İçinde ar olan 6 harfli 513 kelime var. İçerisinde AR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ar olan kelimeler listesine ya da sonu ar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GARAMİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ġarāmī
-
[sıfat, eskimiş]
Düşünceden çok, canlı duygulara ve aşka dayanan (sanat eseri)
- "Garami şiirlerle meşgul olmak hayata dönmenin işareti gibi idi."
-
[sıfat, eskimiş]
Düşünceden çok, canlı duygulara ve aşka dayanan (sanat eseri)
- ONARIM
-
-
[isim]
Onarmak işi; tamirat, tamir
- "Onarımı yeni bitmiş yapının önünde hayvanın dizginlerini tıpkı tıpkısına bir erkek gibi çekti."
-
Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapma, ilk durumuna getirme, restore etme
-
Tarihî eser niteliği taşımayan yapıların onarılması; renovasyon
-
[isim]
Onarmak işi; tamirat, tamir
- BAĞLAR
-
-
[isim]
Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
- HILTAR
-
-
[isim, ağızlardan]
Davar ve sığırların boyunlarına takılan ip veya kayış
-
[isim, ağızlardan]
Davar ve sığırların boyunlarına takılan ip veya kayış
- KARTLI
-
-
[sıfat]
Kartı olan
-
[sıfat]
Kartı olan
- FARİKA
-
Kelime Kökeni: Arapça fāriḳa
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ayırmaç
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ayırmaç
- MURDAR
-
Kelime Kökeni: Farsça murdār
-
[sıfat]
Bakınız kirli
- "Bu murdar kümeste nasıl oturuyorsun bilmem?"
-
Cinsel birleşmeden sonra yıkanmamış (kimse)
-
Dinî kurallara uygun olarak kesilmemiş olan (hayvan)
-
[sıfat]
Bakınız kirli
- MAĞARA
-
Kelime Kökeni: Arapça maġāre
-
[isim]
Bir yamaca veya kaya içine doğru uzanan, barınak olarak kullanılabilen yer kovuğu; in (I)
- "Şu karşıki dağda derin bir mağara vardır."
-
[coğrafya, jeoloji]
Yer altında erime veya çökme sonucu oluşan boşlukların genel adı
-
[isim]
Bir yamaca veya kaya içine doğru uzanan, barınak olarak kullanılabilen yer kovuğu; in (I)
- YARBAY
-
-
[isim, askerlik]
Orduda rütbesi binbaşı ile albay arasında olan subay
-
[eskimiş]
Bakınız kaymakam
-
[isim, askerlik]
Orduda rütbesi binbaşı ile albay arasında olan subay
- MAARİF
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿārif
-
[isim, eskimiş]
Bilgi ve kültür
- "Bakalım ne türlü maariften bahsedebileceksin?"
-
Öğretim ve eğitim sistemi
- "En büyük emelim, maarif vekili olarak yurdumun irfanını yükseltmektir."
-
[isim, eskimiş]
Bilgi ve kültür
- MARKKA
-
Kelime Kökeni: Fince
-
[isim, eskimiş]
Finlandiya'nın para birimi; mark
-
[isim, eskimiş]
Finlandiya'nın para birimi; mark
- MARKİZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca marquise
-
[isim]
Markinin karısı
-
İki kişilik, alçak, oldukça geniş koltuk
- "Oturduğu markizden yavaşça kalktı."
-
[mimarlık]
Bir kapı veya pencere önünde yağmurdan korunmak için yapılan saçak
-
[isim]
Markinin karısı
- ZARURİ
-
Kelime Kökeni: Arapça żarūrī
- FARSÇA
-
-
[isim]
Farsların kullandığı dil; Acemce, Farisi
- "Farsçayı öğrenmediğime dövünür dururum."
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Farsların kullandığı dil; Acemce, Farisi
- MUZTAR
-
Kelime Kökeni: Arapça mużṭarr
-
[sıfat]
Bir şeyi yapmak zorunda kalmış olan
-
Çaresiz kalmış olan
-
[sıfat]
Bir şeyi yapmak zorunda kalmış olan
- BAYTAR
-
Kelime Kökeni: Arapça bayṭar
-
[isim]
Bakınız veteriner
-
[isim]
Bakınız veteriner
- KAZARA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳażāʾ + Farsça -rā
-
[zarf]
Kaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden; kazaen, ezkaza
- "Kazara çarptım herifçioğluna, koyduğu şeytan minarelerinin üstüne kıçüstü düşüverdi."
-
Bakınız tesadüfen
- "Köşkün kapısından kazara postacı geçse sapsarı kesilirdi."
-
[zarf]
Kaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden; kazaen, ezkaza
- HARİTA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫarīṭa
-
[isim, coğrafya]
Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularda yeryüzünün bütününün veya bir bölümünün belirli bir oranda küçültülerek bir düzlem üzerine çizilmiş hâli
- "Gelecek asırları tarihe bırakalım /Biz şimdi haritadan geçmişlere bakalım"
-
[isim, coğrafya]
Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularda yeryüzünün bütününün veya bir bölümünün belirli bir oranda küçültülerek bir düzlem üzerine çizilmiş hâli
- ÇINTAR
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız kanlıca
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız kanlıca
- VARLIK
-
-
[isim]
Var olma durumu; mevcudiyet
- "Bir millet, varlığını, her şeyden çok dilinde yaşatır."
-
Var olan her şey
- "Her varlık bir yaratıktır. Her yaratık da canlı."
-
Paranın, mal mülkün tamamı
-
Önemli, yararlı, değerli şey
- "Devlet tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır."
-
Bir kimsenin iç dünyasının derinlikleri, kişinin manevi dünyası
- "Bütün sevgileri atıp içimden / Varlığımı yalnız ona verdim ben"
-
Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı; popülasyon
-
[felsefe]
Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey
-
[isim]
Var olma durumu; mevcudiyet