İçinde ah olan 7 harfli 163 kelime var. İçerisinde AH bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ah olan kelimeler listesine ya da sonu ah ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ah Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H

2 Harfli Kelimeler

AH, HA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FERAHLI

  1. [sıfat] Bakınız ferah (II)
    • "Muntazaman bir mektebe gidiniz. Hava çok alan ziyalı dershanelerden, geniş ferahlı bahçelerden, temiz ve sade teneffüs salonlarından ziyade gözlerinize jimnastikhaneler çarpar." (Ömer Seyfettin)
TAHLİLİ

Kelime Kökeni: Arapça taḥlīlī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız çözümlemeli
MAHUNYA

Kelime Kökeni: Fransızca mahonia

  1. [isim, bitki bilimi] İki çeneklilerden, çiçekleri sarı renkte, kokulu ve salkım durumunda olan, köklerinden sarı boya çıkarılan bir süs bitkisi (Mahonia)
CERRAHİ

Kelime Kökeni: Arapça cerrāḥī

  1. [sıfat] Cerrahlıkla ilgili
  2. [isim] Ameliyatı gerektiren hastalıklarla ilgilenen hekimlik kolu; şirürji
    • "Beyin cerrahisi."
ŞAHİTLİ

  1. [sıfat] Bakınız tanıklı
AHIRDAŞ

  1. [isim] Aynı at sahibine veya at ortaklığı bulunan kişilere ait olan, aynı koşuya katılan atlar; eküri
AHLAKÇI

  1. [isim] Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse
    • "Edipler konuşulan tabii lisanla yazmaya, şairler millî edebiyatı, millî şiiri, millî vezni meydana koymaya; hukukçular millî hukuku, ahlakçılar millî ahlakı, terbiyeciler millî terbiyeyi bulmaya çalışıyorlar." (Ömer Seyfettin)
  2. [sıfat] Her şeyi ahlak açısından değerlendiren; törelci, aktöreci, moralist
MAHARET

Kelime Kökeni: Arapça mahāret

  1. [isim] Bakınız beceri
    • "Daha önce kazanılmış bir maharet, yeni bir maharet kazanmayı güçleştirir." (Cemil Meriç)
BAHTSIZ

  1. [sıfat] Yazgısı kötü olan; talihsiz, bedbaht, bibaht
    • "Galiba bu, o bahtsız annenin en büyük kahrı oldu ve oğluna özlemini sayıklayarak öldü gitti." (Ayla Kutlu)
AHLAKLI

  1. [sıfat] Ahlak kurallarına bağlı, bunlara uygun davranan (kimse)
    • "Bir insan ne kadar hür olursa o kadar düşünür, ne kadar düşünürse o kadar ahlaklı olurdu." (Ömer Seyfettin)
AHLAKÇA

  1. [zarf] Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken
    • "Hepsinin başında iş olmazsa ahlakça çürür insan." (Kerim Korcan)
ISLAHAT

Kelime Kökeni: Arapça iṣlāḥāt

  1. [isim, eskimiş] Bakınız düzeltme
    • "Kadıncağıza paşadan kalan aylık her yeni devlet ıslahatında kırılıp küçülüyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
KAHIRLI

  1. [sıfat] Üzüntü veya acısı çok olan
    • "Hâllerinde öyle bir kahırlı, kederli eda vardır, bütün bugünün feci hikâyesini söyler." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  2. Üzüntü, sıkıntı dolu
    • "Mektup yazarsan da kahırlı yazma / Okuyan bulunmaz da dert olur bana" (Halk türküsü)
MAHALLİ

Kelime Kökeni: Arapça maḥallī

  1. [sıfat] Bakınız yöresel
    • "Bu arada bizim diyalekt dediğimiz mahallî sözleri umumi lügate aktarmak da kabildir." (Burhan Felek)
İNTİBAH

Kelime Kökeni: Arapça intibāh

  1. [isim] Bakınız uyanma
  2. Bakınız uyanış
BAHİSÇİ

  1. [isim] Bakınız müşterek bahisçi
ANAHTAR

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç; açacak, açar, açkı, miftah, dil (I)
    • "Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bakınız kurgu
  3. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol
  4. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç
  5. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet; açacak
    • "Sardalya kutusunu açmaya yarayan anahtarı çarçabuk temin ederdi."
  6. [mecaz] Bir şeye ulaşmada veya onu elde etmede yardımcı olan şey
    • "Biliyordu ki sabır, cennetin anahtarıdır." (Peyami Safa)
  7. [sıfat, mecaz] Herhangi bir olayda belirleyici olan
    • "Anahtar parti."
  8. [fizik] İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen; çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör
  9. [müzik] Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret
    • "Sol, do ve fa olmak üzere üç anahtar vardır."
  10. [müzik] Piyano, ut, kanun gibi çalgılarda ayar aleti
  11. [argo] Bakınız rüşvet
TAHTACI

  1. [isim] Anadolu’da yaşayan bazı Alevi topluluklarına verilen ad
LAHAVLE

Kelime Kökeni: Arapça lāḥavle

  1. [ünlem] Sabrın tükendiğini belirtmek için söylenen bir söz
ISFAHAN

Kelime Kökeni: Farsça iṣfahān

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde dügâh perdesindeki makamlardan biri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü