İçinde ah olan 9 harfli 146 kelime var. İçerisinde AH bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ah olan kelimeler listesine ya da sonu ah ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ah Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AH, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İPİPULLAH
-
Kelime Kökeni: Türkçe ip + i + Arapça billāh
-
[isim]
“Elinde avucunda hiçbir şey kalmamış kimse” ve “hiç kimsesi kalmamış kimse” anlamlarındaki ipipullah sivri külah deyiminde geçen bir söz
- "Savaş yüzü bile görmemişlere madalyalar, şanlar, şöhretler, makamlar, hanlar hamamlar, çiftlikler, saraylar ihsan buyuruldu efendim; bendeniz iki yara almış, beş yıl cepheden cepheye sürülmüş kişi, işte böyle ipipullah sivri külah kaldım."
-
[isim]
“Elinde avucunda hiçbir şey kalmamış kimse” ve “hiç kimsesi kalmamış kimse” anlamlarındaki ipipullah sivri külah deyiminde geçen bir söz
- MAHALLELİ
-
-
[isim]
Aynı mahallede oturan kimselerin bütünü
- "Şu evde ne zaman iki tel çalgı çalsak mahalleli söylemediğini bırakmıyor."
-
[sıfat]
Aynı mahalleden olan
-
[isim]
Aynı mahallede oturan kimselerin bütünü
- SAHİCİLİK
-
-
[isim]
Sahici olma durumu
- "Ağır, yavaş bir ölümdü anneminki. Her anı sahiciliğini hissettirdi."
-
[isim]
Sahici olma durumu
- BAŞLAHANA
-
Kelime Kökeni: Türkçe baş + Yunanca
-
[isim, bitki bilimi]
Yaprakları sıkı, yuvarlak başlı lahana (Brassica oleracea)
-
[isim, bitki bilimi]
Yaprakları sıkı, yuvarlak başlı lahana (Brassica oleracea)
- MAHKEMELİ
-
-
[sıfat]
Bakınız davalı
-
[sıfat]
Bakınız davalı
- FAHİŞELİK
-
-
[isim]
Fahişe olma durumu; orospuluk, paçozluk
- "Yeni hükümdarın fermanı ile fahişelikten kurtuluyor."
-
[isim]
Fahişe olma durumu; orospuluk, paçozluk
- MAHFAZALI
-
-
[sıfat]
Mahfazası olan
-
Korunan, mahfuz
- "Mahfazalı köy."
-
[sıfat]
Mahfazası olan
- SAHLEPLİK
-
-
[isim]
Bakınız saleplik
-
[isim]
Bakınız saleplik
- ISLAHATÇI
-
-
[sıfat]
Bakınız düzeltmeci
-
[sıfat]
Bakınız düzeltmeci
- TAHSİLDAR
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥṣīl + Farsça -dār.
-
[isim]
Bir kimse veya bir kuruluş adına para toplamakla görevli kimse; alımcı
-
Vergi toplayan görevli; alımcı, vergici
- "Tahsildar köye gelip muhtarın evine postu atar, mutlak bir hâkimiyet kurarak kara kaplı kocaman resmî defterini dizlerinin üstüne koyarak birinci haneden başlayarak işe koyulurdu."
-
[isim]
Bir kimse veya bir kuruluş adına para toplamakla görevli kimse; alımcı
- BAHŞETMEK
-
Kelime Kökeni: Farsça baḫş + Türkçe etmek
-
[-e, -i]
Bakınız bağışlamak
- "Ayrıca Saray Kütüphanesine dilediğim kadar girip çıkma müsaadesi bahşettiler."
-
[-e, -i]
Bakınız bağışlamak
- RAHİBELİK
-
-
[isim]
Rahibe olma durumu
-
Rahibenin görevi
-
[isim]
Rahibe olma durumu
- İSTİRAHAT
-
Kelime Kökeni: Arapça istirāḥat
-
[isim]
Bakınız dinlenme (I)
- "Askerimiz şu beklemeyi bir istirahat sayıyor."
-
[isim]
Bakınız dinlenme (I)
- SABAHLARI
-
-
[zarf]
Sabah vaktinde
- "İnsan en çok sabahları arar sevdiği kadını."
-
Her sabah
- "Sabahları tüm işçilerden erken koşup kapıyı açması için tembihledi."
-
[zarf]
Sabah vaktinde
- ARKABAHÇE
-
-
[isim]
Bir bölgeyi çevreleyen ve onunla ekonomik ve toplumsal etkileşim içinde bulunan bölge; hinterlant
- "Gerçekten İstanbul'un arkabahçesi ismi çok doğruydu Polonezköy için."
-
[mecaz]
Etkileme alanı, hinterlant
-
[isim]
Bir bölgeyi çevreleyen ve onunla ekonomik ve toplumsal etkileşim içinde bulunan bölge; hinterlant
- SARAHATLE
-
-
[zarf]
Bakınız sarahaten
- "Bu dakikaya kadar bu hissi bu derece sarahatle duymamışlardı."
-
[zarf]
Bakınız sarahaten
- CERRAHLIK
-
-
[isim]
Cerrah olma durumu
-
Cerrahın mesleği
-
[sıfat]
Cerrahı ilgilendiren, cerrah gerektiren
- "Cerrahlık bir durum yok."
-
[isim]
Cerrah olma durumu
- GÜMRAHLIK
-
-
[isim]
Gümrah olma durumu; bolluk, sıklık, gürlük
-
[isim]
Gümrah olma durumu; bolluk, sıklık, gürlük
- İBADETGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿibādet + Farsça -gāh
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız mabet
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız mabet
- SARAHATEN
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣarāḥaten
-
[zarf]
Açıkça, apaçık, açıktan açığa; sarahatle
- "Sarahaten acaba söylesem darılmaz mı? / Darılmak âdeti bilmem ki çapkının naz mı?"
-
[zarf]
Açıkça, apaçık, açıktan açığa; sarahatle