İçinde ala olan 5 harfli 51 kelime var. İçerisinde ALA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ala olan kelimeler listesine ya da sonu ala ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ala Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A L

3 Harfli Kelimeler

ALA

2 Harfli Kelimeler

AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TALAN

  1. [isim] Bakınız yağma (II)
TALAK

Kelime Kökeni: Arapça ṭalāḳ

  1. [isim, eskimiş, hukuk] Evliliğin sona ermesi, erkeğin karısını boşaması
TALAŞ

  1. [isim] Testere ile biçilen veya rende, matkap, törpü vb. araçlarla işlenen bir şeyden dökülen kırıntılar
TALAZ

  1. [isim, ağızlardan] Büyük ve kabarık dalga
  2. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde oluşan kabarıklık
TALAS

  1. [isim] Kayseri iline bağlı ilçelerden biri
HALAS

Kelime Kökeni: Arapça ḫalāṣ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kurtuluş
    • "... acaba böyle bir halas noktasına erişilebiliyor muydu?" (Abdülhak Şinasi Hisar)
HALAT

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Pamuk, kenevir, Hindistan cevizi gibi bitkisel liflerin veya çelik tellerin sarılmasıyla oluşan kolların bir arada bükülmesiyle elde edilen kalın ip
HALAY

  1. [isim] Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde genellikle davul ve zurna eşliğinde toplu olarak oynanan bir halk oyunu
    • "Davullar dövüldü, zurnalar halay havaları üfürdü, düğün dernek kutlandı." (Nezihe Araz)
ÇALAK

Kelime Kökeni: Farsça çālāk

  1. [sıfat, eskimiş] Eline ayağına çabuk, atik, çevik olan
  2. [sıfat] Hızlı, tempolu olan
    • "Bu geceler alafranga musikinin çevik, kuvvetli, cerbezeli ve çalak sesleri, Ada’nın bütün bu Nizam semtini doldururmuş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. [zarf] Eline ayağına çabuk, atik, çevik bir biçimde
    • "Norveçli bir seyyah gibi çalak, köprüye indim ve vapura bindim." (Yahya Kemal Beyatlı)
PALAN

Kelime Kökeni: Farsça pālān

  1. [isim] Genellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan, kaşsız, enli, yayvan ve yumuşak bir tür eyer; kürtün (I)
    • "Yamalı çorap, patiska don, palandan bozma gocuk, pantolonu kısalmış, ağı yırtık, bilmem neresinden." (Cengiz Baysu)
FALAN

Kelime Kökeni: Arapça fulān

  1. [zamir] Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime; filan, falanca
    • "Bana “falan geldi, falan gitti” diye anlatmaya başladı."
  2. [isim] Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz
    • "Hiç heyecan falan göstermiyor." (Ömer Seyfettin)
  3. [sıfat] Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime; falanca
    • "Falan tarihte, falan yerde, falan kişi ile gezerken sizi gördüm."
BALAR

Kelime Kökeni: Farsça bālār

  1. [isim, eskimiş] Bakınız pedavra
ÇALAR

  1. [isim] Bakınız ayırtı
ÇALAP

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Bakınız Allah
    • "Suyun akar yalap yalap / Böyle emreylemiş Çalap" (Yunus Emre)
SKALA

Kelime Kökeni: İtalyanca scala

  1. [isim] Genellikle ölçü aletlerinde gösterge çizelgesi
    • "Akımölçerin skalası."
  2. Bir rengin belirli bir tonunun sağa doğru giderek artan miktarda beyaz, sola doğru giderek artan miktarda siyah katılarak elde edilebilen türevlerini gösteren cetvel
  3. [müzik] Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi
  4. [eskimiş, müzik] Bakınız gam (II)
PALAZ

  1. [isim] Kaz, ördek, güvercin vb. bazı kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu; badik
    • "Sarı yaylam bu yıl da seni yaylayamadım / Ala kar iken palazların avlayamadım" (Halk türküsü)
BALAT

Kelime Kökeni: Fransızca ballade

  1. [isim, edebiyat] Orta Çağ'da, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü
  2. [müzik] Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir şarkı türü
  3. [müzik] Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan veya şarkı olarak okunan eser
    • "Schubert'in balatları."
KOALA

  1. [isim] Avustralya'da yaşayan, okaliptus yapraklarıyla beslenen, yaklaşık 80 santimetre boyunda, otçul, kuyruksuz, keseli, tüyleri soluk boz veya sarımsı renkte olan bir tür memeli (Phascolarctos cinereus)
PALAS

Kelime Kökeni: Fransızca palace

  1. [isim] Lüks otel
    • "Tanınmaz, anonim bir insan olmanın zevkine vardığımız oteller, palaslar yoktu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. [eskimiş] Gösterişli yapı; saray
  3. [sıfat, argo] Kolay, rahat
    • "Yarınki derslerin hepsi palas."
  4. [sıfat, argo] Kolaylık gösteren, hoşa giden (nesne, kimse, yer)
PALAU

  1. [isim] Büyük Okyanus'un batısında adalardan oluşan bir ülke; başkenti Ngerulmud
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü