İçinde ah olan 5 harfli 127 kelime var. İçerisinde AH bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ah olan kelimeler listesine ya da Sonu ah ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A H Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

AH, HA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İKRAH

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Tiksinme, iğrenme

AHLAT

  1. [isim] Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster)
  2. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi
  3. Kaba adam, yol iz bilmez kimse

ŞAHAP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Akan yıldız

SALAH

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Düzelme, iyileşme, iyilik

HAHAM

Kelime Kökeni : İbranice

  1. [isim] Yahudi din adamı

AHFAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Erkek torunlar

YAHUT

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [bağlaç] Veya, ya da
    • "Artık bunları rüyanızda yahut romanlarda görebilirsiniz." (Ömer Seyfettin)
  2. Bir düşünceden cayıldığında "daha doğrusu, iyisi" anlamlarında kullanılan bir söz

ITRAH

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Dışarı çıkarma, dışarı atma

TAHTA

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Düz, enlice, uzun ve az kalın biçilmiş ağaç
    • "Çam tahtası. Gürgen tahtası."
  2. [sıfat] Bu ağaçtan yapılmış
    • "Bilet toplanan tahta parmaklıktan geçtik." (Ömer Seyfettin)
  3. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme
    • "Yeni silinmiş tahtalar birkaç saniye içinde berbat oldu." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer
  5. Kara tahta

KÜLAH

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap
    • "Hatta bunlar arasında öyleleri vardır ki zamana ayak uydurmak, göze girmek ve külah kapmak için gâvur mukallitliğinde birbiriyle âdeta yarışa girişmişlerdir." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Önüme gelene külah takacaktım. Külah takacağım kimseler de mutlaka benim gibi olanlardı." (Halikarnas Balıkçısı)
    • "Anlat sen benim külahıma! Ah, ben hükûmette olsam size gık dedirtmem!" (Ömer Seyfettin)
  2. [sıfat] Bu kabın alabileceği miktarda olan
    • "Meydanda bekleyen mektep çocuklarına birer külah şeker dağıtıldı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Oyun, hile
  4. esk. Erkeklerin giydiği genellikle keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık
    • "Bunun sırtında öbürleri gibi bir uzun cübbe, başında bir uzun külah vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

FAHİŞ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla
  2. Ahlaka ve törelere uygun olmayan

AHİZE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça
    • "Ahize birinden ona geçerek belki bir saat konuştular." (Mithat Cemal Kuntay)

CAHİL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Öğrenim görmemiş, okumamış
    • "Bu maskara sosyete bana cahil diye bakar." (Halide Edip Adıvar)
    • "Bu konularda yeni kuşağın yanında her zaman cahil kalmaya mahkûmuz." (Haldun Taner)
  2. Bilgisiz
  3. Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan
    • "Bu doktorun karşısında cahil, aptal oluyorum." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Deneysiz, genç, toy (delikanlı veya kız)
    • "Esasta batıl itikatlara inanmış cahil bir kızcağızdı." (Refik Halit Karay)

MAHUR

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Klasik Türk müziğinde bir makam

İFLAH

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kötü, güç bir durumdan kurtulma, iyi bir duruma gelme, onma
    • "Senin iflah olacağın yok."
    • "Dal çürük çıktı mı otuz metreden düşen iflah olmuyor artık." (Haldun Taner)
    • "Benim dört çeşit insan karşısında iflahım kesilir." (Haldun Taner)

KAHYA
...
AHKAM
...
NAHIR

  1. [isim] Sığır sürüsü

SİYAH

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Kara (II), beyaz karşıtı
    • "İri siyah gözlerini kalın kaşlarıyla beraber kaldırdı." (Ömer Seyfettin)
  2. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Siyah ekmek."
  3. Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü

NAHİF

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Zayıf, cılız, çelimsiz
    • "Elleri çok ince, lades kemiklerinden yapılmış gibi nahif parmaklar..." (Peyami Safa)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü