İçinde ar olan 7 harfli 753 kelime var. İçerisinde AR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ar olan kelimeler listesine ya da sonu ar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R

2 Harfli Kelimeler

AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAREKÖK

  1. [isim, matematik] Karesi verilen bir sayıya eşit olup negatif olmayan sayı
ARKALIÇ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız arkalık
HAVADAR

Kelime Kökeni: Arapça hevā + Farsça -dār

  1. [sıfat] Havası bol, temiz olan (yer); yeleken, yeleç
    • "Yüksek, havadar, nezaretli bir ev." (Sermet Muhtar Alus)
ARILAMA

  1. [isim] Arılamak işi
HAREKET

Kelime Kökeni: Arapça ḥareket

  1. [isim] Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma
    • "Her hareketi kamera önünde rol yapıyormuşçasına hesaplı." (Refik Halit Karay)
  2. Bakınız davranış
    • "Sakin, dürüst, kıyafeti ve hareketleriyle hiçbir ayrılık göstermeyen bir adamdır." (Halide Edip Adıvar)
  3. Yola çıkma
    • "Hareketimiz iki gün ertelendi."
  4. [fizik] Bir cismin bütününün veya bir kısmının yerini, konumunu veya durumunu değiştirmesi; devinim, aksiyon
  5. Belirli bir amaca varmak veya bir düşünceyi yerleştirmek için birbiri ardınca yapılan faaliyetler dizisi; akım
    • "Türkçülük hareketi. Dilde özleşme hareketi."
  6. Toplu olarak ufak çapta başkaldırma
  7. [coğrafya] Bakınız deprem
    • "Ben diyor, hareket olurken Eminönü'nde idim." (Memduh Şevket Esendal)
  8. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri
    • "Hareket cetveli. Hareket memuru."
  9. [felsefe, fizyoloji] Bakınız devinim
  10. [müzik] Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi
  11. [spor] Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi
  12. [ticaret] Fiyat vb. sayıların, değerlerin değişmesi
SARGILI

  1. [sıfat] Sargısı olan
  2. Sargı beziyle sarılmış
    • "Kadının burnu sargılı, yüzü sarıydı." (Yusuf Atılgan)
FERMUAR

Kelime Kökeni: Fransızca fermoir

  1. [isim] Giysi, çanta vb. yerlerde kullanılan, karşılıklı dişler ve bunların üzerinde yürüyen kapatıcıdan oluşan düzenek; cırcır, carcur (II)
ALARMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız kızarmak
  2. Ala renkli duruma gelmek
MARABUT

Kelime Kökeni: Arapça murābiṭ

  1. [isim, eskimiş] Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad; murabıt
KENARCI

  1. [isim] Deniz kıyılarında avlanan balıkçı
VARİYET

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız zenginlik
MARAŞLI

  1. [isim] Bakınız Kahramanmaraşlı
PARDÖSÜ

Kelime Kökeni: Fransızca pardessus

  1. [isim] Serin havalarda öbür giysilerin üzerine giyilen, paltodan ince üstlük
    • "Sırtında kumaştan kül rengi bir pardösü, ayaklarında da alçak topuklu kahverengi ayakkabılarla çıktı." (Çetin Altan)
ÇIKARMA

  1. [isim] Çıkarmak işi; emisyon
  2. [askerlik] Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker çıkarma
    • "Anafartalar Çıkarması, etraflı şekilde planlanmış bir tertipti." (Turhan Seçer)
  3. [matematik] Bir sayıyı başka bir sayı kadar eksiltmek için başvurulan işlem; tarh
MARANTA

Kelime Kökeni: (Bartolomeo Maranta özel adından)

  1. [isim, bitki bilimi] Bir çenekliler sınıfından, Antillerde ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen, kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir tür kamış; ararot kamışı (Maranta arundinaca)
MUAREFE

Kelime Kökeni: Arapça muʿārefe

  1. [isim, eskimiş] Karşılıklı birbirini tanıma
    • "Sizi tanıdığım günden beri aramızda muarefenin alabileceği şekiller üstünde her gün düşünüyorum." (Peyami Safa)
OTARMAK

  1. [-i, ağızlardan] Bakınız otlatmak
SARSMAK

  1. [-i] Birdenbire ve güçle kımıldatmak; oynatmak, sallamak, silkelemek, titretmek
    • "Kalkın bakalım diye çocukların karyolalarını sarsıyorlardı." (Çetin Altan)
  2. [mecaz] Zarar verecek yolda etkilemek
    • "Her hadisenin rüzgârı onun gergin sinirlerini derin derin sarsmıştır." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
HARMANİ

  1. [isim] Bütün vücudu saran, kolsuz ve bazen kukuletalı bir tür üst giysisi; harmaniye
    • "İki zayıf el harmaniden çıktı, göğsünün üstünde çaprazvari kavuştu." (Halide Edip Adıvar)
KARTOPU

  1. [isim, bitki bilimi] Hanımeligillerden, birçok türü süs bitkisi olarak yetiştirilen, zeytinimsi, meyvemsi, kırmızı renkte bir ağaççık (Viburnum)
  2. [sıfat, mecaz] Beyaz ve tombul
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü