İçinde ar olan 8 harfli 840 kelime var. İçerisinde AR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ar olan kelimeler listesine ya da sonu ar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A R
2 Harfli Kelimeler
AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAŞARTMA
-
-
[isim]
Başartmak işi
-
[isim]
Başartmak işi
- GARDENYA
-
Kelime Kökeni: Fransızca gardénia
-
[isim, bitki bilimi]
Kök boyasıgillerden, sıcak bölgelerde yetişen bir ağaç veya ağaççık cinsi (Gardenia)
-
Bu ağaççığın güzel kokulu çiçeği
-
[isim, bitki bilimi]
Kök boyasıgillerden, sıcak bölgelerde yetişen bir ağaç veya ağaççık cinsi (Gardenia)
- MARNLAMA
-
-
[isim]
Marnlamak işi
-
[isim]
Marnlamak işi
- KARARTMA
-
-
[isim]
Karartmak işi
-
[askerlik]
Savaş durumunda düşman uçaklarından korunma amacıyla ışıkları örtme veya söndürme biçiminde alınan önlemlerin bütünü
- "Karartma saati yaklaşıyordu, bir an önce evlerine varmalıydılar."
-
[isim]
Karartmak işi
- FAREDİŞİ
-
-
[isim]
Bir iğne veya boncuk oyası türü
-
[isim]
Bir iğne veya boncuk oyası türü
- TAARRUZİ
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿarrużį
-
[sıfat]
Saldırı ile ilgili, saldırıya ilişkin
- "Sağ kanadımızda Karayavşan istikametinde icra edilen taarruzi keşif neticesinde düşmanın iki alayı pek perişan bir surette Çal Dağı eteklerine kadar çekilmiştir."
-
[sıfat]
Saldırı ile ilgili, saldırıya ilişkin
- KARANFİL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳaranful
-
[isim, bitki bilimi]
Karanfilgillerden, güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi (Dianthus caryophyllus)
-
Mersingillerden, Molük Adaları'nda, Filipinler'de ve Hindistan'da yetişen ve yaprakları sürekli yeşil kalan bir ağaç (Caryophyllus aromaticus)
-
Bu ağacın karanfil yağı elde edilen ve baharat olarak kullanılan, ağız kokusunu gideren, acımsı, koyu renkli, küçük çivi biçimindeki tomurcuğu
- "Yengemin verdiği karanfili dişlerimle ezip emerek odaya giriyorum."
-
[isim, bitki bilimi]
Karanfilgillerden, güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi (Dianthus caryophyllus)
- KENARLIK
-
-
[isim]
Kenar bölümünü oluşturan şey
- "Balkon kenarlığı. Tablo kenarlığı."
-
[isim]
Kenar bölümünü oluşturan şey
- PARALAKS
-
Kelime Kökeni: Fransızca parallaxe
-
[isim, gök bilimi]
Farklı iki yerden çok uzaktaki bir noktaya yönelmiş iki doğru arasındaki açı
-
Dünya'nın yarıçapını bir gezegenden veya Dünya Güneş uzaklığını bir yıldızdan gören açı
-
[isim, gök bilimi]
Farklı iki yerden çok uzaktaki bir noktaya yönelmiş iki doğru arasındaki açı
- SARSILIŞ
-
-
[isim]
Sarsılmak işi
-
[isim]
Sarsılmak işi
- APARTMAK
-
-
[-i]
Aparma işini yaptırmak
-
[-i]
Aparma işini yaptırmak
- SARAÇLIK
-
-
[isim]
Saracın işi veya mesleği
- "Çocuğun, saraçlık işlerine eli çok yatkın olduğu için amcasına asıl bu yolda yardım ederdi."
-
[isim]
Saracın işi veya mesleği
- DUBARACI
-
-
[isim, argo]
Dubarayla iş gören kimse; düzenbaz
-
[isim, argo]
Dubarayla iş gören kimse; düzenbaz
- TRETUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca trottoir
-
[isim]
Bakınız yaya kaldırımı
-
[isim]
Bakınız yaya kaldırımı
- KARINMAK
-
-
[nesnesiz]
Sallanarak karışmak
-
[ağızlardan]
Bakınız çiftleşmek
-
[nesnesiz]
Sallanarak karışmak
- ÇÖPKAPAR
-
-
[isim]
Genellikle limanlarda deniz üzerinde oluşan katı atıkların toplanması için oluşturulmuş, su altı pompası sayesinde atıkları suyla beraber emerek filtresinde toplayıp suyu denize bırakan alet
-
[isim]
Genellikle limanlarda deniz üzerinde oluşan katı atıkların toplanması için oluşturulmuş, su altı pompası sayesinde atıkları suyla beraber emerek filtresinde toplayıp suyu denize bırakan alet
- ARACILIK
-
-
[isim]
Aracının yaptığı iş; tavassut
-
Aracı olma durumu; vasıtalık
- "Mustafa Kemal, Ali Fuat'ın aracılığını iyi karşılamamıştı."
-
[isim]
Aracının yaptığı iş; tavassut
- KARAMBOL
-
Kelime Kökeni: Fransızca carambole
-
[isim]
Bilardo oyununda isteka ile vurulan bilyenin öbürlerine dokunması
-
[mecaz]
Çarpışma, birbirine çarpma
-
[mecaz]
Karışıklık, karmaşa
-
[isim]
Bilardo oyununda isteka ile vurulan bilyenin öbürlerine dokunması
- ARTIRMAK
-
-
[-i]
Artmasını sağlamak
- "Bu sıcak ve içten ses Fikret’i hayata bağlıyor, yaşama sevincini artırıyordu."
-
Bir şeye başkalarının verdiğinden daha fazla fiyat vermek, ortaya daha fazla para sürmek
-
Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek
- "Bir yedim, beş artırdım. Bir yedim, on artırdım. Bir gün bir de bakıverdim ki kendim bir lokanta sahibi oluvermişim."
-
[mecaz]
Herhangi bir davranışta ileri gitmek
- "Sen edepsizliği adamakıllı artırdın."
-
[-i]
Artmasını sağlamak
- TORUNLAR
-
-
sonraki döller, kuşaklar
-
sonraki döller, kuşaklar