İçinde ara olan 5 harfli 50 kelime var. İçerisinde ARA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ara olan kelimeler listesine ya da sonu ara ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ara Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ARA
2 Harfli Kelimeler
AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ACARA
-
-
[isim]
Bakınız Acar
-
[isim]
Bakınız Acar
- ARALI
-
-
[sıfat]
Bakınız aralıklı
-
[sıfat]
Bakınız aralıklı
- ARABİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿarabī
-
[isim]
Bakınız Arapça
-
[sıfat]
Araplara özgü olan
-
[isim]
Bakınız Arapça
- ARAKA
-
Kelime Kökeni: Yunanca
-
[isim, bitki bilimi]
İri taneli bezelye
-
[isim, bitki bilimi]
İri taneli bezelye
- PARAF
-
Kelime Kökeni: Fransızca paraphe
-
[isim]
Yalnız adın veya ad ve soyadının baş harfleriyle atılan kısa imza
-
[isim]
Yalnız adın veya ad ve soyadının baş harfleriyle atılan kısa imza
- ŞUARA
-
Kelime Kökeni: Arapça şuʿarā
-
[isim, eskimiş]
Şairler
-
[isim, eskimiş]
Şairler
- FARAD
-
Kelime Kökeni: (İngiliz fizikçi Faraday özel adından)
-
[isim, fizik]
Elektrik sığa birimi
-
[isim, fizik]
Elektrik sığa birimi
- KARAF
-
Kelime Kökeni: İtalyanca caraffa
-
[isim]
Bakınız karafa
-
[isim]
Bakınız karafa
- KARAY
-
-
[isim]
Genellikle Polonya ve Litvanya’da yaşayan Musevi inancında bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse; Karaim
-
[isim]
Genellikle Polonya ve Litvanya’da yaşayan Musevi inancında bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse; Karaim
- FARAŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça ferrāş
-
[isim]
Toplanan süprüntüleri alıp atmak için kullanılan teneke veya plastikten yapılmış bir tür kürek
- "Elinde tuttuğu, içi süprüntü dolu faraşı merdivenlerin dibine boşalttı."
-
[isim]
Toplanan süprüntüleri alıp atmak için kullanılan teneke veya plastikten yapılmış bir tür kürek
- KARAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳarār
-
[isim]
Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı
- "Bu kararı söyleyen sesin tesiri gözlerimizi yaşla doldurdu."
-
[hukuk]
Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı; hüküm, mahkeme kararı
- "Yargıç kararı."
-
Bu yargıyı bildiren belge
- "Mahkeme kararını aldı."
-
Değişmeyen, düzenli durum
-
Değişmez olma
- "Havanın hiç kararı yok."
-
Tam ölçüsünde, ne az ne çok
- "Yemeğin tuzu karar."
-
[müzik]
Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş
-
[isim]
Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı
- KARAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca carat
-
[isim]
Değerli taşların ağırlığını ölçmekte kullanılan, 200 miligramlık birim
-
[isim]
Altın alaşımlarının saflık derecesini gösteren birim; ayar
-
[isim]
Değerli taşların ağırlığını ölçmekte kullanılan, 200 miligramlık birim
- ZARAR
-
Kelime Kökeni: Arapça żarar
-
[isim]
Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç; dokunca, ziyan, mazarrat, götürü, hüsran, muhatara
-
Alışveriş, üretim vb. işlerden oluşan maddi çıkar kaybı
- "Aldığı günlerde iyi para getiren oteli zararla kapatmaya başlamışlar."
-
[isim]
Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç; dokunca, ziyan, mazarrat, götürü, hüsran, muhatara
- YARAN
-
Kelime Kökeni: Farsça yārān
-
[isim]
Dostlar
- "Durup el bağlayalar yâran saf saf"
-
[tarih]
Bir amaç çevresinde toplanmış veya aynı amacı güttükleri için bir araya gelmiş olanların tümü
- "Rusçuk yâranı. Malta yâranı."
-
[isim]
Dostlar
- YARAR
-
-
[isim]
Bir işten elde edilen iyi sonuç; getiri, kazanç, fayda, kâr, avantaj
- "Al takke ver külah, kırsal kesimi çocuğunu okutmanın yararına inandırdık."
-
Bakınız çıkar
- "Kızılay yararına bir balo."
-
[sıfat]
Yarayan, elverişli, uygun olan
- "Sanat yalnız insanları ıslah etmeye yarar bir vasıtadır."
-
[isim]
Bir işten elde edilen iyi sonuç; getiri, kazanç, fayda, kâr, avantaj
- AVARA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca avara
-
[isim, denizcilik]
Geminin yanaştığı kıyı veya iskeleden hareket ederek uzaklaşması
-
[ünlem]
Bir geminin sahilden veya yanaştığı başka bir gemiden uzaklaşması için verilen komut
-
[isim, denizcilik]
Geminin yanaştığı kıyı veya iskeleden hareket ederek uzaklaşması
- SARAK
-
-
[isim, mimarlık]
Yapı yüzeylerinde yatay, enli, az çıkıntılı, süslü veya düz silme
-
[isim, mimarlık]
Yapı yüzeylerinde yatay, enli, az çıkıntılı, süslü veya düz silme
- YARAŞ
-
-
[sıfat]
Girişken olan (kimse)
- "Öbürü ne kadar çekingen ve sessiz ise bu o kadar yaraş ve konuşkan, tam manasıyla bir İstanbul kadını."
-
[sıfat]
Girişken olan (kimse)
- BARAS
-
Kelime Kökeni: Arapça beraṣ
-
[isim, tıp]
Bakınız alaca hastalığı
-
[isim, tıp]
Bakınız alaca hastalığı
- DARAŞ
-
-
[sıfat]
Dar, kasvetli olan (yer)
- "O oda hem daraş hem nezaretsiz hem de lodosa karşı."
-
[sıfat]
Dar, kasvetli olan (yer)