İçinde an olan 5 harfli 322 kelime var. İçerisinde AN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında an olan kelimeler listesine ya da Sonu an ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇANAK

  1. [isim] Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap
    • "Oradaki sigara çanağından bir Gelincik alıp yaktıktan sonra anlattı." (Burhan Felek)
    • "Oh olsun... Vallahi memnun oldum, diyordu. Çanak tuttun. Şunun şurasında rahat sana battı mıydı?" (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Göz çukuru
    • "Kanlı çanaklarından fırlayan iri parlak gözleri, pek korkunç bakıyordu." (Ömer Seyfettin)
  3. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü
  4. Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi
  5. [sıfat] Göstermelik, yalan yanlış, önceden belirlenmiş sonucu almaya yönelik
    • "O sayfaları hazırlayanlar karşımızdaki cephenin dolduruşuyla bir çanak anket düzenlediler." (Refik Erduran)

KAŞAN

  1. [isim] Hizmet veya binek hayvanları durup işeme

YANAY

  1. [isim] Bir cismin düşey kesiti, profil

ÇIYAN

  1. [isim] Çok ayaklılardan, sarımtırak renkte, zehirli bir böcek (Scolopendra)
  2. [sıfat] Hain
    • "Damadım için söylüyorsan sen de bilirsin ki ne akreptir ne de çıyan." (Ercüment Ekrem Talu)

TANEN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Birçok bitkisel maddede bulunan, deri tabaklamada, hekimlikte kullanılan, tadı buruk bir madde

OFANS
...
ANMAK

  1. [-i] Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etmek veya onu düşünmek, zikretmek, hatırlamak
    • "Onun bu fedakârlığını her yerde, her zaman minnetle anacağım." (Peyami Safa)
  2. Bir sözü ağzına almak
    • "Hastalığın adını anmaktan korkuyor."
  3. [-i] Bir armağanla birinin gönlünü almak
  4. Adlandırmak
    • "Onu, başka Tahirlerden ayırt etmek için "Temiz Tahir" diye anarlardı."

CİHAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Evren
    • "Yunus gibi yüzü kara, cihana gelmiş var mıdır?" (Yunus Emre)
  2. Dünya
    • "Yurtta sulh, cihanda sulh." (Atatürk)

LANET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Tanrı'nın sevgi ve ilgisinden yoksun olma, beddua
    • "Başıma yağan bu ana laneti beni ürpertiyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Bu nesil öyle zamanlar geçirdi ki doğduğuna lanet etti." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Hele sevgilisinin de hastalandığı bu korkunç haftalarda, fabrikanın cinayetlerine ne kadar lanet okuyor, biraz da kendisi vasıta olduğundan dolayı ne derece ıstırap çekiyordu." (Refik Halit Karay)
    • "Bir sabah lanet olsun dedim, yaptığım iyilik gözüne dizine dursun!" (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [sıfat] Ters, berbat, çok kötü
    • "Lanet filozofum diyerek ortaya çıkıp Allah'a ve kullara karşı hezeyan eden tımarhanelik herifler!" (Ömer Seyfettin)

YANIK

  1. [sıfat] Yanmış olan
    • "Yanık soğan kokulu bir buhar odayı dolduruyordu." (Reşat Enis)
  2. Rengi koyulaşmış
    • "Kocaman hasır şapkalarının altında sarı saçları uçan, yanık iki genç kız." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Sıkıntı veya hastalıktan iyi gelişmemiş, kavruk
    • "Yanık bir çocuk."
  4. Verimsiz, kıraç duruma gelmiş olan
  5. [isim] Yanmış yer, yanmış olan yerde kalan iz
    • "Elimdeki yanık iyi oldu. Halıdaki yanığı ördürmeli."
  6. Bıkkın, üzüntülü, dertli
  7. Duygulu, dokunaklı, acılı, etkili
    • "Aşk söyletir en yanık türküleri / Ay buluta girdiği gecelerde." (Cahit Sıtkı Tarancı)

ANGIN

  1. [sıfat] Ünlü, anılmış, meşhur

DIĞAN

  1. [isim] Yağ tavası

TANIK

  1. [isim] Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse, şahit
    • "Aksini söyleyen bir tanık da çıkmamıştı." (Tarık Buğra)
  2. Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit

ZEBAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Dil (I)

SANAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık
    • "Bir oyunun on beş gün sürmesi bir sanat hadisesi olduğunu gösterirdi." (Tarık Buğra)
  2. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım
    • "Caz ve caz havaları ne yazık ki bizim çok verimli o millî halk sanatımızı da baltaladı." (Refik Halit Karay)
  3. Bir şey yapmada gösterilen ustalık
    • "Konuşma sanatı."
  4. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü
    • "Askerlik sanatı."
  5. Zanaat

KABAN

  1. [isim] Dik yokuş
  2. Tepe

KAĞAN

  1. [isim] Hanların bağlı olduğu devlet başkanı, hakan, imparator

BANKO

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh
  2. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para
  3. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse
  4. [zarf] Kesinlikle
    • "Bu dönem muhtar banko Ali Bey olacak."
  5. [ünlem] Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz
  6. Su altı tepeliği

FİGAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Bağırarak ağlama, inleme
    • "Emrah eder düştüm dile / Bülbül figan eder güle." (Erzurumlu Emrah)

KANAT

  1. [isim] Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ
    • "Kuşun kanatlarını kısıp bir taş parçası gibi yere süzüldüğü gözümün önündedir." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Bazı işsiz güçsüz takımı, beş para etmez yapılara kanat gererek kendilerini tatmin etme girişimindeler." (Aydın Boysan)
    • "Yazarları, ressamları, müzikçileri kanatlarının altına alan krallar, padişahlar elbette hesaba sığmaz." (Salâh Birsel)
  2. Balıklarda yüzgeç
  3. Bir uçağın havada durmasını sağlayan taşıyıcı aerodinamik güçlerin etkilediği yatay yüzey
  4. Kapı, pencere, dolap gibi dikine açılıp kapanan şeylerin kapağı
    • "Bir müddet kapı kanatlarının kenarlarını okşarcasına yokladı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. Yan, taraf
    • "Perde kanadı."
  6. Meclis, parti vb. topluluklarda düşünce yönünden özellik gösteren taraflardan her biri
    • "Partinin sol kanadı."
  7. Fırıldak biçiminde olan şeylerde kol
    • "Yel değirmeni kanadı."
    • "Pervane kanadı."
  8. Angıç
  9. Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri, cenah
    • "Ordunun sağ kanadı."
  10. Futbol, hentbol vb. takım oyunlarında hücum hattının sağ ve sol uçlarında yer alan oyuncular

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü