İçinde ah olan 8 harfli 236 kelime var. İçerisinde AH bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ah olan kelimeler listesine ya da sonu ah ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ah Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AH, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HAHNİYUM
-
Kelime Kökeni: Almanca Hahnium
-
[isim, kimya]
Atom numarası 105 olan, kaliforniyum atomlarının, azot çekirdekleriyle bombardımanından elde edilmiş yapay element (simgesi Ha)
-
[isim, kimya]
Atom numarası 105 olan, kaliforniyum atomlarının, azot çekirdekleriyle bombardımanından elde edilmiş yapay element (simgesi Ha)
- VAHŞİLİK
-
-
[isim]
Bakınız yabanilik
- "Hayır, sandığınız gibi bir haydutluk, bir vahşilik değil."
-
[isim]
Bakınız yabanilik
- MİZAHSIZ
-
-
[sıfat]
Mizah içermeyen
-
[zarf]
Mizah olmadan
- "Çeyrek yüzyılı aşkın bir süre mizahsız yaşamış bir başka ülke daha var mı acaba?"
-
[sıfat]
Mizah içermeyen
- TAHMİNEN
-
Kelime Kökeni: Arapça taḫmīnen
-
[zarf]
Yaklaşık olarak; kararlama
-
[zarf]
Yaklaşık olarak; kararlama
- BAHŞETME
-
-
[isim]
Bakınız bağışlama
- "Böylece ölülerimizin yaşayanlara yeşil saha bahşetme imkânı da ellerinden alınacak gibi."
-
[isim]
Bakınız bağışlama
- SİLAHSIZ
-
-
[sıfat]
Silahı olmayan
-
[zarf]
Silahı olmadan
- "Silahsız kaldık, köylüler bize dipçik, üvendire, nacak yetiştirdi."
-
[sıfat]
Silahı olmayan
- AHİTNAME
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿahd + Farsça nāme
-
[isim, eskimiş]
Antlaşma belgesi
-
[isim, eskimiş]
Antlaşma belgesi
- NİGAHBAN
-
Kelime Kökeni: Farsça nigāhbān
-
[isim]
Gözleyen kimse, bekçi
- "Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti / Cehennemler kudursa ölmez nigâhbanıyız"
-
[isim]
Gözleyen kimse, bekçi
- MAHVEDİŞ
-
-
[isim]
Mahvetmek işi
-
[isim]
Mahvetmek işi
- SAHİHLİK
-
-
[isim]
Bakınız gerçeklik
-
[isim]
Bakınız gerçeklik
- BAHTİYAR
-
Kelime Kökeni: Farsça baḫtiyār
-
[sıfat]
Bakınız mutlu
- "Elbette sizden bahtiyar adam yok bu dünyada."
-
[isim]
Mutlu olan kimse
- "Bir buseye can verdiğin zamanlarda benim gibi / Sevdiğine sahip olan bahtiyarı düşündün mü?"
-
[sıfat]
Bakınız mutlu
- TAMAHKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭamaʿ + Farsça -kār
-
[sıfat]
Bakınız açgözlü
- "Bu kadın kadar tamahkâr bir insana ömründe rast gelmedi."
-
[sıfat]
Bakınız açgözlü
- MAHCUPÇA
-
-
[zarf]
Utangaç bir biçimde; mahcubane
- "Bir kızla tanıştım, dedi mahcupça gülümseyerek."
-
[zarf]
Utangaç bir biçimde; mahcubane
- PERDAHÇI
-
-
[isim]
Bazı parlatıcı maddelerle cila yapan kimse
-
[argo]
Birini asılsız sözlerle kandırmaya çalışan kimse
-
[isim]
Bazı parlatıcı maddelerle cila yapan kimse
- TAHRİREN
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥrīren
-
[zarf, eskimiş]
Yazıyla, yazılı olarak
- "Bize tahriren verdiği imzalı cevabında, vapurun limandan çıkmasına kadar nezdimizde alıkoymamızın, hayatını kurtarabileceğini söyledi."
-
[zarf, eskimiş]
Yazıyla, yazılı olarak
- SAHURLUK
-
-
[isim]
Sahurda yenecek şeyler
- "Naciye Hanım, her akşam iftarlığını, her gece sahurluğunu değirmi bir tepsinin içine kor, ayaklarının ucuna basarak musluğun yanına bırakırdı."
-
[sıfat]
Sahurda yemeye elverişli
-
[isim]
Sahurda yenecek şeyler
- SAHTEKAR
-
Kelime Kökeni: Farsça sāḫtekār
-
[sıfat]
Sahte işler yapan; düzmeci, sahteci, yezit
- "Behiç yalancı, sahtekâr, hodbin ve nankördü fakat sevimliydi."
-
[sıfat]
Sahte işler yapan; düzmeci, sahteci, yezit
- TAHAKKUK
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥaḳḳuḳ
-
[isim]
Gerçekleşme, yerine gelme
-
[isim]
Gerçekleşme, yerine gelme
- ZIRCAHİL
-
-
[sıfat]
Çok cahil
-
[sıfat]
Çok cahil
- TAHAKKÜM
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥakkum
-
[isim]
Baskı yaparak hükmetme, zorbalıkla hüküm sürme
- "… ataerkillik, bütün bir sosyal düzenin veya aile dışında bir kurumun yapılanmasını anlatan bir tahakküm tarzıdır."
-
[isim]
Baskı yaparak hükmetme, zorbalıkla hüküm sürme