İçinde ar olan 6 harfli 513 kelime var. İçerisinde AR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ar olan kelimeler listesine ya da sonu ar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R

2 Harfli Kelimeler

AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GARAMİ

Kelime Kökeni: Arapça ġarāmī

  1. [sıfat, eskimiş] Düşünceden çok, canlı duygulara ve aşka dayanan (sanat eseri)
    • "Garami şiirlerle meşgul olmak hayata dönmenin işareti gibi idi." (Hüseyin Nihal Atsız)
ONARIM

  1. [isim] Onarmak işi; tamirat, tamir
    • "Onarımı yeni bitmiş yapının önünde hayvanın dizginlerini tıpkı tıpkısına bir erkek gibi çekti." (Orhan Kemal)
  2. Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapma, ilk durumuna getirme, restore etme
  3. Tarihî eser niteliği taşımayan yapıların onarılması; renovasyon
BAĞLAR

  1. [isim] Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
HILTAR

  1. [isim, ağızlardan] Davar ve sığırların boyunlarına takılan ip veya kayış
KARTLI

  1. [sıfat] Kartı olan
FARİKA

Kelime Kökeni: Arapça fāriḳa

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ayırmaç
MURDAR

Kelime Kökeni: Farsça murdār

  1. [sıfat] Bakınız kirli
    • "Bu murdar kümeste nasıl oturuyorsun bilmem?" (Ahmet Midhat Efendi)
  2. Cinsel birleşmeden sonra yıkanmamış (kimse)
  3. Dinî kurallara uygun olarak kesilmemiş olan (hayvan)
MAĞARA

Kelime Kökeni: Arapça maġāre

  1. [isim] Bir yamaca veya kaya içine doğru uzanan, barınak olarak kullanılabilen yer kovuğu; in (I)
    • "Şu karşıki dağda derin bir mağara vardır." (Aka Gündüz)
  2. [coğrafya, jeoloji] Yer altında erime veya çökme sonucu oluşan boşlukların genel adı
YARBAY

  1. [isim, askerlik] Orduda rütbesi binbaşı ile albay arasında olan subay
  2. [eskimiş] Bakınız kaymakam
MAARİF

Kelime Kökeni: Arapça maʿārif

  1. [isim, eskimiş] Bilgi ve kültür
    • "Bakalım ne türlü maariften bahsedebileceksin?" (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Öğretim ve eğitim sistemi
    • "En büyük emelim, maarif vekili olarak yurdumun irfanını yükseltmektir." (Atatürk)
MARKKA

Kelime Kökeni: Fince

  1. [isim, eskimiş] Finlandiya'nın para birimi; mark
MARKİZ

Kelime Kökeni: Fransızca marquise

  1. [isim] Markinin karısı
  2. İki kişilik, alçak, oldukça geniş koltuk
    • "Oturduğu markizden yavaşça kalktı." (Cahit Uçuk)
  3. [mimarlık] Bir kapı veya pencere önünde yağmurdan korunmak için yapılan saçak
ZARURİ

Kelime Kökeni: Arapça żarūrī

  1. [sıfat] Bakınız zorunlu
    • "Bu iskemlelerin böyle karşılıklı dizilmesi zaruridir." (Halit Fahri Ozansoy)
  2. Bakınız gerekli
    • "İlme karşı saygı belası olarak dinlemek zaruridir." (Yahya Kemal Beyatlı)
FARSÇA

  1. [isim] Farsların kullandığı dil; Acemce, Farisi
    • "Farsçayı öğrenmediğime dövünür dururum." (Nurullah Ataç)
  2. [sıfat] Bu dille yazılmış olan
MUZTAR

Kelime Kökeni: Arapça mużṭarr

  1. [sıfat] Bir şeyi yapmak zorunda kalmış olan
  2. Çaresiz kalmış olan
BAYTAR

Kelime Kökeni: Arapça bayṭar

  1. [isim] Bakınız veteriner
KAZARA

Kelime Kökeni: Arapça ḳażāʾ + Farsça -rā

  1. [zarf] Kaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden; kazaen, ezkaza
    • "Kazara çarptım herifçioğluna, koyduğu şeytan minarelerinin üstüne kıçüstü düşüverdi." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bakınız tesadüfen
    • "Köşkün kapısından kazara postacı geçse sapsarı kesilirdi." (Ömer Seyfettin)
HARİTA

Kelime Kökeni: Arapça ḫarīṭa

  1. [isim, coğrafya] Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularda yeryüzünün bütününün veya bir bölümünün belirli bir oranda küçültülerek bir düzlem üzerine çizilmiş hâli
    • "Gelecek asırları tarihe bırakalım /Biz şimdi haritadan geçmişlere bakalım" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
ÇINTAR

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız kanlıca
VARLIK

  1. [isim] Var olma durumu; mevcudiyet
    • "Bir millet, varlığını, her şeyden çok dilinde yaşatır." (Orhan Veli Kanık)
  2. Var olan her şey
    • "Her varlık bir yaratıktır. Her yaratık da canlı." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. Paranın, mal mülkün tamamı
  4. Önemli, yararlı, değerli şey
    • "Devlet tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır." (Anayasa)
  5. Bir kimsenin iç dünyasının derinlikleri, kişinin manevi dünyası
    • "Bütün sevgileri atıp içimden / Varlığımı yalnız ona verdim ben" (Ahmet Kutsi Tecer)
  6. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı; popülasyon
  7. [felsefe] Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü