İçinde ar olan 4 harfli 107 kelime var. İçerisinde AR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ar olan kelimeler listesine ya da sonu ar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R

2 Harfli Kelimeler

AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HARÇ

Kelime Kökeni: Arapça ḫarc

  1. [isim] Harcanan para
  2. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı
  3. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler
  4. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak
  5. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü
    • "Bu yemeğin harcı pek iyi değil."
  6. [ekonomi] Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para
    • "Tapu harcı. Mahkeme harcı."
  7. [mimarlık] Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılan karışım
    • "Sıvanmış, boyanmış bir binanın tuğlaları arasındaki harcı göremeyiz." (Orhan Veli Kanık)
BARK

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ev
  2. Eski Türk kültüründe devlet adamlarının mezarları üzerine kurulan ve mabet görevi gören yapı
UMAR

  1. [isim] Bakınız çare
    • "Bunun hiçbir umarı yok, sultanımız. Hiçbir umarı... Kıyamete kadar hüthütler ve karıncalar fil kalacaklar." (Yaşar Kemal)
BARI

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız çit (I)
ARDA

  1. [isim, ağızlardan] İşaret olarak yere dikilen çubuk
  2. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem
  3. Bakınız halef
BARO

Kelime Kökeni: Fransızca barreau

  1. [isim] Bir şehir veya bir bölge avukatlarının bağlı oldukları meslek kuruluşu
SARP

  1. [sıfat] Dik, çıkması ve geçilmesi güç (yer); yalman
    • "İki gündür sarp dağ yollarından aşıyoruz." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [mecaz] Güç, zor olan
BARA

  1. [isim, fizik] Aynı gerilimdeki besleme hattı veya çıkışların toplandığı ve dağıtıldığı boru veya iletken çubuk veya lama
ARPA

  1. [isim, bitki bilimi] Buğdaygillerden bir bitki (Hordeum vulgare)
    • "Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda?" (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bu bitkinin ekmek ve bira yapımında kullanılan, hayvanlara yem olarak verilen taneleri
    • "Olacak işte, o sıra bir arpa tanesi yüklenmiş yuvasına giden bir karıncanın üstüne düştü kurşun, ezdi." (Yusuf Atılgan)
  3. [argo] Bakınız rüşvet
UÇAR

  1. [sıfat] Uçan, uçucu olan
ARIZ

Kelime Kökeni: Arapça ʿāriż

  1. [sıfat, eskimiş] Sonradan ortaya çıkan
  2. Bulaşmış, musallat olmuş
    • "Zengin çocuklarına arız münasebetsizlikler, fakir çocuklarına mahsus fenalıklardan aşağı kalmıyor." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
SARF

Kelime Kökeni: Arapça ṣarf

  1. [isim] Harcama, tüketme, kullanma
  2. [eskimiş, dil bilgisi] Bakınız biçim bilgisi
  3. [dil bilgisi] Bakınız fiil çekimi
ARIŞ

Kelime Kökeni: Farsça erş, ereş

  1. [isim, eskimiş] Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü
SARA

Kelime Kökeni: Arapça ṣarʿa

  1. [isim, tıp] Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı; tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi
    • "Nefesi kulunca, sıtmaya, havaleye, saraya, çarpıntıya birebirmiş." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
ARUZ

Kelime Kökeni: Arapça ʿarūż

  1. [isim, edebiyat] Bakınız aruz vezni
    • "Zannedersem ileride hece ahenk bakımından aruzu geçecek fakat heceyi tekâmül ettirecek büyük şairler aruzun ahenginden, musikisinden çok istifade edeceklerdir." (Hüseyin Nihal Atsız)
STAR

Kelime Kökeni: İngilizce star

  1. [isim] Bakınız yıldız
ARZU

Kelime Kökeni: Farsça ārzū

  1. [isim] Bakınız istek
    • "Zaten insanın en büyük hususiyeti, içinde bulunduğu hâlden kurtulma arzusudur." (Ahmet Muhip Dıranas)
SARI

  1. [isim] Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi
  2. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Ortalık sarı bir toz bulutu içinde." (Adalet Ağaoğlu)
  3. [sıfat] Soluk, solgun
ARIK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız ark
    • "Arıkta çimdim de geldim diye fısıldadı." (Cahit Uçuk)
  2. Bakınız karık (II)
ŞARK

Kelime Kökeni: Arapça şarḳ

  1. [isim, eskimiş, coğrafya] Bakınız doğu
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü