İçinde ah olan 7 harfli 163 kelime var. İçerisinde AH bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ah olan kelimeler listesine ya da Sonu ah ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A H Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AH, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İFTİTAH
- ...
- AHIRDAŞ
-
-
[isim]
Aynı at sahibine veya at ortaklığı bulunan kişilere ait olan, aynı koşuya katılan atlar, eküri
-
[isim]
Aynı at sahibine veya at ortaklığı bulunan kişilere ait olan, aynı koşuya katılan atlar, eküri
- AHMAKÇA
-
-
[sıfat]
Biraz ahmak
- "O vakte kadar Necmiye'ye bir şey söylememek pek ayıp ve ahmakça bir hareket olacaktı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[zarf]
(ahma'kça) Ahmağa yakışır biçimde, aptalca
- "İnsanoğlunu bu kadar ahmakça aldatmak için insanın kendisi ne olmalıdır?" (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Biraz ahmak
- BAHREYN
- ...
- KABAHAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Uygunsuz hareket, çirkin, yakışıksız davranış, suç, kusur, töhmet
- "Bir kabahat gizlenirse büyür, söylenirse küçülür." (Peyami Safa)
- "O, atı kızdırıyor, çileden çıkarıyor diye, bütün kabahati seyisinde buluyordu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
- "Bu kabahati işlemiş, bu akşam tütsüyü, şerbeti unutmuştum." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
- "Bu işte kabahati sobaya yüklemek lazım geliyor." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Hafif hapis, para cezası veya meslek ve sanattan alıkonulma ile cezalandırılan suç
-
[isim]
Uygunsuz hareket, çirkin, yakışıksız davranış, suç, kusur, töhmet
- ISTILAH
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Terim
-
Herkesin anlamadığı özel anlamda kullanılan söz
-
[isim]
Terim
- BİLLAHİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Vallahi
-
"İnan olsun" anlamında kullanılan bir söz
- "Rica ederim komiser Efendi, dedi, ben billahi paradan puldan kaçınmıyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Vallahi
- MAHBUBE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sevilen kadın
-
[isim]
Sevilen kadın
- MİZAHÇI
-
-
[isim]
Gülmece sanatçısı
-
[isim]
Gülmece sanatçısı
- RAHMANİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Tanrı ile ilgili, tanrısal
- "O, meyvelerin tadında, yarınki Cennet'in rahmani kokularını duymasını bilirdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[sıfat]
Tanrı ile ilgili, tanrısal
- AHLAKÇI
-
-
[isim]
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse
- "Ahlakçılar bu mahzurlarla cenkleşiyorlar." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Her şeyi ahlak açısından değerlendiren kimse, moralist
-
[isim]
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse
- KAHPECE
-
-
[sıfat]
Kahpe gibi, kahpeye yaraşır
-
Kahpe gibi, kahpeye yaraşır biçimde
-
[sıfat]
Kahpe gibi, kahpeye yaraşır
- TALLAHİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Vallahi
-
[isim]
Vallahi
- BEDBAHT
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Mutsuz, bahtsız, talihsiz
- "Kocasının akşamcılığından manen ve maddeten bedbahttı." (Yahya Kemal Beyatlı)
- "Beni böyle olmayacak hayallere düşürerek büsbütün bedbaht etmeyiniz." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Bunları yener, bahtiyar yahut bunlara yenilir, bedbaht olurlar." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[sıfat]
Mutsuz, bahtsız, talihsiz
- REFAHLI
-
-
[sıfat]
Müreffeh, rahat, huzurlu
- "Bu mesut ve refahlı hayat güzel güzel arızasız geçerken ne kıyametler koptu." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Müreffeh, rahat, huzurlu
- BAHTSIZ
-
-
[sıfat]
Bahtı kötü olan, mutsuz, talihsiz
- "Bu, korkunç bir çocukluğun, sefil, bahtsız bir çocukluğun devamıdır." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Bahtı kötü olan, mutsuz, talihsiz
- KÜTAHYA
- ...
- AHUDUDU
-
-
[isim]
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus)
-
Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz
-
[isim]
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus)
- DRAHOMA
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Hristiyan ve Musevilerde gelinin damada verdiği para veya mal
- "Ben de çalışıp kazanmak, drahoma toplayarak evlenmek istedim." (Aka Gündüz)
-
[isim]
Hristiyan ve Musevilerde gelinin damada verdiği para veya mal
- SABAHÇI
-
-
[isim]
Nöbeti sabaha doğru olan veya sabaha rastlayan kimse
-
Uyumadan sabahı bulan kimse
-
İkili öğretim yapan okullarda öğleden önce ders gören öğrenci, öğlenci karşıtı
-
[isim]
Nöbeti sabaha doğru olan veya sabaha rastlayan kimse