İçinde ah olan 6 harfli 150 kelime var. İçerisinde AH bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ah olan kelimeler listesine ya da sonu ah ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ah Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AH, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SAHİFE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥīfe
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sayfa
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sayfa
- TEZGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça destgāh
-
[isim]
Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa
- "Bir tezgâhtan öbürüne koşuyor, bir kumaş topunu bırakıp başkasına saldırıyordu."
-
Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa veya büfe
- "İçenlerin hepsi susmuş, kadına bakıyor, tezgâhın arkasındaki yürüyüşünü seyrediyorlardı."
-
Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı
- "Çanak çömlek tezgâhı. Halı tezgâhı."
-
Tersanelerde yapılan veya tamir edilen gemilerin üzerine konduğu tahtadan altlık
-
[argo]
Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol
-
[isim]
Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa
- TAHSİL
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥṣīl
-
[isim]
Parayı alma, toplama
- "İcra yoluyla tahsile gideriz, o sonra parasını geri alır."
-
Bakınız öğrenim
- "Bir taraftan tahsile koşarken bir taraftan da bu memuriyetine devam ediyordu."
-
Ele geçirme, kazanma
-
[isim]
Parayı alma, toplama
- MAHRUM
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥrūm
-
[sıfat]
Bakınız yoksun
- "Esef olunur ki memleket, ilmî ehliyeti haiz, üstün insanlardan mahrumdu."
-
[sıfat]
Bakınız yoksun
- CERRAH
-
Kelime Kökeni: Arapça cerrāḥ
-
[isim]
Ameliyat yapan uzman hekim; operatör
- "Mengene gibi bir el, cerrahın yakasına yapışınca zavallının dizlerinin bağı çözülecek gibi oldu."
-
[eskimiş]
Önemsiz yaraları iyileştiren kimse
-
[isim]
Ameliyat yapan uzman hekim; operatör
- TAHSİN
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥsįn
-
[isim]
Güzel bulup takdir etme
-
[ünlem]
Aferin, bravo
-
[isim]
Güzel bulup takdir etme
- TAHNİT
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥnīṭ
-
[isim]
Bozulmaması için ölüyü ilaçlama
-
[isim]
Bozulmaması için ölüyü ilaçlama
- ŞAHNİŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça şāhnīş
-
[isim, eskimiş, mimarlık]
Bakınız şahnişin
- "Salonun şahnişi içinde her zaman oturduğu koltuğa yayılarak dinledi."
-
[isim, eskimiş, mimarlık]
Bakınız şahnişin
- FERSAH
-
Kelime Kökeni: Arapça fersaḫ
-
[isim]
Yaklaşık 5 kilometrelik bir uzaklık ölçüsü
-
[mecaz]
Çok uzun mesafe, uzaklık
-
[isim]
Yaklaşık 5 kilometrelik bir uzaklık ölçüsü
- YALLAH
-
Kelime Kökeni: Arapça yā + Allāh
-
[ünlem]
"Haydi, yürü, kalk, git" anlamlarında kullanılan bir söz
- "Millet, muharebenin başladığını, Gazi'nin Sivas'a geldiğini duyar duymaz yallah demiş, Salihli'ye gitmiş."
-
[ünlem]
"Haydi, yürü, kalk, git" anlamlarında kullanılan bir söz
- AHARCI
-
-
[isim]
Kâğıt aharlayan kimse
-
[isim]
Kâğıt aharlayan kimse
- ŞİFAHİ
-
Kelime Kökeni: Arapça şifāhī
- RAHMET
-
Kelime Kökeni: Arapça raḥmet
-
[isim]
Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme
- "Allah rahmet eylesin."
-
[ağızlardan]
Bakınız yağmur
- "Kubbedeki açıktan rahmet yağar, güneş vurur."
-
[isim]
Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme
- TAHKİR
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥḳīr
-
[isim]
Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma
-
Bakınız hakaret
- "Baştan başa küfür ve tahkir ile doluydu."
-
[isim]
Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma
- NAHİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça nāḥiye
- SAHİBE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣāḥibe
-
[isim]
Herhangi bir şey üzerinde mülkiyeti olan kadın
- "Şato sahibesini ancak haftanın nihayetinde tekrar görebildim."
-
[isim]
Herhangi bir şey üzerinde mülkiyeti olan kadın
- BEDHAH
-
Kelime Kökeni: Farsça bed + ḫāh
-
[sıfat, eskimiş]
Başkasının kötülüğünü isteyen, kötü yürekli
- "İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır."
-
[sıfat, eskimiş]
Başkasının kötülüğünü isteyen, kötü yürekli
- PEYDAH
-
-
[sıfat]
Bakınız peyda
-
[sıfat]
Bakınız peyda
- TAHSİS
-
Kelime Kökeni: Arapça taḫṣīṣ
-
[isim]
Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma
-
[isim]
Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma
- BERZAH
-
Kelime Kökeni: Arapça berzaḫ
-
[isim, din bilimi]
Dinî inanışlara göre dünya ile ahiret arasında ruhların kıyameti bekledikleri yer
-
[eskimiş, coğrafya]
Bakınız kıstak
- "Yarımadanın berzahındaki bu geniş yol biraz tehlikeliydi."
-
[mecaz]
Zorlu, belalı geçit
-
[mecaz]
Can sıkıcı, bunaltıcı yer
-
[isim, din bilimi]
Dinî inanışlara göre dünya ile ahiret arasında ruhların kıyameti bekledikleri yer