İçinde anma olan 7 harfli 59 kelime var. İçerisinde ANMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında anma olan kelimeler listesine ya da sonu anma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Anma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A M N
4 Harfli Kelimeler
AMAN, ANAM, ANMA, MANA
3 Harfli Kelimeler
AMA, ANA, NAM
2 Harfli Kelimeler
AM, AN, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ATLANMA
-
-
[isim]
Atlanmak işi
-
[isim]
Atlanmak işi
- KINANMA
-
-
[isim]
Kınanmak işi
-
[isim]
Kınanmak işi
- DADANMA
-
-
[isim]
Dadanmak işi
-
[isim]
Dadanmak işi
- BUDANMA
-
-
[isim]
Budanmak işi
-
[isim]
Budanmak işi
- İNANMAK
-
-
[-e]
Bir şeyi doğru olarak benimsemek
- "Bizim şairlerimiz sanatın sanat için olduğuna inanırlar, başka bir ereği olabileceği akıllarına gelmez."
-
Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek
- "Ben size inanırım."
-
Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek
- "Bu başın bir kadına değil, bir hamala ait olduğuna inanmak zor değildi."
-
Sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek
- "Tanrı'ya inanmak."
-
Kanarak aldanmak
- "Her reklama inanmayın."
-
İman etmek
-
[-e]
Bir şeyi doğru olarak benimsemek
- DONANMA
-
-
[isim]
Donanmak işi
-
Belli bir amaçla kullanılan gemilerin bütünü
-
[denizcilik]
Bir devletin deniz kuvvetleri; armada
- "Donanmanın topları ormanın üzerine nefes aldırmaksızın ateş döküyor."
-
Bakınız donanma gecesi
-
[isim]
Donanmak işi
- UZANMAK
-
-
[-e]
Boylu boyunca yatmak
- "Büyük bir karyola ve içinde ben uzanmışım, sen baş ucumda oturup sessiz bekliyorsun beni."
-
Bakınız gitmek
- "Öğleden sonra Şişli'den Beyoğlu'na kadar uzandım."
-
[nesnesiz]
Bir alana yayılmak
- "Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor."
-
[nesnesiz]
Bir şey boyunca sıralanmak
- "İncecik ırmaklar vardı ki kenarları boyunca uzanan sazlıkları arasından pembe tüylü flamingolar gezinirdi."
-
Bir yere yetişmek, ulaşmak
-
Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak
- "Cici Bey balkondan ablasının penceresine bir daha uzandı."
-
İleriye doğru devam etmek
-
[argo]
Sarkıntılık etmek
-
[-e]
Boylu boyunca yatmak
- USLANMA
-
-
[isim]
Uslanmak durumu
-
[isim]
Uslanmak durumu
- AYLANMA
-
-
[isim]
Aylanmak işi
-
[isim]
Aylanmak işi
- UTANMAZ
-
-
[sıfat]
Utanması olmayan; arlanmaz, pek yüzlü, sıkılmaz, pişkin, yüzsüz
- "Utanmazlık siyasetinin veya utanmaz siyasinin önünde sonunda foyası meydana çıkar."
-
[sıfat]
Utanması olmayan; arlanmaz, pek yüzlü, sıkılmaz, pişkin, yüzsüz
- ISLANMA
-
-
[isim]
Islanmak işi
-
[isim]
Islanmak işi
- KAŞANMA
-
-
[isim]
Kaşanmak işi
-
[isim]
Kaşanmak işi
- UTANMAK
-
-
[nesnesiz]
Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak; arlanmak, mahcup olmak
- "Düğün sofrasında kendisinden başka böyle çatal tutanı göremeyince pek utandı."
-
[-den]
Sıkılarak çekinmek
- "Hayır, edebiyattan değil, karşısında şimdiden aczini duyduğum okuyucudan utanıyorum."
-
[nesnesiz]
Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak; arlanmak, mahcup olmak
- UNLANMA
-
-
[isim]
Unlanmak durumu
-
[isim]
Unlanmak durumu
- UYANMAK
-
-
[nesnesiz]
Uyku durumundan çıkmak
- "Seher vaktine yakın uyanmışım."
-
Bitkiler canlanıp yeşermeye başlamak
- "Tomurcuklar patlamış, tabiat iyiden iyiye uyanmıştı."
-
Ortaya çıkmak
- "Sevda, dedim, gönlümde bir coşkun ateş dalgalandı / Gözüm daldı, hayalimde yine binbir zevk uyandı"
-
[mecaz]
Gerçekleri anlar, kavrar duruma gelmek
-
[mecaz]
Bilgisizlikten kurtulmak
-
[argo]
Cinsel yönden hazır duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Uyku durumundan çıkmak
- KIVANMA
-
-
[isim]
Kıvanmak işi
-
[isim]
Kıvanmak işi
- ABANMAK
-
-
[-e]
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak
- "Efendi, sen de ne üstüme abanıyorsun?"
-
Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak
- "Baba, 'ya Allah' nidası ile yerinden zorla, oğluna abanarak kalktı."
-
[argo]
Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak
-
[argo]
Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak
- "İki herif zavallıya abanıyorlar."
-
[spor]
Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak
-
[spor]
Futbolda topa olanca gücüyle vurmak
- "Bir çalım atarak, onu ters tarafa yatırarak olanca hızıyla topa abandı ve bir gol daha attı."
-
[-e]
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak
- MYANMAR
-
-
[isim]
Güneydoğu Asya'da bir ülke; eski adı Birmanya; başkenti Nepido (Naypyidaw)
-
[isim]
Güneydoğu Asya'da bir ülke; eski adı Birmanya; başkenti Nepido (Naypyidaw)
- OKŞANMA
-
-
[isim]
Okşanmak işi
-
[isim]
Okşanmak işi
- UÇLANMA
-
-
[isim]
Uçlanmak durumu
-
[isim]
Uçlanmak durumu