI
-
-
[sıfat]
İçinde şarap bulunan
-
Şaraba batırılmış, şarap bulaşmış
-
[sıfat]
İçinde şarap bulunan
- KAPKARA
-
-
[sıfat]
Çok kara, her yanı kara; simsiyah
- "Düşündükçe kapkara, korkunç bir hayalet gözlerimi kapladı, başımın içi alev alev yandı."
-
[zarf]
Her yanı karalara bürünmüş bir biçimde
- "Dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyorlardı."
-
[mecaz]
Sıkıntılı, zor olan
- "Nerede kaldı bunlar? Sel olup aktılar mı? / Kapkara bir günümde beni bıraktılar mı?"
-
[sıfat]
Çok kara, her yanı kara; simsiyah
- TARATMA
-
-
[isim]
Taratmak işi
-
[isim]
Taratmak işi
- HARAÇLI
-
-
[sıfat]
Haraca bağlanmış, vergi ödeyen
-
[sıfat]
Haraca bağlanmış, vergi ödeyen
- KARARMA
-
-
[isim]
Kararmak işi
- "Hava kararmaya yüz tutunca, içine bir daralma geliyor çocuğun."
-
[sinema, televizyon]
Görüntülerin gittikçe kararıp görünmez duruma geçmesine dayanan bir noktalama türü
-
[isim]
Kararmak işi
- TARAKÇI
-
-
[isim]
Tarak yapan veya satan kimse
-
Taraklama işi yapan kimse
-
[isim]
Tarak yapan veya satan kimse
- ÇALPARA
-
Kelime Kökeni: Farsça çār + pāre
-
[isim]
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç
- "Bet beniz solmuş, gözler büyümüş, kansız dudaklar aralık, alt üst dişler çalpara gibi birbirine vuruyor."
-
[hayvan bilimi]
Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber)
-
[denizcilik]
Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak
-
[isim]
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç
- KARALTI
-
-
[isim]
Bakınız karartı
- "Az sonra dört atlının karaltısını seçtiler."
-
Hafif karanlık
-
[isim]
Bakınız karartı
- GUARANİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca guarani
-
[isim]
Paraguay'ın para birimi
-
[isim]
Paraguay'ın para birimi