İçinde alı olan 6 harfli 130 kelime var. İçerisinde ALI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında alı olan kelimeler listesine ya da sonu alı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Alı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A I L
2 Harfli Kelimeler
AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BURALI
-
-
[isim]
Bu memleketli, bu yerin halkından olan kimse
- "Siz buralıya benzemiyorsunuz."
-
[isim]
Bu memleketli, bu yerin halkından olan kimse
- ALINIŞ
-
-
[isim]
Alınmak işi
-
[isim]
Alınmak işi
- PAÇALI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir biçimde paçası olan
- "Boyanmış dar dizlik ahlak sayılıyor da sımsıkı bağlanmış paçalı don müstehcenleşiyor."
-
Tüyleri ayaklarına kadar uzanan (kuş veya kümes hayvanı)
- "Paçalı güvercin, paçalı tavuk."
-
[sıfat]
Herhangi bir biçimde paçası olan
- ATALIK
-
-
[isim]
Ata olma durumu
-
Ataya yakışır davranış
-
[sıfat]
Ata gibi değerli, itibarlı, kıymetli olan
-
[isim]
Ata olma durumu
- BOYALI
-
-
[sıfat]
Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış
- "Türk evlerinde köşeler ve tavanlar türlü renklerle boyalı oyma tahtalarla süslü idi."
-
Belli bir renkte boyanmış olan
- "… yeşil boyalı demir kapıdan çabucak çıktım ve tepeyi aşıp soluk soluğa kasabaya doğru inmeye başladım."
-
Bakınız makyajlı
- "İşte o dakikadan itibaren onun boyalı dudaklarından, yapma sarı saçlarından nefret ediyordum."
-
[sıfat]
Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış
- LATALI
-
-
[sıfat]
Latası olan
-
[sıfat]
Latası olan
- ALIMCI
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız tahsildar
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız tahsildar
- ORTALI
-
-
[sıfat]
Ortası olan
- "Beş ortalı defter."
-
[sıfat]
Ortası olan
- ALINLI
-
-
[sıfat]
Alnı olan
- "Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi."
-
[sıfat]
Alnı olan
- ALINTI
-
-
[isim, edebiyat]
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça; aktarma, iktibas
-
[dil bilgisi]
Bir dilin başka bir dilden aldığı ve yerlileştirdiği kelime, ek veya ses
-
[sıfat]
Başka bir yazar veya dilden alınmış olan
- "Dilimizde Türkçe kökenli kelimelerin dışında çok sayıda alıntı kelime vardır."
-
[isim, edebiyat]
Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça; aktarma, iktibas
- URFALI
-
-
[sıfat]
Bakınız Şanlıurfalı
-
[sıfat]
Bakınız Şanlıurfalı
- İMZALI
-
-
[sıfat]
İmza edilmiş
- "Sözü, bugünkü imzalı senetlerden daha sağlam olan eski Türk tüccarlarının sözü..."
-
[zarf]
İmza edilmiş olarak
- "Gerçi Akis'te yazılar imzalı yazılmazdı ama avuç içi kadar bir çevrede herkes kimin nereye ne yazdığını bilirdi."
-
Yazarı belirtilmiş
-
[sıfat]
İmza edilmiş
- GANALI
-
-
[isim]
Gana’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
-
[isim]
Gana’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
- ŞAKALI
-
-
[sıfat]
Şaka içeren, içinde şaka bulunan
-
[sıfat]
Şaka içeren, içinde şaka bulunan
- PAHALI
-
-
[sıfat]
Fiyatı yüksek olan; fiyatlı, ucuz karşıtı
- "Ana kız ikisini de sevinçlerinden çıldırtacak kadar ağır, pahalı hediyeler getirmişti."
-
[sıfat]
Fiyatı yüksek olan; fiyatlı, ucuz karşıtı
- SODALI
-
-
[sıfat]
İçinde soda bulunan
-
[sıfat]
İçinde soda bulunan
- KOLALI
-
-
[sıfat]
Gömlek, örtü vb. şeyler sert ve parlak olması için içerisinde kola (I) bulunan suya batırılıp ütülenmiş olan
- "Artık cübbenin altına kolalı gömlek giyiyor."
-
[sıfat]
Gömlek, örtü vb. şeyler sert ve parlak olması için içerisinde kola (I) bulunan suya batırılıp ütülenmiş olan
- BELALI
-
-
[sıfat]
Yoran, üzen, can sıkan
- "Bu belalı işin iyi gitmeye başlamasının daha ucundayız."
-
Kavgacı, şirret olan
- "Yeryüzünde balta olacak bundan daha belalı bir adam olacağını tasavvur edemiyorum."
-
[isim]
Kadının zorba dostu
- "Belalıları başından taşkın kadınlarla uğraşacak yaşta değiliz."
-
[sıfat]
Yoran, üzen, can sıkan
- SİMALI
-
-
[sıfat]
Bakınız yüzlü
-
[sıfat]
Bakınız yüzlü
- YALINÇ
-
-
[sıfat]
Birleşik olmayan, yalnız bir maddeden oluşan
-
Karışık olmayan; basit
-
[sıfat]
Birleşik olmayan, yalnız bir maddeden oluşan