İçinde anlık olan 8 harfli 35 kelime var. İçerisinde ANLIK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında anlık olan kelimeler listesine ya da sonu anlık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Anlık Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I K L N

5 Harfli Kelimeler

ANLIK, KALIN, KANLI

4 Harfli Kelimeler

AKIL, AKIN, AKLI, ALIK, ALIN, ANIK, KANI, KINA, KLAN

3 Harfli Kelimeler

AKI, ANI, KAL, KAN, KIL, KIN, LAK, LAN, NAL

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, AN, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAVANLIK

  1. [isim] Yavan olma durumu
    • "Her şeyde geçici, her şeyde ruhumun bir tarafını boş bırakan bir yavanlık vardı." (Halide Edip Adıvar)
NADANLIK

  1. Bakınız nobranlık
İLHANLIK

  1. [isim] İlhan olma durumu
  2. Kendi topraklarında oturan çeşitli ulusları egemenliği altında toplayan devlet biçimi; imparatorluk
  3. Böyle bir devletin yönetimi altındaki ülkelerin bütünü
ASLANLIK

  1. [isim, mecaz] Aslan gibi güçlü ve korkusuz olma durumu
    • "Gerçekten de iyi aslanlık ediyorlardı çünkü insan olduklarından aslandan daha aslan oluyorlardı." (Aziz Nesin)
TAVANLIK

  1. [sıfat] Tavan döşemesine gerekli olan
    • "Kapı, pencereden başka tavanlık tahta, tabanlık dilme, çatılık direk hazır." (Fakir Baykurt)
CİVANLIK

  1. [isim] Civan olma durumu
    • "Genç kız civanlık çağının hükmüyle kendini yavuklusu davet ediyor sanır, sevda kapısından sana geçer." (Safiye Erol)
NİŞANLIK

  1. [sıfat] Nişan töreni için
    • "Nişanlık terlik."
  2. [isim] Belirti, işaret
    • "Yolun başına bir nişanlık koy da kaybolmayalım."
ÇOBANLIK

  1. [isim] Çoban olma durumu
  2. Çobanın gördüğü iş
    • "Sen bunların içinde en güzelini, bir sürünün başında çobanlığı seçmiştin." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Çobana verilen ücret
YABANLIK

  1. [isim] Bayram gibi önemli günlerde veya konukların yanına çıkarken giyilen yeni giysi; kişilik, adamlık
    • "Yabanlık lacivert entarisi, başörtüsü, çökük yanaklarıyla annesi kapıda bekliyordu." (Halide Edip Adıvar)
  2. Ekilmemiş, işlenmemiş toprak
    • "Benim çocukluğumda buraları hep yabanlıktı." (Halikarnas Balıkçısı)
ORGANLIK

  1. [isim] Organ olma durumu
    • "Mahallî idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yolu ile olur." (Anayasa)
VİRANLIK

  1. [isim] Viran yer
SAMANLIK

  1. [isim] Saman konulan yer
    • "Onu evvela kendi çiftliğinin samanlığında hapsetmişler." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
TİRANLIK

  1. [isim] Tiran olma durumu
KARANLIK

  1. [isim] Işık olmama durumu; zulmet
    • "Karanlıkta duyduğumuz çam kokularına artık yakınlaştığımız denizin rutubeti karışıyordu." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  2. [sıfat] Işıksız olan; muzlim
  3. [mecaz] Üzüntü, sıkıntı, perişanlık
    • "Demiştim ya, bütün memleketi bir yas karanlığı kaplamıştı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [sıfat, mecaz] Yasalara, töreye uygun olmayan
    • "Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar." (Memduh Şevket Esendal)
  5. [sıfat, mecaz] Gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum)
    • "Fahri'nin gözlerinde karanlık bir ifade var, umutsuzluk, öfke karışımı bir şey." (Ahmet Ümit)
  6. [sıfat, mecaz] Bakınız karışık
FİDANLIK

  1. [isim] Fidan yetiştirilen yer; dikmelik
    • "Orta Anadolu'nun fidan gereksinmesini karşılamak üzere, Eskişehir'de bir fidanlık kurulmuş." (Adalet Ağaoğlu)
KOVANLIK

  1. [isim] Bakınız arılık (II)
ALMANLIK

  1. [isim] Alman olma durumu
    • "Bütün Almanya, bütün Almanlık, bütün Almanlığın zenginliği, Alman ordusunun kuvveti Alman kadınının eseridir!" (Ömer Seyfettin)
AKRANLIK

  1. [isim] Akran olma durumu; baştaşlık
DEKANLIK

  1. [isim] Dekan olma durumu
  2. Dekanın görevi
  3. Dekanın makamı
TABANLIK

  1. [isim] Üzerine rayların yerleştirildiği, yere enine konulmuş demir veya ağaç parçaların her biri; travers
  2. Ayağın rahat etmesi veya ayağı sıcak tutması için ayakkabı içine yerleştirilen, keçe, deri veya kumaş parçası
    • "Ayaklarımı sıcak tutması için yün tabanlık, birkaç parça daha iç çamaşırı, banyo sabunu filan aldık." (Tolga Gümüşay)
  3. Halı, seccade vb.nde ayak tabanının basıldığı bölüm
  4. [sıfat] Ayak tabanının kapladığı yer miktarı
    • "Ayağını diredi mi bir tabanlık yer vermez." (Cengiz Dağcı)
  5. [sıfat] Yer döşemesine gerekli olan
    • "Kapı, pencereden başka tavanlık tahta, tabanlık dilme, çatılık direk hazır." (Fakir Baykurt)
  6. [sıfat] Ayakkabı tabanı yapmak için gerekli olan (kösele)
    • "Beher kilosuna 700 kuruş fiyat tahmin edilen 9 ton tabanlık kösele kapalı zarf usulüyle 8/7/1946 Pazartesi günü saat 16’da eksiltmesi yapılacaktır." (Resmî Gazete)
  7. Düztaban olanların ayakkabılarında kullandıkları ortopedik plastik parça
  8. [mimarlık] Bakınız kaide
    • "Kare taş tabanlık."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü