İçinde am olan 3 harfli 15 kelime var. İçerisinde AM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında am olan kelimeler listesine ya da sonu am ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Am Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A M

2 Harfli Kelimeler

AM, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇAM

  1. [isim, bitki bilimi] Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı (Pinus)
    • "Orada çamlar mis gibi kokarak rüzgârla fısıldaşırlardı." (Halikarnas Balıkçısı)
KAM

  1. [isim] Bakınız şaman
ŞAM

  1. [isim] Suriye'nin başkenti
RAM

Kelime Kökeni: Farsça rām

  1. [sıfat] Boyun eğen, kendini başkasının buyruğuna bırakan
LAM

Kelime Kökeni: Arapça lām

  1. [isim] Arap alfabesinin yirmi üçüncü harfinin adı
BAM

Kelime Kökeni: Farsça bam

  1. [sıfat, müzik] Kalın, pes (ses)
  2. [isim] Bakınız bam teli
AMA

Kelime Kökeni: Arapça aʿmā

  1. [sıfat] Bakınız görme engelli
    • "Tam Aksaray Kapısı’ndan çıkıyordu ki orada bekleyen âmâ ‘Mevlâna’nın aşkına bana biraz ekmek ver’ dedi." (Nezihe Araz)
ZAM

Kelime Kökeni: Arapça żamm

  1. [isim] Bir şeyin fiyatını artırma; bindirim
    • "Hayat pahalılığı arttıkça işçi gündeliklerine yeni zam istekleri gelecek." (Falih Rıfkı Atay)
TAM

Kelime Kökeni: Arapça tāmm

  1. [sıfat] Bakınız eksiksiz
    • "Tam iki saat yalandan tamirle uğraştım." (Aka Gündüz)
  2. Bir bütün olarak ele alınan; bütün
  3. En elverişli, en uygun
  4. [zarf] Bakınız tıpkı
    • "Tam istediğim gibi davrandın."
  5. [zarf] O sırada, o anda
    • "Çocuğa dilimi çıkarmıştım; tam ağlıyordu, güldü." (Adnan Özyalçıner)
  6. [zarf] Eksiksiz olarak, bütün olarak; iyice
    • "Eren ruh, öz ruh diyorsunuz ama bununla ne kasdettiğinizi tam çıkaramadım, bana şu senin mantığınla bir izah eder misin?" (Emine Işınsu)
  7. [mecaz] Gerçek, kusursuz olan
    • "Reşit Galip tam bir idealist gibi öldü." (Orhan Seyfi Orhon)
  8. [mecaz] Ehliyetli, yetkin olan
  9. [isim, argo] Amerikan doları
NAM

Kelime Kökeni: Farsça nām

  1. [isim] Bakınız ad (I)
    • "Çemberlitaş'ta bir kahvede sizin namınıza bir mektup varmış." (Peyami Safa)
  2. Bakınız ün
SAM

Kelime Kökeni: Arapça sāmm

  1. [isim] Bakınız sam yeli
HAM

Kelime Kökeni: Farsça ḫām

  1. [sıfat] Yenecek kadar olgun olmayan (meyve)
  2. İşlenmemiş (madde)
    • "On senedir bu karanlık in içinde ham demirden dövdüğü kılıç namluları bütün Anadolu’da, bütün Rumeli’de, serhat boylarında büyük bir nam kazanmıştı." (Ömer Seyfettin)
  3. Bakınız idmansız
    • "Ham vücutla ancak bu kadar koşabilirim."
  4. [mecaz] Gerçekleşme kolaylığı veya imkânı olmayan
    • "Ham teklif."
  5. [mecaz] Kaba, toplum kurallarını bilmeyen, incelmemiş
    • "Ne ham adam!"
GAM

Kelime Kökeni: Arapça ġamm

  1. [isim] Bakınız kaygı
    • "Bana derler gam yükünü sen götür / Benim yük götürür dermanım mı var?" (Karacaoğlan)
DAM

  1. [isim] Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm
    • "Pencerenin önüne geçmiş, dalgın ve hiddetli nazarlarıyla karşıki damları seyrediyordu." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Üzeri toprak kaplı, küçük ev
    • "Hekim kendisine üç ay, tam üç ay damdan dışarı çıkmaya izin vermemişti." (Nabizade Nâzım)
  3. [argo] Bakınız cezaevi
  4. [ağızlardan] Bakınız ahır
    • "At damında çocuğa çok iyi bir yer yapmıştı." (Halide Edip Adıvar)
CAM

Kelime Kökeni: Farsça cām

  1. [isim] Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim; sırça
    • "Bu nedenle orta şiddette fırlatılan bir taş araba camında sadece örümcek ağına benzer çatlaklara yol açıyor." (Deniz Dinçer)
  2. [sıfat] Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapılmış; sırça
    • "Tıraşa başlarken biri büyük, biri küçük iki örtü alırdı, cam dolabından." (Necati Cumalı)
  3. Bakınız pencere
    • "Camın önündeki masaların hemen arkasındaki yere oturup kalıyorum." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [eskimiş] Bakınız kadeh
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü