İçinde am olan 3 harfli 15 kelime var. İçerisinde AM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında am olan kelimeler listesine ya da sonu am ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Am Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AM, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇAM
-
-
[isim, bitki bilimi]
Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı (Pinus)
- "Orada çamlar mis gibi kokarak rüzgârla fısıldaşırlardı."
-
[isim, bitki bilimi]
Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı (Pinus)
- KAM
-
-
[isim]
Bakınız şaman
-
[isim]
Bakınız şaman
- ŞAM
-
-
[isim]
Suriye'nin başkenti
-
[isim]
Suriye'nin başkenti
- RAM
-
Kelime Kökeni: Farsça rām
-
[sıfat]
Boyun eğen, kendini başkasının buyruğuna bırakan
-
[sıfat]
Boyun eğen, kendini başkasının buyruğuna bırakan
- LAM
-
Kelime Kökeni: Arapça lām
-
[isim]
Arap alfabesinin yirmi üçüncü harfinin adı
-
[isim]
Arap alfabesinin yirmi üçüncü harfinin adı
- BAM
-
Kelime Kökeni: Farsça bam
-
[sıfat, müzik]
Kalın, pes (ses)
-
[isim]
Bakınız bam teli
-
[sıfat, müzik]
Kalın, pes (ses)
- AMA
-
Kelime Kökeni: Arapça aʿmā
-
[sıfat]
Bakınız görme engelli
- "Tam Aksaray Kapısı’ndan çıkıyordu ki orada bekleyen âmâ ‘Mevlâna’nın aşkına bana biraz ekmek ver’ dedi."
-
[sıfat]
Bakınız görme engelli
- ZAM
-
Kelime Kökeni: Arapça żamm
-
[isim]
Bir şeyin fiyatını artırma; bindirim
- "Hayat pahalılığı arttıkça işçi gündeliklerine yeni zam istekleri gelecek."
-
[isim]
Bir şeyin fiyatını artırma; bindirim
- TAM
-
Kelime Kökeni: Arapça tāmm
-
[sıfat]
Bakınız eksiksiz
- "Tam iki saat yalandan tamirle uğraştım."
-
Bir bütün olarak ele alınan; bütün
-
En elverişli, en uygun
-
[zarf]
Bakınız tıpkı
- "Tam istediğim gibi davrandın."
-
[zarf]
O sırada, o anda
- "Çocuğa dilimi çıkarmıştım; tam ağlıyordu, güldü."
-
[zarf]
Eksiksiz olarak, bütün olarak; iyice
- "Eren ruh, öz ruh diyorsunuz ama bununla ne kasdettiğinizi tam çıkaramadım, bana şu senin mantığınla bir izah eder misin?"
-
[mecaz]
Gerçek, kusursuz olan
- "Reşit Galip tam bir idealist gibi öldü."
-
[mecaz]
Ehliyetli, yetkin olan
-
[isim, argo]
Amerikan doları
-
[sıfat]
Bakınız eksiksiz
- NAM
-
Kelime Kökeni: Farsça nām
- SAM
-
Kelime Kökeni: Arapça sāmm
-
[isim]
Bakınız sam yeli
-
[isim]
Bakınız sam yeli
- HAM
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫām
-
[sıfat]
Yenecek kadar olgun olmayan (meyve)
-
İşlenmemiş (madde)
- "On senedir bu karanlık in içinde ham demirden dövdüğü kılıç namluları bütün Anadolu’da, bütün Rumeli’de, serhat boylarında büyük bir nam kazanmıştı."
-
Bakınız idmansız
- "Ham vücutla ancak bu kadar koşabilirim."
-
[mecaz]
Gerçekleşme kolaylığı veya imkânı olmayan
- "Ham teklif."
-
[mecaz]
Kaba, toplum kurallarını bilmeyen, incelmemiş
- "Ne ham adam!"
-
[sıfat]
Yenecek kadar olgun olmayan (meyve)
- GAM
-
Kelime Kökeni: Arapça ġamm
-
[isim]
Bakınız kaygı
- "Bana derler gam yükünü sen götür / Benim yük götürür dermanım mı var?"
-
[isim]
Bakınız kaygı
- DAM
-
-
[isim]
Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm
- "Pencerenin önüne geçmiş, dalgın ve hiddetli nazarlarıyla karşıki damları seyrediyordu."
-
Üzeri toprak kaplı, küçük ev
- "Hekim kendisine üç ay, tam üç ay damdan dışarı çıkmaya izin vermemişti."
-
[argo]
Bakınız cezaevi
-
[ağızlardan]
Bakınız ahır
- "At damında çocuğa çok iyi bir yer yapmıştı."
-
[isim]
Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm
- CAM
-
Kelime Kökeni: Farsça cām
-
[isim]
Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim; sırça
- "Bu nedenle orta şiddette fırlatılan bir taş araba camında sadece örümcek ağına benzer çatlaklara yol açıyor."
-
[sıfat]
Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapılmış; sırça
- "Tıraşa başlarken biri büyük, biri küçük iki örtü alırdı, cam dolabından."
-
Bakınız pencere
- "Camın önündeki masaların hemen arkasındaki yere oturup kalıyorum."
-
[eskimiş]
Bakınız kadeh
-
[isim]
Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim; sırça