İçinde ant olan 8 harfli 80 kelime var. İçerisinde ANT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ant olan kelimeler listesine ya da sonu ant ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ant Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ANT, TAN
2 Harfli Kelimeler
AN, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SAKLANTI
-
-
[isim]
Saklanan şey
-
[isim]
Saklanan şey
- SALLANTI
-
-
[isim]
Sallanmak işi
- "Üç buçuk senedir ben bu sallantıya şahit oldum."
-
[mecaz]
Sürüncemede bırakma, savsaklama
-
[isim]
Sallanmak işi
- ANTRASİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca anthracite
-
[isim, madencilik]
Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir taş kömürü türü
-
Bu taş kömürünün koyu gri, siyaha çalan rengi
-
[isim, madencilik]
Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir taş kömürü türü
- BANTLAMA
-
-
[isim]
Bantlamak işi
- "Ergun vakit kaybetmeden koliyi hızla bantlamaya başladı."
-
[isim]
Bantlamak işi
- GARANTÖR
-
Kelime Kökeni: İngilizce guarantor
-
[sıfat]
Bir konuda güvence veren ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen (kimse, kuruluş veya devlet); güvenceci
-
[isim, ekonomi]
Kredi kartlarından doğacak her türlü borç ve yükümlülükten, kart sahibi olarak sorumluluğu bulunan gerçek veya tüzel kişi
-
[sıfat]
Bir konuda güvence veren ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen (kimse, kuruluş veya devlet); güvenceci
- ANTİASİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca antiacide
-
[sıfat, kimya]
Bakınız alkalik
-
[sıfat, kimya]
Bakınız alkalik
- ANTİKİTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca antiquité
- ÇANTASIZ
-
-
[sıfat]
Çantası olmayan
-
[zarf]
Çantası olmadan
- "Bu soğuk geceyi montsuz ve çantasız geçirmek istiyorum!"
-
[sıfat]
Çantası olmayan
- LAVANTİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca lavantine
-
[isim, bitki bilimi]
Lavanta çiçeğinin bir başka türü
-
[isim, bitki bilimi]
Lavanta çiçeğinin bir başka türü
- LEVANTEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca levantin
-
[isim]
Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan Hristiyanlara verilen ad; tatlısu Frengi
-
[sıfat]
Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı
- "Orada levanten yaşamasından izlenimler edinerek öykülerine özgün bir atmosfer sağlar."
-
[sıfat]
Bu tavra özgü olan
- "Beyoğlu'nun dar, soğuk ve levanten bir salonu..."
-
[isim]
Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan Hristiyanlara verilen ad; tatlısu Frengi
- SANTİAGO
-
-
[isim]
Şili'nin başkenti
-
[isim]
Şili'nin başkenti
- KIVRANTI
-
-
[isim]
Kararsızlık, sıkıntı
- "... ne yapacağını bilememenin kıvrantısı içinde..."
-
[isim]
Kararsızlık, sıkıntı
- SAPLANTI
-
-
[isim, ruh bilimi]
Kişinin etkisinden kendini kurtaramadığı, yersiz saçma düşünce; sabit fikir, fikrisabit, idefiks
- "Yıllardan beri böyleyim işte. Bir saplantıya mı uğradım?"
-
[isim, ruh bilimi]
Kişinin etkisinden kendini kurtaramadığı, yersiz saçma düşünce; sabit fikir, fikrisabit, idefiks
- ANTLAŞMA
-
-
[isim]
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu; ahit, muahede, ahitleşme, pakt
- "... 1928 Haziran’ında imzalanan bir protokolle 1926 antlaşması daha etkili bir hâle getirildiği gibi 23 Ocak 1932'de de bir uzlaşma, Adli Tesviye ve Hakem Antlaşması imzalandı ve sınır da kesin olarak tespit edildi."
-
Bu durumu belirten belge
-
[isim]
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu; ahit, muahede, ahitleşme, pakt
- ORGANTİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca organtine
-
[isim]
Seyrek dokunmuş, ince, sert bir kumaş
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılmış
- "Sahnede siyah organtin tuvaletiyle beli incelmiş, göğsü kabarmış."
-
[isim]
Seyrek dokunmuş, ince, sert bir kumaş
- MANTIKLI
-
-
[sıfat]
Mantığa uygun, akla uygun; mantıksal, mantıki, lojik
- "Mantıklı, senin gibi ezilip büzülen şey için bu mantıklı yorum inanılmaz."
-
Mantığa uygun davranan
- "Bekir ağabey mantıklı adam ama bilgisi az olduğu için, olaylara anlayış göstermesi hep bir musibet görünce oluyor."
-
[sıfat]
Mantığa uygun, akla uygun; mantıksal, mantıki, lojik
- ANTİTANK
-
Kelime Kökeni: Fransızca antitank
-
[sıfat, askerlik]
Tankı yok etmeye yönelik kullanılan
-
[sıfat, askerlik]
Tankı yok etmeye yönelik kullanılan
- MANTIKEN
-
Kelime Kökeni: Arapça manṭiḳen
-
[zarf]
Bakınız mantıkça
-
[zarf]
Bakınız mantıkça
- PIRLANTA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca brillante
-
[isim]
Birçok façetası olacak biçimde yontulmuş foyasız parlak elmas
- "Onlara hakiki pırlanta diye geçirilmek istenen yalancı elmaslara bir kuyumcunun baktığı gibi bakmıştı."
-
[sıfat]
Üzerinde bu elmas bulunan (yüzük vb.)
- "Bu yüzükle bu pırlanta küpe benim sana yadigârım olsun. Güle güle kullan!"
-
[isim]
Birçok façetası olacak biçimde yontulmuş foyasız parlak elmas
- TOPLANTI
-
-
[isim]
Birden çok kimsenin belirli amaçlarla bir araya gelmesi; derinti, içtima
- "Komisyon toplantısı bitsin de görürsünüz."
-
Bir meclisin bir yıl içindeki birleşimlerinin her biri
-
Toplanma, bir araya gelme, kabarıklık oluşturma
- "Gür kaşları başlangıçlarında kıvrık toplantılar yaparak incele incele uçlarında büsbütün sivrilirdi."
-
[isim]
Birden çok kimsenin belirli amaçlarla bir araya gelmesi; derinti, içtima