İçinde alı olan 7 harfli 193 kelime var. İçerisinde ALI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında alı olan kelimeler listesine ya da Sonu alı ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A I L Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İTİNALI
-
-
[sıfat]
Özenli
- "Sakalı tıpkı babamın sakalı gibi kısa ve itinalıydı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[sıfat]
Özenli
- BUNALIM
-
-
[isim]
Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz
- "Kızcağızın daha önce de bazı bunalımlar geçirmiş olduğu ortaya çıktı." (Erhan Bener)
-
Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz
- "Bunalım anlarında insanın yüreğini, en ürkütücü olasılıklar yoklamaz mı?" (Atilla İlhan)
-
Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon
- "Zavallı oğlan bu bunalım anlarında acınacak hâlde oluyordu." (Haldun Taner)
-
Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire olan fizyolojik değişiklik, kriz
-
Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, kriz
-
[isim]
Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz
- ÇANTALI
-
-
[sıfat]
Çantası olan
- "Kompartımana eli çantalı bir tahsildar düştü." (Reşat Enis)
-
[sıfat]
Çantası olan
- PROVALI
- ...
- PUDRALI
-
-
[sıfat]
Pudra sürülmüş olan (yüz, cilt)
- "... yüzü biraz çokça pudralı, saçları biraz kabartılmış, tepesinde topuz yapılmış, esmer, kara kuru bir hanım." (Memduh Şevket Esendal)
-
[sıfat]
Pudra sürülmüş olan (yüz, cilt)
- PAPALIK
-
-
[isim]
Papanın makamı veya görevi
-
Başında papanın bulunduğu siyasi ve dinî kurum
-
[isim]
Papanın makamı veya görevi
- PAŞALIK
-
-
[isim]
Paşa unvanı veya paşa olma durumu
- "Onun umum kumandanlığı, boş çöller içinde bedevi şeyhlerine verilen fahri paşalıklar gibi bir şey idi." (Falih Rıfkı Atay)
-
Bir paşanın yönetimindeki bölge
-
[isim]
Paşa unvanı veya paşa olma durumu
- TAKSALI
-
-
[sıfat]
Pulu yapıştırılmadığı veya eksik yapıştırıldığı için parası, cezasıyla birlikte kendisine gönderilen kimseden alınan (mektup)
-
[sıfat]
Pulu yapıştırılmadığı veya eksik yapıştırıldığı için parası, cezasıyla birlikte kendisine gönderilen kimseden alınan (mektup)
- ALAKALI
-
-
[sıfat]
İlgili
-
[sıfat]
İlgili
- YALITIM
-
-
[isim]
Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için iletkeni kauçuk, lastik, porselen vb. ile kaplama, yalıtma, tecrit, izolasyon
-
Elektrik, ses ve ısı akımını engelleme, izolasyon
-
[isim]
Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için iletkeni kauçuk, lastik, porselen vb. ile kaplama, yalıtma, tecrit, izolasyon
- BAKALIM
- ...
- BAKLALI
-
-
[sıfat]
Baklası olan
- "Elleri, ayakları kalın baklalı zincirle bağlı biçarenin." (Reşat Enis)
-
[sıfat]
Baklası olan
- BALIKLI
-
-
[sıfat]
Balığı olan
- "Kırmızı balıklı havuz."
-
[sıfat]
Balığı olan
- AMCALIK
-
-
[isim]
Amca olma durumu
-
[isim]
Amca olma durumu
- KOVALIK
-
-
[isim]
Sazlık yer
- "Ne bileyim, biri geçerken tarlanın önünden, burası gendi, kovalıktı, su basardı, Selim açtı, Selim adam etti bu tarlayı desin arkamdan." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Sazlık yer
- KISALIŞ
-
-
[isim]
Kısalma işi veya biçimi
-
[isim]
Kısalma işi veya biçimi
- ŞAŞAALI
-
-
[sıfat]
Görkemli, gösterişli
-
Parıltılı
- "Bazen mehtap bu yalının üstüne vurarak onu şaşaalı manalarla öyle pırıl pırıl parlatırdı ki..." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[sıfat]
Görkemli, gösterişli
- ZURNALI
- ...
- ALIŞKIN
-
-
[sıfat]
Bir şeye veya bir şey yapmaya alışmış olan, alışkan, alışmış
- "Hayatın alışkın olduğumuz birçok gündelik hâlleri beklenmedik nice zevklere bürünürdü." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[sıfat]
Bir şeye veya bir şey yapmaya alışmış olan, alışkan, alışmış
- KANCALI
-
-
[sıfat]
Kancası olan
-
[sıfat]
Kancası olan