İçinde ar olan 5 harfli 353 kelime var. İçerisinde AR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ar olan kelimeler listesine ya da sonu ar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R

2 Harfli Kelimeler

AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DARBE

Kelime Kökeni: Arapça ḍarbe

  1. [isim] Vücut üzerine bir cisimle yapılan sert vuruş
    • "Başına şiddetli bir darbe indirerek hayvanı sersemletti." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Bir cismin başka bir cisme çarpması sonucu ortaya çıkan sert vuruş
  3. Ülkede bir grup tarafından örgütlü bir biçimde silah zoruyla baskı kurularak veya seçim dışındaki demokratik usuller kötüye kullanılarak mevcut hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi
    • "12 Eylül darbesi ve arkasından Turgut Özal’ın başbakanlığında geçen yıllar aynı zamanda neoliberal politikaların tarihidir." (Sonay Bayramoğlu)
  4. [mecaz] Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay
    • "Bu, nereden ve kimden geldiği belli olmayan darbe son kalkınma ümitlerini de silip süpürmüştü." (Ercüment Ekrem Talu)
ZAĞAR

  1. [isim] Yerde yaşayan hayvanların avlanmasında kullanılan bir tür av köpeği
    • "Azarlanmış bir zağar sümsüklüğüyle otelime kapandım." (Aka Gündüz)
ARIZİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿāriżī

  1. [sıfat, eskimiş] Sonradan olan, dıştan gelen
  2. Bakınız geçici
    • "Yoksa, arızi bir şeydir ihtiyarlık ve sonu gençliktir." (Nâzım Hikmet)
ARSUZ

  1. [isim] Hatay iline bağlı ilçelerden biri
ARKIT

  1. [isim, ağızlardan] Köy evlerinde kapıların arkasına konulan kalın kuşak; argıt
MUARE

Kelime Kökeni: Fransızca moiré

  1. [isim] Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir kumaş türü, kareli kumaş
    • "Markizeti, muareyi kaç kişi biliyor günümüzde?" (Selim İleri)
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılan
    • "Sık sık muare elbisesinin ceplerini yokluyor." (Selim İleri)
MARAL

Kelime Kökeni: Moğolca

  1. [isim, hayvan bilimi] Dişi geyik
AŞARİ

Kelime Kökeni: Arapça aʿşār + Arapça į

  1. [isim, eskimiş, matematik] Bakınız ondalık
YARIM

  1. [sıfat] Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri
    • "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?" (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan olan
    • "Ötekinde de yarım kavala benzeyen kalın bir çığırtma vardı." (Osman Cemal Kaygılı)
  3. [isim] Bir bütünün yarısı olan miktar
  4. [isim] Saatte on iki otuz
  5. [mecaz] Hastalıklı, sakat, sağlıksız olan
ARALI

  1. [sıfat] Bakınız aralıklı
YARIN

  1. [isim] Bugünden sonra gelecek ilk gün; ferda
  2. Gelecek, ilerideki zaman
    • "İnsan daima yarını düşünmeli."
  3. [zarf] Bugünden sonra gelecek ilk gün içinde
    • "Bin beş yüzü toka edip yarın halıyı çekeceksin." (Necip Fazıl Kısakürek)
MARON

Kelime Kökeni: Fransızca marron

  1. [isim] Bakınız kestane rengi
  2. [sıfat] Bu renkte olan
START

Kelime Kökeni: İngilizce start

  1. [isim, spor] Bakınız çıkış, başlama
AVŞAR

  1. [isim] Bakınız Afşar
AFŞAR

  1. [isim] Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri; Avşar
JARSE

Kelime Kökeni: Fransızca jersey

  1. [isim] Esnek dokunmuş ipekli veya yünlü bir kumaş
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılan veya esnek örülmüş (giyecek)
    • "Siyah jarse elbisesi içinde, hâlâ diri, gergin vücuduyla güzel ve ihtişamlıydı." (Peyami Safa)
ARABA

  1. [isim] Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı
    • "Türk olduğumu aklına getirmeden boyuna söylenip duruyordu arabanın arka koltuğunda." (Oya Baydar)
  2. [sıfat] Bu taşıtın aldığı miktarda olan
    • "İki araba saman. Bir araba kömür."
İHZAR

Kelime Kökeni: Arapça iḥżār

  1. [isim, eskimiş] Hazırlama, hazır etme
  2. Huzura getirme
ARSIZ

  1. [sıfat] Utanması, sıkılması olmayan, yılışık, yüzsüz (kimse); yalaka
    • "Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  2. Açgözlü davranan (kimse)
  3. [mecaz] Kolayca üreyebilen (bitki)
    • "Annem hep eker; arsız bitki, çabuk ürüyor." (Selim İleri)
YARIK

  1. [isim] Yarılarak açılmış yer; yirik
    • "Tam öğle vakitleri yüksek kaya yarığının dibinde toplanıyor, bir saat kadar güneşleniyorduk." (Aka Gündüz)
  2. İnce bir çizgi durumunda açılmış yara
  3. [mecaz] Anlaşmazlık durumu
    • "Şimdiden birtakım yarıklar açan siyasi rekabetten başka ne mana verilebilirdi?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [fizik] Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik
  5. [tıp] Bakınız çatlak
  6. [argo] Dişinin cinsel organı
  7. [sıfat] Yarılarak açılmış veya yarılarak oluşmuş
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü