İçinde ah olan 5 harfli 127 kelime var. İçerisinde AH bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ah olan kelimeler listesine ya da sonu ah ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ah Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H

2 Harfli Kelimeler

AH, HA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ZAHİR

Kelime Kökeni: Arapça ẓāhir

  1. [sıfat] Bakınız belli (II)
    • "Bu işte de Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük hevesi ve iyi niyeti çok zahirdir." (Tevfik Rüştü Aras)
  2. [isim] Bakınız dış yüz
  3. [zarf, ağızlardan] Bakınız kuşkusuz
    • "Zahir, o anda başıma kan çıkmış, yüzüm kızarmış olacak ki..." (Sermet Muhtar Alus)
MAHRA

Kelime Kökeni: Arapça mahrā

  1. [isim, eskimiş] Üzüm taşımaya yarayan ağzı geniş, dibi dar tahta kap
ZAHİT

Kelime Kökeni: Arapça zāhid

  1. [sıfat] Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getiren, dünya işlerine önem vermeyen (kimse)
    • "Bu sualin karşısında hakikati inkâr olunmuş bir zahit gibi doğruldu." (Ömer Seyfettin)
BAHAR

Kelime Kökeni: Farsça bahār

  1. [isim] Bakınız ilkbahar
    • "Biz çiçeği bahardan bahara görürüz." (Tarık Buğra)
  2. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler
  3. [mecaz] Gençlik dönemi
ALLAH

Kelime Kökeni: Arapça allah

  1. [isim, din bilimi] Semavi dinlere göre kâinatı ve kâinattaki her şeyi yaratan ve idare eden tek yüce varlık; Çalap, Tanrı, Yaradan, Oğan, Cenabıallah, Cenabıhak, Hak, Halik, Hu, Hüda, İlah, Mevla, Rab
    • "Eski mukaddes kitaplarıyla bugünkü yeni dünyayı çeviren Allah, her yerde, her devirde dinsizleri, kendisine karşı gelenleri başka sebepler ve başka tarzlarla eziyor." (Ömer Seyfettin)
AHVAL

Kelime Kökeni: Arapça aḥvāl

  1. [isim] Durumlar, hâller, vaziyetler
    • "Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır." (Atatürk)
  2. Davranışlar
  3. Olaylar
    • "Agâh Bey dünya ahvalinden habersiz." (Refik Halit Karay)
KAHPE

Kelime Kökeni: Arapça ḳaḥbe

  1. [isim, kaba konuşmada] Namussuz kadın
  2. [sıfat, mecaz] Bakınız dönek
  3. Birini sırtından vuran; kalleş
  4. Sözünde durmayan
AHRAZ

Kelime Kökeni: Arapça aḫres

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız dilsiz
    • "Anan neden hiç laf etmez, ahraz mı yoksa ha?" (Fatma İrfan Serhan)
  2. Sağır ve dilsiz olan (kimse)
AHRET

Kelime Kökeni: Arapça āḫiret

  1. [isim] Bakınız ahiret
VAHİY

Kelime Kökeni: Arapça vaḥy

  1. [isim, din bilimi] Bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi
    • "Aklın kavrayamadığı hakikatlere, tasavvuf ve vahiy yolu ile erişilebilir." (Cemil Meriç)
  2. Bu biçimde bildirilen buyruk
LAHİT

Kelime Kökeni: Arapça laḥd

  1. [isim] Duvarları taş veya tuğladan, üstü taş bir kapakla örtülü mezar
    • "Firavun'un açık lahitlerindeki boğuk yankıları dinledim." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Taş veya mermerden oyma mezar
VAHİT

Kelime Kökeni: Arapça vāḥid

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız tek (I)
  2. Bakınız birim
FELAH

Kelime Kökeni: Arapça felāḥ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kurtuluş
    • "Şu bizim halkı uyandırmadadır varsa felah." (Mehmet Akif Ersoy)
AHMAK

Kelime Kökeni: Arapça aḥmaḳ

  1. [sıfat] Aklını gereği gibi kullanamayan, anlama ve kavrama yetenekleri gelişmemiş (kimse)
    • "En doğru, en yüksek fikir, bir cahil veya ahmağın elinde gülünç, değersiz bir hâle gelebilir." (Mehmet Kaplan)
FAHUR

Kelime Kökeni: Arapça faḫūr

  1. [sıfat, eskimiş] Çok övünen, çok böbürlenen
KAHYA

Kelime Kökeni: Farsça ked + ḫudā

  1. [isim] Konak, çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kimse
    • "Çiftliğe yeni bir kâhya tuttuk, Ziraat Mektebi mezunuymuş." (Attilâ İlhan)
  2. Bakınız değnekçi
  3. [mecaz] Gerekmediği hâlde başkasının işine karışan kimse
    • "Ben, dedim, herkesin kâhyası değilim." (Memduh Şevket Esendal)
  4. [eskimiş] Esnaf kuruluşlarında lonca başkanı
    • "Terlikçiler kâhyası."
  5. [tarih] Bakınız kethüda
AHKAM

Kelime Kökeni: Arapça aḥkām

  1. [isim] Hükümler
FAHİŞ

Kelime Kökeni: Arapça fāḥiş

  1. [sıfat] Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla olan
  2. Ahlaka ve törelere uygun olmayan
MİZAH

Kelime Kökeni: Arapça mizāḥ

  1. [isim, edebiyat] Bakınız gülmece
    • "İnci gibi güzel bir yazısı ve mizaha da istidadı varmış." (Yahya Kemal Beyatlı)
SİLAH

Kelime Kökeni: Arapça silāḥ

  1. [isim] Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç; yarak, cebe
  2. [mecaz] Savunmak veya saldırmak için kullanılan nesne, etken araç
  3. [mecaz] Bir konuda etkili her şey
    • "Yalnız katlanmamı değil katlanmam gereken şeyi yapması için eline silah vermemi de istiyordu." (Reha Mağden)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü