İçinde am olan 5 harfli 167 kelime var. İçerisinde AM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında am olan kelimeler listesine ya da sonu am ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Am Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A M

2 Harfli Kelimeler

AM, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAMÇI

  1. [isim] Bir yüzü uzun tüylü, kalın yünden dokunarak yapılmış yağmurluk
    • "Yamçısı olanlar, yamçısı olmayan birer kişiyi yanlarına çağırıyorlar, aynı yamçı altında büzüşüp bir kayanın yahut ağacın dibine çöküyorlardı." (Hasan Erimez)
AKŞAM

  1. [isim] Güneşin batmasına yakın zamandan gecenin başlamasına kadar geçen zaman dilimi
    • "Sıcağın gözünde yola çıkılmaz. Akşamı bekleyelim. Hayvanlar da dinlenir… Ne dersin?" (Kemal Tahir)
  2. [din bilimi] Bakınız akşam ezanı
  3. [din bilimi] Bakınız akşam namazı
    • "İkindiyi, akşamı cemaatle kıldı." (Ömer Seyfettin)
EYYAM

Kelime Kökeni: Arapça eyyām

  1. [isim, eskimiş] Günler
    • "O eyyam, hükûmetin ressamlar için tertiplediği yurt gezilerine katılmıştık." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
NOTAM

Kelime Kökeni: Fransızca notam

  1. [isim, askerlik] Havacılar ve pilotlar için yayımlanan bülten
KAMER

Kelime Kökeni: Arapça ḳamer

  1. [isim, eskimiş, gök bilimi] Bakınız Ay
KAMUS

Kelime Kökeni: Arapça ḳāmūs

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sözlük
    • "İstanbul sözündeki İstanbul kelimesinin manalarını anlatmak için koca bir kamus lazım." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bir dilin bütün söz varlığının bir araya getirildiği büyük sözlük
ORTAM

  1. [isim] Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü; âlem
    • "Şu dehşet ortamının altında koskoca bir yalnızlar dünyası yatıyor." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı; zemin, platform
  3. [mecaz] Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü; âlem
    • "Sanat ortamı. Çalışma ortamı."
  4. [ruh bilimi] Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre; düzlem
İSLAM

Kelime Kökeni: Arapça islām

  1. [isim, din bilimi] Bakınız Müslümanlık
MAMUT

Kelime Kökeni: Fransızca mammouth

  1. [isim, hayvan bilimi] Filgillerden, Dördüncü Çağ’da Avrupa ve Asya'da yaşamış olan, şimdi ancak fosili bulunan iri, kıllı bir hayvan (Elephas primigenius)
SALAM

Kelime Kökeni: İtalyanca salame

  1. [isim] Sığır, hindi vb. etinden yapılan, genellikle dilimlenerek soğuk yenen bir yiyecek
    • "Domatesler kesilmiş, salatalıklar soyulmuş, ayıklanmış, sucuklar, salamlar, köfteler" (Oğuz Atay)
KAMET

Kelime Kökeni: Arapça ḳāmet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız boy (I)
    • "Gür beyaz saçları, dik kameti, vakur yürüyüşü ile gören çarşı esnafı saygı ile selamlarlar." (Haldun Taner)
ÇAMUR

  1. [isim] Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak
    • "Köy yolları tozdan ve çamurdandır ama sevgi ve ızdırapla doludur." (Mehmet Kaplan)
  2. [sıfat, mecaz] Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse)
    • "Çamur oyuncu ile dürüst oyuncuyu herkes karıştırıyor." (Haldun Taner)
  3. Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç
ZAMAN

Kelime Kökeni: Arapça zamān

  1. [isim] Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre; hengâm, vakit
    • "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım." (Ömer Seyfettin)
  2. Bu sürenin belirli bir parçası; vakit
    • "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir." (Attilâ İlhan)
  3. Belirlenmiş olan an
  4. Çağ, mevsim
    • "Gül zamanı. Çocukluk zamanı."
  5. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler; vakit
  6. Dönem, devir
    • "Dedelerimizin zamanında burada bir kral yaşardı." (Reha Mağden)
  7. [gök bilimi] Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram
  8. [dil bilgisi] Çekimli fiilin karşıladığı kılış veya oluşun içinde geçtiği dil bilgisel zaman dilimini gösteren kategori; bildirme kipi, haber kipi
    • "Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir."
  9. [jeoloji] Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri
HAMLE

Kelime Kökeni: Arapça ḥamle

  1. [isim] Bakınız atılım
  2. İleri atılma, saldırma
    • "Teşebbüs, hamle, gayret, aksiyon ne demektir, bu gözü dönmüş insanlardan öğrenmek lazım." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. Satrançta ve damada taş sürme işi
  4. [spor] Bakınız atak (II)
HAMSE

Kelime Kökeni: Arapça ḫamse

  1. [isim, edebiyat] Divan edebiyatında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan eser
ESAMİ

Kelime Kökeni: Arapça esāmį

  1. [isim] Bakınız esame
    • "Pusulada başkâtipliğe namzet gösterilen bazı kimselerin esamisi yazılı idi." (Tahsin Paşa)
TAMAH

Kelime Kökeni: Arapça ṭamaʿ

  1. [isim] Bakınız açgözlülük
    • "Kalpler soğuk, gözler tamah ve ihtiras ile yanıyor." (Memduh Şevket Esendal)
AGAMİ

Kelime Kökeni: Fransızca agami

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız borazan kuşu
MAMUR

Kelime Kökeni: Arapça maʿmūr

  1. [sıfat] Bakınız bayındır
    • "Yıkılmış dilberin mamur illeri / Susmuş bülbüllerin taze dilleri" (Karacaoğlan)
HAMLA

Kelime Kökeni: Arapça ḥamle

  1. [isim, denizcilik] Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması
  2. Sandalın bu biçimde aldığı yol
  3. Kıçtan birinci oturak
    • "Filikada hamlada oturan gemici, bir eliyle rıhtımın kenarına tutunmuş." (Zeyyat Selimoğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü