İçinde aha olan 8 harfli 48 kelime var. İçerisinde AHA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aha olan kelimeler listesine ya da Sonu aha ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A A H Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
AHA
2 Harfli Kelimeler
AH, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BİRAHANE
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Genellikle bira içilen, aynı zamanda çabuk hazırlanan bazı sıcak veya soğuk yemeklerin de yenildiği yer
- "Dün akşam Reha Bey bana oturduğumuz birahanede muharrir Ahmet Rasim beyi de tanıttı." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[isim]
Genellikle bira içilen, aynı zamanda çabuk hazırlanan bazı sıcak veya soğuk yemeklerin de yenildiği yer
- MUSAHABE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Konuşma, görüşme, söyleşi
-
[isim]
Konuşma, görüşme, söyleşi
- TAHAMMÜR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Mayalanma
-
[isim]
Mayalanma
- TAHAFFUZ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Barınma, korunma
-
[isim]
Barınma, korunma
- BOYAHANE
-
Kelime Kökeni : Türkçe
-
[isim]
Boya işleri yapılan yer
-
[isim]
Boya işleri yapılan yer
- BAHANELİ
-
-
[sıfat]
Bahanesi olan
-
[sıfat]
Bahanesi olan
- TAHAKKUK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gerçekleşme, yerine gelme
- "Resmen bir şey tahakkuk etmediyse de köylüler, fikirlerinde sabit kaldılar." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Gerçekleşme, yerine gelme
- TAHAKKÜM
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Baskı, zorbalık, hükmetme
- "Sen böyle karı tahakkümü altında mı kalacaksın?" (Memduh Şevket Esendal)
- "O, işbaşına geldiği zaman etrafındakilere böyle tahakküm ederdi." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Baskı, zorbalık, hükmetme
- RAHATSIZ
-
-
[sıfat]
Rahatı olmayan, tedirgin, huzursuz
- "Geceleyin aptalca tık tıklarıyla insanı rahatsız eden bir masa saati imiş." (Refik Halit Karay)
- "O rahatsız olunca ben de inadına bakmaya başladım." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Rahat kullanılmayan, sıkıntı, tedirginlik veren
- "Bu sandalye pek rahatsız."
-
Hasta, keyifsiz
-
[sıfat]
Rahatı olmayan, tedirgin, huzursuz
- TOMAHAVK
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Amerikan yapısı güdümlü füzelerin bir türü
-
Kuzey Amerikalı Kızılderililerinin kullandığı savaş baltası
-
[isim]
Amerikan yapısı güdümlü füzelerin bir türü
- BOZAHANE
-
Kelime Kökeni : Türkçe
-
[isim]
Boza yapılan yer
-
[isim]
Boza yapılan yer
- TAHAVVÜL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir durumdan başka bir duruma geçme, değişme, değişkenlik, dönüşme, dönüşüm
- "Gençliğin karşısına çıkınca harika bir tahavvülle başı dikildi." (Peyami Safa)
-
[isim]
Bir durumdan başka bir duruma geçme, değişme, değişkenlik, dönüşme, dönüşüm
- GÜLBAHAR
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Kırmızı boya elde etmede kullanılan iyi bir cins toprak
-
Bir tavla oyunu
-
[isim]
Kırmızı boya elde etmede kullanılan iyi bir cins toprak
- ŞİFAHANE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Hastane
-
[isim]
Hastane
- MASLAHAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İş, önemli iş, mesele
-
Erkeklik organı
-
[isim]
İş, önemli iş, mesele
- SEMAHANE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Mevlevi tekkelerinde dervişlerin sema ayini yaptıkları özel bölüm
-
[isim]
Mevlevi tekkelerinde dervişlerin sema ayini yaptıkları özel bölüm
- TAHAMMÜL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması
- "Sanıyorum ki hep benim hatırım için bu hayata tahammül ediyor." (Ömer Seyfettin)
-
İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma
- "Bu gece kendi kendimle uğraşmaya tahammülüm yoktu." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması
- MÜSTAHAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Hak etmiş, hak kazanmış, layık
- "Sen bu kafayla daha beterine de müstahaksın!" (Necati Cumalı)
- "Sen bu akıbete iki defa müstahak olmuşsun çocuğum." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Bir kimsenin layık olduğu ödül veya ceza
-
[sıfat]
Hak etmiş, hak kazanmış, layık
- TAHASSUN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Korunmak için bir yere çekilme, sığınma
-
[isim]
Korunmak için bir yere çekilme, sığınma
- RAHATLIK
-
-
[isim]
Üzüntüsü, sıkıntısı, tedirginliği olmama durumu, rahat
- "Nilgün'ü sükûna kavuşmuş görmenin rahatlığı içindeyim." (Refik Halit Karay)
-
Yorgunluk veya sıkıntı vermeme durumu
- "Başkalarının rahatlık saydığı işlerde sıkıldım, sinir kesildim." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Üzüntüsü, sıkıntısı, tedirginliği olmama durumu, rahat