İçinde anmak olan 8 harfli 45 kelime var. İçerisinde ANMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında anmak olan kelimeler listesine ya da sonu anmak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Anmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A K M N
5 Harfli Kelimeler
AKMAN, ANMAK, KAMAN, KANMA
4 Harfli Kelimeler
AKMA, AMAN, ANAM, ANKA, ANMA, KAMA, KANA, MANA
3 Harfli Kelimeler
AKA, AMA, ANA, KAM, KAN, NAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AN, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SIVANMAK
-
-
[nesnesiz]
Sıvamak (I) işi yapılmak
- "Harç duvara sıvandı. Çocuğun elleri mürekkeple sıvandı."
-
[nesnesiz]
Sıvamak (I) işi yapılmak
- UÇLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Uçlu duruma gelmek, uç vermek, filizlenmek
- "Bir iki gün günlük güneşlik olunca otlar uçlandı."
-
Gelişmeye başlamak
-
Bir şeyden kaynaklanmak
-
Bakınız yararlanmak
- "Kaldı ki tanımlamaların mutlaka bilimden uçlanarak kurulması şart da değildir, her zaman mümkün de değildir."
-
[argo]
Bakınız vermek
- "Tıngırın varsa uçlan, dedi."
-
Bedava almak, birinden geçinmek
- "Güdük Necmi, benden uçlandığı sigarayı gene benden yaktı."
-
[nesnesiz]
Uçlu duruma gelmek, uç vermek, filizlenmek
- KINANMAK
-
-
[nesnesiz]
Kınama işi yapılmak
-
[nesnesiz]
Kınama işi yapılmak
- TIKANMAK
-
-
[nesnesiz]
Tıkama işine konu olmak; bekinmek
- "Anlattıklarını dinledikçe sanki hava borum tıkanmış da deniz baskısından iliklerim gözlerimden pırtlıyormuş gibi sıkılıyorum."
-
İştahı kalmayıp yemek yiyememek
-
Soluk alamamak, soluğu kesilmek
- "Hâlâ tıkanmış, boğulmuş gibi kesik kesik nefes alan Lâle'ye bir kere daha baktı."
-
[nesnesiz]
Tıkama işine konu olmak; bekinmek
- UNLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Una bulanmak
- "... akciğerlerle karaciğerler karıştırılarak ve unlanarak arnavutciğerine dönüştürüldüler."
-
Üzerine un serpilmek
- "Eskiden beze hâlindeki haşlama hamurları unlanan fırın küreğinin ucundan düzgünce fırın içine yerleştirilirdi."
-
[nesnesiz]
Una bulanmak
- YARANMAK
-
-
[-e]
Bir davranışla birini memnun etmek
- "Kocası için saçını süpürge etti yine de yaranamadı."
-
[mecaz]
İçten olmayan davranışlarla birini memnun etmeye, gözüne girmeye çalışmak
-
[-e]
Bir davranışla birini memnun etmek
- ARLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız utanmak
- "Ramazan günü alenen meyveli gazoz içmeye arlanmıyor musun?"
-
[nesnesiz]
Bakınız utanmak
- OKŞANMAK
-
-
[nesnesiz]
Okşama işine konu olmak
- "Zavallı çocuk bu okşanıp öpülmelerden pancar gibi kızarmış bir hâlde kurtuldu."
-
[nesnesiz]
Okşama işine konu olmak
- OTLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Hayvan otlamak
- "Geniş yaylalarında otlanırken sürüler / Çobanı kaval çalar, taşı toprağı güler"
-
[argo]
Para ve emek harcamadan başkalarının sırtından geçinmek
-
[nesnesiz]
Hayvan otlamak
- TARANMAK
-
-
[nesnesiz]
Tarama işi yapılmak
- "Saçlar, sımsıkı taranmış, fırçalanmış, ensesinde bir topuz yapılmıştı."
-
Kendi başını veya sakalını taramak
- "Bugün bu tarağımla taranmıştım."
-
Dikkatlice bir şey aramak
-
[nesnesiz]
Tarama işi yapılmak
- OYLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Oylama işi yapılmak
- "Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların kabulü sırasında, ... hangilerinin birlikte, hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını da karara bağlar."
-
[nesnesiz]
Oylama işi yapılmak
- KUŞANMAK
-
-
[-i]
Beline kuşak, kılıç, kemer vb. şeyler bağlamak; takmak
-
Bakınız giymek
- "Takkesini geçirmiş, entarisini kuşanmış, elma soyuyordu."
-
[-i]
Beline kuşak, kılıç, kemer vb. şeyler bağlamak; takmak
- SULANMAK
-
-
[nesnesiz]
Sulama işi yapılmak
- "Sulandıkça canlanan bir nergise gösterilebilecek özenle yaralarını sardı onun."
-
Sulu duruma gelmek
- "Geceye doğru kar sulanıyor ve gevşiyor."
-
Suyu çoğalıp yoğunluğu azalma
- "Kanı sulandı."
-
Göz yaşarmak
- "Otomobilde bir şey kaçtığı için durmadan gözü sulanıp akıyor."
-
[mecaz]
Ciddiyetini, ağırlığını kaybetmek
-
[-e, argo]
İmrendiğini açığa vurmak
- "Bizim çiçeklere sulandı."
-
[-e, argo]
Bakınız asılmak
-
[nesnesiz]
Sulama işi yapılmak
- YAŞANMAK
-
-
[nesnesiz]
Yaşama işi yapılmak
- "Kitaplar ve uzantıları önemli olabilir ama gerçekte yaşananı silmeli mi?"
-
[nesnesiz]
Yaşama işi yapılmak
- BULANMAK
-
-
[-e]
Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak; belenmek
- "Parfüme bulanmış bir ter, boyalı suratlarından buharlaşıyor."
-
[nesnesiz]
Duruluğunu yitirmek
- "Havuz bulandı."
-
[nesnesiz]
Parlaklığını ve açıklığını yitirmek
- "Hava bulandı."
-
[nesnesiz]
Mide bulantısı olmak
-
[nesnesiz, mecaz]
Bakınız karışmak
-
[-e]
Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak; belenmek
- DOLANMAK
-
-
[-e]
Bir şeyin çevresine sarılmak
- "Kocasının kolu beline bir kobra gibi dolanmış, ince kaburgalarını birbirine geçirecek gibi sıkıyordu."
-
[nesnesiz]
Bir şeyin çevresinde dönmek, gezmek, dolaşmak
- "Arkadan dolanıp uzaktan gözetleyecekti çeşmeyi."
-
[nesnesiz]
Bakınız dolaşmak
-
[-de]
Gelişigüzel gezmek
- "Kızlarının, gelinlerinin evleri arasında dolanıyor, hep evini, komşularını arıyordu."
-
[-e]
Bir şeyin çevresine sarılmak
- IRGANMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız sallanmak
-
[nesnesiz]
Bakınız sallanmak
- DALANMAK
-
-
[nesnesiz]
Dalama işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Dalama işine konu olmak
- OKLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Okla vurulmak
-
[nesnesiz]
Okla vurulmak
- KAŞANMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Hizmet ve binek hayvanları durup işemek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Hizmet ve binek hayvanları durup işemek