İçinde ana olan 5 harfli 24 kelime var. İçerisinde ANA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ana olan kelimeler listesine ya da sonu ana ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ana Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A N
3 Harfli Kelimeler
ANA
2 Harfli Kelimeler
AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HANAK
-
-
[isim]
Ardahan iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ardahan iline bağlı ilçelerden biri
- SANAL
-
-
[sıfat]
Gerçekte yeri olmayıp zihinde tasarlanan
-
Bilgisayar, tablet, cep telefonu vb. kullanılarak genel ağ ortamında oluşturulan; dijital
-
[isim, matematik]
Negatif bir sayı üzerinde alınan ve ikinci kuvvetten bir kök taşıyan cebirsel anlatım
-
[sıfat]
Gerçekte yeri olmayıp zihinde tasarlanan
- HANAY
-
- ÇANAK
-
-
[isim]
Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap
- "O beni hiçbir sebebi yokken günlerce bir çanak süt için yalvarttı, aşağıladı."
-
Bakınız göz çukuru
- "Kanlı çanaklarından fırlayan iri parlak gözleri, pek korkunç bakıyordu."
-
[bitki bilimi]
Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü
-
[coğrafya]
Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi
-
[sıfat, mecaz]
Göstermelik, yalan yanlış, önceden belirlenmiş sonucu almaya yönelik
- "O sayfaları hazırlayanlar karşımızdaki cephenin dolduruşuyla bir çanak anket düzenlediler."
-
[isim]
Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap
- ANALI
-
-
[sıfat]
Anası olan
-
[sıfat]
Anası olan
- CANAN
-
Kelime Kökeni: Farsça cānān
-
[isim]
Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın
- "Canı canan dilemiş vermemek olmaz ey dil!"
-
[eskimiş]
Tasavvufta Allah
- "Yunus ver canını Hak yoluna / Can vermeyince canan bulunmaz"
-
[isim]
Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın
- NANAY
-
-
[isim, argo]
Bakınız yok
- "Gözü çıksın kasabanın, sabahın onunda su nanay, depo nanay."
-
[isim, argo]
Bakınız yok
- ADANA
-
-
[isim]
Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
-
[isim]
Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
- MANAT
-
Kelime Kökeni: Rusça
-
[isim]
Azerbaycan ve Türkmenistan'ın para birimi
-
[isim]
Azerbaycan ve Türkmenistan'ın para birimi
- MANAV
-
-
[isim]
Meyve ve sebze satılan yer
-
Meyve ve sebze satan kimse
-
[isim]
Meyve ve sebze satılan yer
- MANAS
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kın kanatlılardan, ergin evrede yaprakları, kurtçuk evresinde kökleri kemirerek tarım bitkilerine ve orman ağaçlarına büyük zarar veren bir böcek (Polyhylla fullo)
-
[isim, hayvan bilimi]
Kın kanatlılardan, ergin evrede yaprakları, kurtçuk evresinde kökleri kemirerek tarım bitkilerine ve orman ağaçlarına büyük zarar veren bir böcek (Polyhylla fullo)
- BANAZ
-
-
[isim]
Uşak iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Uşak iline bağlı ilçelerden biri
- BANAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Ekmek parçası
-
[isim, ağızlardan]
Ekmek parçası
- BANAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca banal
-
[sıfat]
Herkesçe kullanılan, anlaşılan
-
[mecaz]
Bakınız sıradan
- "Sana abla demek istemiyorum ama hanım demek de çok banal geliyor."
-
[sıfat]
Herkesçe kullanılan, anlaşılan
- YANAY
-
-
[isim, matematik]
Bir cismin düşey kesiti; profil
-
[jeoloji]
Katmanları gösteren kesit
-
[isim, matematik]
Bir cismin düşey kesiti; profil
- ABANA
-
-
[isim]
Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
- YANAZ
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Ters, huysuz (kimse)
-
[sıfat, ağızlardan]
Ters, huysuz (kimse)
- YANAK
-
-
[isim]
Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü
- "Dedim dilber yanakların kızarmış / Dedi çiçek taktım gül yarasıdır"
-
Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi
-
[isim]
Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü
- YANAL
-
-
[sıfat]
Yanda olan, yana düşen
-
[ağızlardan]
Alaca, iki renkli
- "O dalın ucunda bir yanal alma / Almasını al da dalını yolma"
-
[sıfat]
Yanda olan, yana düşen
- ANACA
-
-
[zarf]
Anne olarak
- "Onun avareliğinin ne büyük bir verimliliğe gebe olduğunu anaca sezdiğinden Sait'i hep korumuştu."
-
[zarf]
Anne olarak