İçinde ar olan 5 harfli 353 kelime var. İçerisinde AR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ar olan kelimeler listesine ya da sonu ar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DARBE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḍarbe
-
[isim]
Vücut üzerine bir cisimle yapılan sert vuruş
- "Başına şiddetli bir darbe indirerek hayvanı sersemletti."
-
Bir cismin başka bir cisme çarpması sonucu ortaya çıkan sert vuruş
-
Ülkede bir grup tarafından örgütlü bir biçimde silah zoruyla baskı kurularak veya seçim dışındaki demokratik usuller kötüye kullanılarak mevcut hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi
- "12 Eylül darbesi ve arkasından Turgut Özal’ın başbakanlığında geçen yıllar aynı zamanda neoliberal politikaların tarihidir."
-
[mecaz]
Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay
- "Bu, nereden ve kimden geldiği belli olmayan darbe son kalkınma ümitlerini de silip süpürmüştü."
-
[isim]
Vücut üzerine bir cisimle yapılan sert vuruş
- ZAĞAR
-
-
[isim]
Yerde yaşayan hayvanların avlanmasında kullanılan bir tür av köpeği
- "Azarlanmış bir zağar sümsüklüğüyle otelime kapandım."
-
[isim]
Yerde yaşayan hayvanların avlanmasında kullanılan bir tür av köpeği
- ARIZİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿāriżī
-
[sıfat, eskimiş]
Sonradan olan, dıştan gelen
-
Bakınız geçici
- "Yoksa, arızi bir şeydir ihtiyarlık ve sonu gençliktir."
-
[sıfat, eskimiş]
Sonradan olan, dıştan gelen
- ARSUZ
-
-
[isim]
Hatay iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Hatay iline bağlı ilçelerden biri
- ARKIT
-
-
[isim, ağızlardan]
Köy evlerinde kapıların arkasına konulan kalın kuşak; argıt
-
[isim, ağızlardan]
Köy evlerinde kapıların arkasına konulan kalın kuşak; argıt
- MUARE
-
Kelime Kökeni: Fransızca moiré
-
[isim]
Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir kumaş türü, kareli kumaş
- "Markizeti, muareyi kaç kişi biliyor günümüzde?"
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılan
- "Sık sık muare elbisesinin ceplerini yokluyor."
-
[isim]
Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir kumaş türü, kareli kumaş
- MARAL
-
Kelime Kökeni: Moğolca
-
[isim, hayvan bilimi]
Dişi geyik
-
[isim, hayvan bilimi]
Dişi geyik
- AŞARİ
-
Kelime Kökeni: Arapça aʿşār + Arapça į
-
[isim, eskimiş, matematik]
Bakınız ondalık
-
[isim, eskimiş, matematik]
Bakınız ondalık
- YARIM
-
-
[sıfat]
Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri
- "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"
-
Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan olan
- "Ötekinde de yarım kavala benzeyen kalın bir çığırtma vardı."
-
[isim]
Bir bütünün yarısı olan miktar
-
[isim]
Saatte on iki otuz
-
[mecaz]
Hastalıklı, sakat, sağlıksız olan
-
[sıfat]
Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri
- ARALI
-
-
[sıfat]
Bakınız aralıklı
-
[sıfat]
Bakınız aralıklı
- YARIN
-
-
[isim]
Bugünden sonra gelecek ilk gün; ferda
-
Gelecek, ilerideki zaman
- "İnsan daima yarını düşünmeli."
-
[zarf]
Bugünden sonra gelecek ilk gün içinde
- "Bin beş yüzü toka edip yarın halıyı çekeceksin."
-
[isim]
Bugünden sonra gelecek ilk gün; ferda
- MARON
-
Kelime Kökeni: Fransızca marron
-
[isim]
Bakınız kestane rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[isim]
Bakınız kestane rengi
- START
-
Kelime Kökeni: İngilizce start
- AVŞAR
-
-
[isim]
Bakınız Afşar
-
[isim]
Bakınız Afşar
- AFŞAR
-
-
[isim]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri; Avşar
-
[isim]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri; Avşar
- JARSE
-
Kelime Kökeni: Fransızca jersey
-
[isim]
Esnek dokunmuş ipekli veya yünlü bir kumaş
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılan veya esnek örülmüş (giyecek)
- "Siyah jarse elbisesi içinde, hâlâ diri, gergin vücuduyla güzel ve ihtişamlıydı."
-
[isim]
Esnek dokunmuş ipekli veya yünlü bir kumaş
- ARABA
-
-
[isim]
Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı
- "Türk olduğumu aklına getirmeden boyuna söylenip duruyordu arabanın arka koltuğunda."
-
[sıfat]
Bu taşıtın aldığı miktarda olan
- "İki araba saman. Bir araba kömür."
-
[isim]
Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı
- İHZAR
-
Kelime Kökeni: Arapça iḥżār
-
[isim, eskimiş]
Hazırlama, hazır etme
-
Huzura getirme
-
[isim, eskimiş]
Hazırlama, hazır etme
- ARSIZ
-
-
[sıfat]
Utanması, sıkılması olmayan, yılışık, yüzsüz (kimse); yalaka
- "Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı."
-
Açgözlü davranan (kimse)
-
[mecaz]
Kolayca üreyebilen (bitki)
- "Annem hep eker; arsız bitki, çabuk ürüyor."
-
[sıfat]
Utanması, sıkılması olmayan, yılışık, yüzsüz (kimse); yalaka
- YARIK
-
-
[isim]
Yarılarak açılmış yer; yirik
- "Tam öğle vakitleri yüksek kaya yarığının dibinde toplanıyor, bir saat kadar güneşleniyorduk."
-
İnce bir çizgi durumunda açılmış yara
-
[mecaz]
Anlaşmazlık durumu
- "Şimdiden birtakım yarıklar açan siyasi rekabetten başka ne mana verilebilirdi?"
-
[fizik]
Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik
-
[tıp]
Bakınız çatlak
-
[argo]
Dişinin cinsel organı
-
[sıfat]
Yarılarak açılmış veya yarılarak oluşmuş
-
[isim]
Yarılarak açılmış yer; yirik