İçinde am olan 7 harfli 517 kelime var. İçerisinde AM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında am olan kelimeler listesine ya da sonu am ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Am Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A M
2 Harfli Kelimeler
AM, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAMANMA
-
-
[isim]
Yamanmak işi
-
[isim]
Yamanmak işi
- ADAMCIL
-
-
[sıfat]
İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis
- "Hem de ne adamcıldır, ne candır, bilseniz."
-
[sıfat]
İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis
- IRLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Türkü, şarkı söylemek; yırlamak
- "Bu çocuk kafilesi 'Allah Deyü Deyü' ilahisini cumhurca ırlayarak yola düzüldüler."
-
[nesnesiz]
Türkü, şarkı söylemek; yırlamak
- AMCACIK
-
-
[isim]
Amca sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi
- "Hayat her zaman gülistan değil, amcacığım."
-
[isim]
Amca sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi
- DAMAKLI
-
-
[sıfat]
Damağı olan
-
[sıfat]
Damağı olan
- KAMPANA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca campana
-
[isim]
Bakınız çan
-
Tekerleğin dingil üzerindeki fren mekanizması
-
[isim]
Bakınız çan
- KOKLAMA
-
-
[isim]
Koklamak işi
-
[isim]
Koklamak işi
- AMONYUM
-
Kelime Kökeni: Fransızca ammonium
-
[isim, kimya]
Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleşim kökü (NH4)
-
[isim, kimya]
Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleşim kökü (NH4)
- AVLAMAK
-
-
[-i]
Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek; tutmak
-
[mecaz]
Tuzağa düşürmek, kurnazlıkla kandırmak
-
[-i]
Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek; tutmak
- AKAMBER
-
Kelime Kökeni: Türkçe ak + Farsça ʿanber
-
[isim]
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş
-
Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine
-
[isim]
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş
- AĞLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek
- "Annemi ölmüş gördüm rüyamda / Ağlayarak uyanmışım"
-
[mecaz]
Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak
-
[-den, mecaz]
Herhangi bir şeyden yakınmak
-
[-e, mecaz]
Bir duruma üzülmek
- "Şu kara bahtıma ağlıyorum."
-
[nesnesiz]
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek
- JAMAİKA
-
-
[isim]
Karayipler'de bir ada ülkesi; başkenti Kingston
-
[isim]
Karayipler'de bir ada ülkesi; başkenti Kingston
- ADAMSIZ
-
-
[zarf]
Herhangi biri olmadan
- "Adamsız yerde şeytan, adamı kolay aldatır!"
-
[sıfat]
Erkeksiz, kocasız olan
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız arkasız
- "Hem böylesi işler arkasız, adamsız olmaz. Bir işe kalkışmadan önce boyunun uzanacağı yeri bilmeli insan."
-
[zarf]
Herhangi biri olmadan
- KITLAMA
-
-
[isim]
Kıtlamak işi
-
Küçük parçalara ayrılmış şekeri ağızda tutarak çay içme biçimi; kırtlama
-
[zarf]
Küçük parçalara ayrılmış şekeri ağızda tutarak
-
[isim]
Kıtlamak işi
- TARAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek
- "Anası sabaha kadar saçlarını tarıyor, düşünüyor, ürküyordu."
-
Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak
- "Birdenbire uzun bir ışık sol tarafımızdaki sırtları taradı."
-
Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak, taraktan geçirmek; taraklamak
-
Taşın yüzünü dişli çelik kalemle işlemek
-
Makineli tüfek vb. ateşli silahlarla sürekli olarak bir yere ateş etmek
-
[-de]
Kafasından geçirmek, belli belirsiz düşünmek
- "Belleğimde taradığım yazarların yarısına yakını hastalıklı idiler."
-
[mecaz]
Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçirmek veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit etmek
- "Dergileri taramak."
-
[mecaz]
Dikkatle bakmak, gözden geçirmek; süzmek
-
[bilişim]
Tarayıcı aracılığıyla kâğıt üzerindeki resimleri veya yazıları sayısal ortama aktarmak
-
[tıp]
Hastalıkların kişiler arasındaki seyrini takip edebilmek amacıyla düzenli aralıklarla yapılan inceleme
-
Bir resmin bir bölümü üzerine çizgilerle koyuluk vermek
-
[-i]
Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek
- ADAMCIK
-
-
[isim, mecaz]
Kendisine acınılan kimse
- "Bir tarafa dayanıp durdum. Adamcık benimle hiç meşgul olmuyor göründü."
-
Yerilen, küçümsenen kimse
-
[isim, mecaz]
Kendisine acınılan kimse
- DOLAMIK
-
-
[isim]
Bir tür avcı tuzağı
-
[isim]
Bir tür avcı tuzağı
- HAVLAMA
-
-
[isim]
Havlamak işi; ürüme
- "Kapıların birinden köpek havlamaları duyuluyor, diğerinden ise cıva kokan bir duman sızıyordu."
-
[isim]
Havlamak işi; ürüme
- SARIÇAM
-
-
[isim]
Adana iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Adana iline bağlı ilçelerden biri
- ANAMNEZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca anamnèse
-
[isim, tıp]
Hastanın, hastalığı ve çevresi hakkında verdiği bilgi; anamnezi
-
[isim, tıp]
Hastanın, hastalığı ve çevresi hakkında verdiği bilgi; anamnezi