İçinde an olan 5 harfli 322 kelime var. İçerisinde AN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında an olan kelimeler listesine ya da Sonu an ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KANIT

  1. [isim] Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz
    • "Kanıtı gazetenin ikinci sayfasındaki damızlık haberiydi." (Çetin Altan)
  2. Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil
  3. Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil

PALAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Genellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan, kaşsız, enli, yayvan ve yumuşak bir çeşit eyer

ABANİ

  1. [isim] Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş
    • "Bursa abanisi."
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılmış
    • "Yalnız sarı cübbeli, abani sarıklı, peykede bağdaş kurmuş bir cüce vardı ki onu tanımadı." (Halide Edip Adıvar)

LİYAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yabani ormanlarda yetişen parazit sarmaşığı
    • "Önünüz liyanlarla sımsıkı örülmüştür." (Falih Rıfkı Atay)

REVAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Giden, yürüyen
    • "Arabalarımıza binip Tiran yoluna revan, âdeta, kır gezintisine çıkmış bir aile hâlinde idik." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

ÇANTA

  1. [isim] Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap
    • "Yanından hiç ayırmadığı çantasında bir kütüphane bulursunuz." (Yusuf Ziya Ortaç)

TRANS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Medyumların ruhla ilişki kurdukları zaman girdikleri özel hipnoz durumu
    • "O garip bir transa girmişti; beni konuşturmak, nasıl aşağılık duygusu içinde kıvrandığımı işitmek istiyordu." (Ahmet Ümit)
  2. Kendinden geçme, içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçme
    • "Mükrimin Hoca trans hâline girer, o gazanın kahramanları ile özdeşleşir." (Haldun Taner)

NİŞAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İşaret, iz, belirti, alamet
    • "Tabancasını kılıfından çıkarmış ve nişan almak üzereydi." (Aka Gündüz)
    • "Dönüşte yolumuzu şaşırmamak için şu çifte kavakları nişan koymuştuk."
    • "Birkaç gün sonra akrabalarımıza bir davet vereceğiz. Nişan takacağız." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Şimdilik nişan yapacaklarmış."
  2. Nişanlanma sırasında yapılan tören
    • "Bizi nişana çağırdılar."
    • "Doktor, Türk ordusunda çalıştığını, üniformamızı taşıdığını, nişan aldığını, övünerek anlattı." (Refik Halit Karay)
  3. Evlenmek üzere birbirine söz verme, nişanlanma
    • "Nişanı bozmuşlar."
  4. Kurşun, taş vb. ile vurulmak istenen hedef
  5. Hedefi vurmak için silah, ok vb.ne gerekli doğrultuyu verme
  6. Devlet nişanı

HAKAN

  1. [isim] Türk, Moğol ve Tatar hanları için "hükümdarlar hükümdarı" anlamında kullanılan bir unvan
  2. Osmanlı padişahlarına verilen unvan

TURAN
...
FİGAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Bağırarak ağlama, inleme
    • "Emrah eder düştüm dile / Bülbül figan eder güle." (Erzurumlu Emrah)

SEANS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir meslek veya sanat adamının yaptığı işle ilgili olarak harcadığı süre
    • "Ressam portresini üç seansta tamamladı."
  2. Gösterim
    • "... film seansları için gruplar bir kapı aralığında kümeleşir." (Haldun Taner)
  3. Aralıksız bir iş için harcanan süre

ZAMAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit
    • "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım." (Ömer Seyfettin)
    • "Nihayet yalnız kaldığım bir zamanı avlayarak yanıma yaklaşıyor." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Kaybolmuş şeyleri bulurum ama sen zamanı geçirmişsin, saatini bulamadım." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit
    • "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir." (Atilla İlhan)
  3. Belirlenmiş olan an
  4. Çağ, mevsim
    • "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."
  5. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit
  6. Dönem, devir
    • "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi." (Haldun Taner)
  7. Bir süre ile ilgili durum ve şartlar
    • "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu." (Haldun Taner)
  8. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram
  9. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı
    • "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."
  10. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri

FANUS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Süslü, ayaklı fener
  2. Saat, mikroskop vb. araçları tozdan korumak için üzerlerine kapatılan, yarım küre biçiminde cam kap
  3. Genellikle silindir biçiminde olan mum, gaz lambası vb. aydınlatma araçlarının çevresini kapatarak rüzgârdan koruyan cam
    • "Madenî darbe ortada asılı avizenin fanuslarına çarptı." (Refik Halit Karay)

MANÇU
...
TALAN

  1. [isim] Dağıtma
    • "Her uğradığı yerde çarşılar talandan geçer." (Falih Rıfkı Atay)

AKMAN

  1. [sıfat] Bozulmamış, saf, temiz

SAHAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İçinde yemek ısıtılan veya yumurta gibi şeyler pişirilen, derinliği az metal kap
  2. Derinliği az olan kap
    • "Büyük bir bakır sahan içinde tarhana çorbası vardı." (Necati Cumalı)

YANIT

  1. [isim] Cevap
    • "Türk Eli'nin uluları bu sorulara akıllıca ve gerçekçi yanıtlar bulamıyorlardı." (Nezihe Araz)

PANDA

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Etçillerden, Avustralya ile Himalaya ormanlarında yaşayan, tüyleri sık ve pas kırmızısı renginde, karnı, bacakları kara, postu beğenilen bir hayvan (Ailurus fulgens)
  2. Çin'de yaşayan, ayı iriliğinde, siyah beyaz renkli otçul bir hayvan

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü