İçinde ara olan 7 harfli 164 kelime var. İçerisinde ARA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ara olan kelimeler listesine ya da Sonu ara ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A A R Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ARA
2 Harfli Kelimeler
AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇALPARA
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç
- "Bet beniz solmuş, gözler büyümüş, kansız dudaklar aralık, alt üst dişler çalpara gibi birbirine vuruyor." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir çeşit çağanoz (Portunus puber)
-
Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak
-
[isim]
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç
- MANZARA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bakışı, dikkati çeken her şey
-
Görünüş
- "Boğaz'ın ucundan Karadeniz'e bir kapı gibi açılan manzara..." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Konusu bir doğa veya şehir parçası olan resim, gravür veya desen, tablo
-
Durum
- "Bu sade dekor ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmişti." (Orhan Seyfi Orhon)
-
[isim]
Bakışı, dikkati çeken her şey
- SARAHAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Belginlik
-
[isim]
Belginlik
- SARAYLI
-
-
[sıfat]
Osmanlı İmparatorluğu'nda padişah sarayında bulunmuş olan (kadın)
- "Fena değil, saraya gidecek, saraylı olacak." (Halide Edip Adıvar)
-
[sıfat]
Osmanlı İmparatorluğu'nda padişah sarayında bulunmuş olan (kadın)
- ARABALI
-
-
[sıfat]
Arabası olan
-
[isim]
Arabalı vapur
-
[sıfat]
Arabası olan
- HARABAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yıkıntılar, harabeler, viraneler
-
Divan edebiyatının eserlerinde geçen içkili eğlence yeri, meyhane
-
[isim]
Yıkıntılar, harabeler, viraneler
- ÇAYKARA
-
-
[isim]
Çay kenarında çıkan göze, kaynak, pınar
-
[isim]
Çay kenarında çıkan göze, kaynak, pınar
- ARAZBAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Türk müziğinde bir birleşik makam
-
[isim]
Türk müziğinde bir birleşik makam
- KARADAĞ
- ...
- TARATIŞ
-
-
[isim]
Taratma işi veya biçimi
-
[isim]
Taratma işi veya biçimi
- KARAÇAY
- ...
- ETYARAN
-
-
[isim]
Genellikle parmaklarda olan, derinlere kadar işleyen dolama, kurlağan
-
[isim]
Genellikle parmaklarda olan, derinlere kadar işleyen dolama, kurlağan
- YARAŞMA
-
-
[isim]
Yaraşmak işi
-
[isim]
Yaraşmak işi
- YARATMA
-
-
[isim]
Yaratmak işi
- "Bir sihirli kelimesi içinde şimşekler yaratmaya kadirdi." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
[isim]
Yaratmak işi
- KARATAŞ
- ...
- GARGARA
-
-
[isim]
Su veya ilaçlı sıvı ile ağız veya yutağı başı arkaya atıp solukla da sıvının yutulmasını engelleyerek çalkalama işi
-
Bu maksatla kullanılan ilaçlı sıvı
-
[isim]
Su veya ilaçlı sıvı ile ağız veya yutağı başı arkaya atıp solukla da sıvının yutulmasını engelleyerek çalkalama işi
- PARASAL
-
-
[sıfat]
Para ile ilgili, para bakımından, mali, nakdî, akçasal
- "Parasal kuvvete sahip kimselerin kitaplarıma gösterdikleri ilgi bana güç veriyor." (Cahit Uçuk)
-
[sıfat]
Para ile ilgili, para bakımından, mali, nakdî, akçasal
- CIZGARA
-
-
[isim]
Toplu olarak Türk müziği icra edilirken kullanılan bir yaylı saz türü
- "Saz takımında cızgara denilen ensiz, dikdörtgen bir kemanla santur da yer alır." (Salâh Birsel)
-
[isim]
Toplu olarak Türk müziği icra edilirken kullanılan bir yaylı saz türü
- CARACAS
- ...
- TARAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek
- "Anası sabaha kadar saçlarını tarıyor, düşünüyor, ürküyordu." (Yahya Kemal)
-
Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak
- "Birdenbire uzun bir ışık, sol tarafımızdaki sırtları taradı." (Halide Edip Adıvar)
-
Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak, taraklamak
-
Taşın yüzünü dişli çelik kalemle işlemek
-
Makineli tüfek vb. ateşli silahlarla sürekli olarak bir yere ateş etmek
-
[-de]
Kafasından geçirmek, belli belirsiz düşünmek
- "Belleğimde taradığım yazarların yarısına yakını hastalıklı idiler." (Haldun Taner)
-
Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçirmek veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit etmek
- "Dergileri taramak."
-
Dikkatle bakmak, süzmek
-
Tarayıcı aracılığıyla kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri bilgisayar ortamına aktarmak
-
[-i]
Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek