İçinde ah olan 5 harfli 127 kelime var. İçerisinde AH bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ah olan kelimeler listesine ya da Sonu ah ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A H Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AH, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KEMAH
- ...
- YEGAH
- ...
- SALAH
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Düzelme, iyileşme, iyilik
-
[isim]
Düzelme, iyileşme, iyilik
- SAHTE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, düzme, düzmece
- "Köylü kadınlar boyunlarında sıra sıra sahte altınlar... taşırlardı." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
İçten olmayan, yapmacık
- "Öteki çocuklar sahte bir sessizlikle sahte bir hamaratlık gösterisi içinde birer disiplin modeli olmuşlardı." (Çetin Altan)
-
[sıfat]
Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, düzme, düzmece
- İLAHİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[ünlem]
"Bu ne hâl, ne tuhaf" gibi şaşma, sitem bildiren bir söz
- "İlahi Eda abla! Güzele bakmanın sevap olduğunu bilmez misin sen?" (Necati Cumalı)
-
[ünlem]
"Bu ne hâl, ne tuhaf" gibi şaşma, sitem bildiren bir söz
- KAHTA
- ...
- SAHAF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Genellikle kullanılmış ve eski kitap alıp satan kitapçı
-
[isim]
Genellikle kullanılmış ve eski kitap alıp satan kitapçı
- AHMAK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, aptal
- "Beni bir ahmak yerine koyarak bu yığını babamın rahat rahat uyuduğu bir yatak diye göstermesi..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[sıfat]
Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, aptal
- LAHİT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Duvarları taş veya tuğladan, üstü taş bir kapakla örtülü mezar
- "Firavun'un açık lahitlerindeki boğuk yankıları dinledim." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Taş veya mermerden oyma mezar
-
[isim]
Duvarları taş veya tuğladan, üstü taş bir kapakla örtülü mezar
- DÜGAH
- ...
- SAHNE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer
- "Türk kızı, orada sahneye çıktı ilk defa." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Görüntü
- "Resim bir av sahnesini canlandırıyordu."
- "Almanca yanında ara sıra Hırvatça da sahneye çıkıyor." (Falih Rıfkı Atay)
-
Tanık olunan, gözlenen olay
- "Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm." (Aka Gündüz)
-
Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı
- "Politika sahnesinde adları duyulan kişiler."
-
Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri
-
[isim]
İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer
- AHUNT
- ...
- BAHAR
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
İlkbahar
- "Biz çiçeği bahardan bahara görürüz." (Tarık Buğra)
-
Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar
-
Gençlik dönemi
-
[isim]
İlkbahar
- ŞAHIS
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kimse, kişi, zat
- "Yazılarınız da şahıslarınız da birbirine benzemez." (Peyami Safa)
-
Kişi
-
[isim]
Kimse, kişi, zat
- AHCAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Taşlar
-
[isim]
Taşlar
- ŞAHSİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Kişiye ait, kişiyle ilgili, kişinin malı olan, kişisel, bireysel, özlük
- "Hareketin içinde şahsi kinler ve rekabetler vardı." (Falih Rıfkı Atay)
-
[sıfat]
Kişiye ait, kişiyle ilgili, kişinin malı olan, kişisel, bireysel, özlük
- SAHRA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kır
-
Çöl
-
[isim]
Kır
- MAHFİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Gizli, saklanmış
- "Bu hatıra kalbin mahfi bir köşesinde saklanır." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
[sıfat]
Gizli, saklanmış
- MAHİR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Becerikli, yetenekli
- "Erkek aldatmakta çok mahirsin." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Uzman, işini iyi bilen, usta
- "Harp fenninin bütün inceliklerini bilen mahir bir kumandandı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[sıfat]
Becerikli, yetenekli
- RAHNE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Gedik
- "Bir taraftan aylık taksiti bütçesinde büyük bir rahne açan bu borcu senelerce ödeye ödeye bitirememiş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[isim]
Gedik