İçinde anma olan 6 harfli 16 kelime var. İçerisinde ANMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında anma olan kelimeler listesine ya da sonu anma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Anma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A M N
4 Harfli Kelimeler
AMAN, ANAM, ANMA, MANA
3 Harfli Kelimeler
AMA, ANA, NAM
2 Harfli Kelimeler
AM, AN, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SANMAK
-
-
[nesnesiz]
Herhangi bir şeyin zihinde kurulduğu gibi gerçekleştiğine inanmak; zannetmek, zanneylemek
- "Babam, hiç hoşnut olmadığımı, beni yine sevindiremediğini sandı."
-
Tahmine dayanarak hüküm vermek; farz etmek
- "Bu hareketimi tamamıyla histen gelen bir şey sandı."
-
Bir şey veya kimsenin ... olduğunu düşünmek; bellemek (I), bilmek
- "Doktor Sevim, hastayı ilk gördüğü an kendinde değil sanmıştı."
-
[nesnesiz]
Herhangi bir şeyin zihinde kurulduğu gibi gerçekleştiğine inanmak; zannetmek, zanneylemek
- ULANMA
-
-
[isim]
Ulanmak işi
-
[isim]
Ulanmak işi
- ATANMA
-
-
[isim]
Atanmak işi; tayin edilme
-
[isim]
Atanmak işi; tayin edilme
- ARANMA
-
-
[isim]
Aranmak işi
- "Her akşam, üstlerinin aranmasına razı gelecek on işçi daha aldı."
-
[isim]
Aranmak işi
- UTANMA
-
-
[isim]
Utanma durumu; arlanma, utanç, yüz (II), hayâ, hicap, teeddüp
- "Şayeste Hanım hem ağlıyor, hem söylüyor ve hem de hanımlarının su yürekler acısı hâllerine sanki kendisi sebep olmuş gibi yüreğini ezen bir utanma hissediyordu."
-
[isim]
Utanma durumu; arlanma, utanç, yüz (II), hayâ, hicap, teeddüp
- ADANMA
-
-
[isim]
Adanmak işi
- "… efesini, zeybeğini, müftüsünü, öğretmenini, her birine kitaplar adanması gereken, minnetle anılan insanlarını yâd etmede kendinden sonrakilere bir katkı sağlayabilirse emeği geçenler kıvanç duyacaktır."
-
[isim]
Adanmak işi
- USANMA
-
-
[isim]
Usanmak durumu
-
[isim]
Usanmak durumu
- YANMAZ
-
-
[sıfat]
Isıya karşı dayanıklı olan, yanmayan
-
[sıfat]
Isıya karşı dayanıklı olan, yanmayan
- UZANMA
-
-
[isim]
Uzanmak işi
-
[isim]
Uzanmak işi
- KANMAK
-
-
[-e]
Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak
-
Tatlı sözlere aldanmak
-
Bir gereksinimini, bir isteğini yeteri kadar karşılamış olmak; doymak
- "Siz bile bu şekil, renk, koku zenginliğine kanmış ve yorulmuş ruhunuzla..."
-
Yetinmek, iktifa etmek
- "Odalarının keçeleri üstüne serilmiş seccadelerde bazen namaz kılmakla kanmayarak çoraplarını çıkarır."
-
[-e]
Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak
- UYANMA
-
-
[isim]
Uyanmak durumu; intibah
- "Hayalperest kendi âlemine dalmışken uyanmasına imkân yoktur."
-
Uyku durumundan çıkma
- "Homurdanarak derin ve tatlı bir sabah uykusundan uyanmaya çalışıyor."
-
[isim]
Uyanmak durumu; intibah
- YANMAK
-
-
[nesnesiz]
Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak
- "Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz."
-
Ateş durumuna geçmek, tutuşmak; harıldamak
- "Kömür yandı. Ocaktaki odun yandı."
-
Isı, ışık veren bir konuma geçmek
- "Gece oldu, ışıklar yandı, yatsı vakti geldi."
-
Bütünü veya bir bölümü ateş veya sıcaklığın etkisi ile bozulmak, kömür durumuna geçmek
- "Yemek yandı. Ekmek yandı."
-
Isı etkisiyle vücudun bir yanı yara olmak, kızarmak veya rengi koyulaşmak
- "Ateşe dokundu, eli yandı. Güneşten kolları yandı."
-
Vücut veya nesnelerin ısısı artmak
- "Ateşler içinde, günlerce titreyerek yanar."
- "Odamız yaz günleri çinko damın altında yanar durur."
-
Parlamak, parıldamak
- "Birkaç batarya top, kızgın güneş altında pırıl pırıl yanıyor."
-
Birtakım etmenlerin etkisiyle işe yaramaz duruma gelmek
- "Kumaş boyadan yanmış. Ekinler dondan yanmış."
-
Yanık acısına benzer bir acı duymak
- "Boğazım yanıyor. Biberden ağzım yandı."
-
Çok istemek, çabalamak
- "Çocuklar, kendilerini beğendirmek için yanıyorlar."
-
[mecaz]
Çok üzülmek
- "Bu yaz tatil yapamayacağıma yanıyorum."
-
[mecaz]
Çok sevmek, büyük bir aşk ile sevmek
-
[mecaz]
Hükümsüz kalmak, değerini yitirmek
- "Vaktinde değiştirilmeyen kâğıt paralar yandı."
-
[mecaz]
Zarara, kötülüğe uğramak
- "Maazallah! Birimize kitaptan rastgele bir şey soracak olsa yandığımız gündü."
-
[mecaz]
Çocuk oyunlarında oyun dışı kalmak
-
[mecaz]
Bir bir sıralamak, dile getirmek, dert dökmek, anlatmak
- "Yazı yazmak, hayatımı anlatmak, kalbimi dökmek ihtiyacıyla yanıyorum."
-
[nesnesiz]
Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak
- ONANMA
-
-
[isim]
Onanmak işi
-
[isim]
Onanmak işi
- BANMAK
-
-
[-e, -i]
Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak; bandırmak
- "Kahvaltımı önüme serer / Reçele ekmek banar, yerim"
-
[-e, -i]
Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak; bandırmak
- İNANMA
-
-
[isim]
İnanmak işi
- "Sizi de inanmaya cebretmek isteyen bunamış bir inat ve ısrar ile söylüyor."
-
[isim]
İnanmak işi
- ABANMA
-
-
[isim]
Abanmak işi
- "Beşte devre olur, onda biterdi abanmanın yasak olduğu maçlar ve kaleci topu üç kere sektirince açılmak âdettendi."
-
[isim]
Abanmak işi