İçinde ah olan 7 harfli 163 kelime var. İçerisinde AH bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ah olan kelimeler listesine ya da sonu ah ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ah Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AH, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FERAHLI
-
-
[sıfat]
Bakınız ferah (II)
- "Muntazaman bir mektebe gidiniz. Hava çok alan ziyalı dershanelerden, geniş ferahlı bahçelerden, temiz ve sade teneffüs salonlarından ziyade gözlerinize jimnastikhaneler çarpar."
-
[sıfat]
Bakınız ferah (II)
- TAHLİLİ
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥlīlī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız çözümlemeli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız çözümlemeli
- MAHUNYA
-
Kelime Kökeni: Fransızca mahonia
-
[isim, bitki bilimi]
İki çeneklilerden, çiçekleri sarı renkte, kokulu ve salkım durumunda olan, köklerinden sarı boya çıkarılan bir süs bitkisi (Mahonia)
-
[isim, bitki bilimi]
İki çeneklilerden, çiçekleri sarı renkte, kokulu ve salkım durumunda olan, köklerinden sarı boya çıkarılan bir süs bitkisi (Mahonia)
- CERRAHİ
-
Kelime Kökeni: Arapça cerrāḥī
-
[sıfat]
Cerrahlıkla ilgili
-
[isim]
Ameliyatı gerektiren hastalıklarla ilgilenen hekimlik kolu; şirürji
- "Beyin cerrahisi."
-
[sıfat]
Cerrahlıkla ilgili
- ŞAHİTLİ
-
-
[sıfat]
Bakınız tanıklı
-
[sıfat]
Bakınız tanıklı
- AHIRDAŞ
-
-
[isim]
Aynı at sahibine veya at ortaklığı bulunan kişilere ait olan, aynı koşuya katılan atlar; eküri
-
[isim]
Aynı at sahibine veya at ortaklığı bulunan kişilere ait olan, aynı koşuya katılan atlar; eküri
- AHLAKÇI
-
-
[isim]
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse
- "Edipler konuşulan tabii lisanla yazmaya, şairler millî edebiyatı, millî şiiri, millî vezni meydana koymaya; hukukçular millî hukuku, ahlakçılar millî ahlakı, terbiyeciler millî terbiyeyi bulmaya çalışıyorlar."
-
[sıfat]
Her şeyi ahlak açısından değerlendiren; törelci, aktöreci, moralist
-
[isim]
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse
- MAHARET
-
Kelime Kökeni: Arapça mahāret
-
[isim]
Bakınız beceri
- "Daha önce kazanılmış bir maharet, yeni bir maharet kazanmayı güçleştirir."
-
[isim]
Bakınız beceri
- BAHTSIZ
-
-
[sıfat]
Yazgısı kötü olan; talihsiz, bedbaht, bibaht
- "Galiba bu, o bahtsız annenin en büyük kahrı oldu ve oğluna özlemini sayıklayarak öldü gitti."
-
[sıfat]
Yazgısı kötü olan; talihsiz, bedbaht, bibaht
- AHLAKLI
-
-
[sıfat]
Ahlak kurallarına bağlı, bunlara uygun davranan (kimse)
- "Bir insan ne kadar hür olursa o kadar düşünür, ne kadar düşünürse o kadar ahlaklı olurdu."
-
[sıfat]
Ahlak kurallarına bağlı, bunlara uygun davranan (kimse)
- AHLAKÇA
-
-
[zarf]
Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken
- "Hepsinin başında iş olmazsa ahlakça çürür insan."
-
[zarf]
Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken
- ISLAHAT
-
Kelime Kökeni: Arapça iṣlāḥāt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düzeltme
- "Kadıncağıza paşadan kalan aylık her yeni devlet ıslahatında kırılıp küçülüyordu."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düzeltme
- KAHIRLI
-
-
[sıfat]
Üzüntü veya acısı çok olan
- "Hâllerinde öyle bir kahırlı, kederli eda vardır, bütün bugünün feci hikâyesini söyler."
-
Üzüntü, sıkıntı dolu
- "Mektup yazarsan da kahırlı yazma / Okuyan bulunmaz da dert olur bana"
-
[sıfat]
Üzüntü veya acısı çok olan
- MAHALLİ
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥallī
-
[sıfat]
Bakınız yöresel
- "Bu arada bizim diyalekt dediğimiz mahallî sözleri umumi lügate aktarmak da kabildir."
-
[sıfat]
Bakınız yöresel
- İNTİBAH
-
Kelime Kökeni: Arapça intibāh
- BAHİSÇİ
-
-
[isim]
Bakınız müşterek bahisçi
-
[isim]
Bakınız müşterek bahisçi
- ANAHTAR
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç; açacak, açar, açkı, miftah, dil (I)
- "Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı."
-
Bakınız kurgu
-
Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol
-
Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç
-
Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet; açacak
- "Sardalya kutusunu açmaya yarayan anahtarı çarçabuk temin ederdi."
-
[mecaz]
Bir şeye ulaşmada veya onu elde etmede yardımcı olan şey
- "Biliyordu ki sabır, cennetin anahtarıdır."
-
[sıfat, mecaz]
Herhangi bir olayda belirleyici olan
- "Anahtar parti."
-
[fizik]
İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen; çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör
-
[müzik]
Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret
- "Sol, do ve fa olmak üzere üç anahtar vardır."
-
[müzik]
Piyano, ut, kanun gibi çalgılarda ayar aleti
-
[argo]
Bakınız rüşvet
-
[isim]
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç; açacak, açar, açkı, miftah, dil (I)
- TAHTACI
-
-
[isim]
Anadolu’da yaşayan bazı Alevi topluluklarına verilen ad
-
[isim]
Anadolu’da yaşayan bazı Alevi topluluklarına verilen ad
- LAHAVLE
-
Kelime Kökeni: Arapça lāḥavle
-
[ünlem]
Sabrın tükendiğini belirtmek için söylenen bir söz
-
[ünlem]
Sabrın tükendiğini belirtmek için söylenen bir söz
- ISFAHAN
-
Kelime Kökeni: Farsça iṣfahān
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde dügâh perdesindeki makamlardan biri
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde dügâh perdesindeki makamlardan biri